2. bölüm: İleri seviye yoga neye benzer?

image003

Daha geçenlerde İleri seviye yoga neye benzer? diye bir teaser attım ortaya ve geri çekildim. Biraz da amaç merak ettirmek, şaşırtmaktı. Hafif papparazzi modunda oldu, farkındayım. (Birinci yazıyı okumak için tıklayın… http://talasanayoga.com/2013/09/11/ileri-seviye-yoga-neye-benzer/)

O zamandan beridir kafama takıldı balık gibi bir sağa bir sola yüzdü bu düşünce. En çok da ”ileri” kelimesine takıldım.

Neye, kime göre ileri?

Yogayı bir okyanusa benzetmek çok kolay olurdu, çünkü biraz öyle. Üstelik kolayca vertigo hissetmek olmak da öyle. Bir bakmışsın birisi ”duygularını ya da egonu ayakkabılarını ya da yağmurluğunu çıkarır gibi stüdyonun dışında çıkar, ya girişteki paspasa, ayakkabılığa bırak, ya da işte askıya as” diyor, allah allah acaba duygularım ne, egom nerde, sürünüyor mu, tavan mı yapmış, ben kimim ki? Neyi nereye çıkarıp asıp bırakıp da nereye gidiyorum? Bilen var mı? Bir bakmışsın bir başkası ”Eveeeet, güvercin pozu (Kapotasana) ağlatabilir, en derinlerimize kilit vurduğumuz bastırdığımız duyguların kapağını açabilir, ağlamak normaaaaal” bırak bıraaaaak gözyaşların dökülsüüüün diyor… Yine bir diğeri, ”…ve bir baktım kolaycacık havalanıveriyorum, artık benim için kol dengeleri, başüstü duruşlar pratiğimin ayrılmaz bir parçası, işim rast gitmez benim eğer yapmazsam” diye gözlerinde gururun ”haklı” parıltısı cıvıldıyor, başüstü duruşlardan ilelebet tırsan zavallılar boyun omurlarını bir tık kısaltıp omuzlarının arasına azıcık daha gömdükleri başlarını ne yöne sallasalar, onaylasalar mı, çevirseler mi, anlamadıkları bir işi onaylamak ne derece dürüst olacak, ahhh ahhhh satyaaaa, ya da çevirseler kedi uzanamadığı ciğere pissss diyecek falan? Karışık işler… Yine bir diğeri ”ışıklar, çiçekler, böcekler, çakralarımın rengi, ah ne muazzam şey şu Kundalini” diye işin biraz daha enerjetik ve gizil boyutuna dikkat çekecek…

Dolayısıyla ”ileri” deyince belki konuyu şöyle basitleştirebiliriz. Zaten Patanjali, Yoga Sutra’da bunu yapmış, basitleştirmiş. Yogaya ilk başladığımızda çoğumuzun zihin, nefes ve hareket koordinasyonu kakafonik bir orkestra. Birlikte çalıştıkları anlar da olmuyor değil ama genelde dağınık ve birbirine ya karşıt ya da birbiriyle ilintisiz. Öncelikle asanaları uygularken bu üçlünün beraberliğine, tamamlayıclığı ve hatta aynı anda birlikte ”şimdi” halinde olma deneyimi üzerinde çalışıyoruz. Yani bence… Çeşit çeşit insan ve çeşit çeşit yoga var. Bu da doğru. Ancak bir yandan da yoganın, yani Hatha Yoga’nın bilimsel bir disiplin, bu çeşitliliğin çalışılmış, test edilmiş onaylanmış bir sistem, kah bazen yol gösterici, rehber, kah bazen de yolun ta kendisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu üçlünün birlikteliğini zayıf, ya da hiç, ya da az da olsa deneyimlemek dahi yine de yoganın bedenlerimiz, zihin ve duygu, hareket dünyamızda etkisi olmayacağı anlamına gelmez. Ayurvedik bakış açısı ile kesinlikle olur hem de.

Bu yazının konusu yoga eğitmeni ile mi yoksa kişisel yoga pratiği mi olmadığından bu konuyu dışarda bırakıyorum, şimdiden duyurulur.

Geri dönelim, ”ileri” ne demektir yogada?

Mesela Ashtanga Yoga’nın serileri vardır. Birinci, ikinci vs. gider. Birinciyi halletmemiş kişiye hocası ikinciyi sanıyorum ki pek de hadi sen bunu çalış diye vermez. Burda olay daha farklı. Yanlışım varsa yorumlar kısmında geribildirimlerinizi beklerim. Bendeniz temelde Hatha Yoga, biraz Vinyasa ve bolca Restorative Yoga yolunda gidenlerdenim. Kısacası İkinci seri, Birinci serinin üzerine kurulur ve ilerler diyebilir miyiz? Sanırım diyebiliriz.

Restoratif Yoga’da da başlangıç, orta ve ileri seviye bölümlemeleri vardır, Hatha Yoga’da da öyle. Neden?

Bedenin, nefesin, zihnin birlikte çalışması, koordinasyonu ve burada artık aslında asanaları uygularken enerji ve titreşimsel bedenle uğraşmaya başladığımız noktalara doğru yol alırız.

Eğer müthiş sporcu birisi değilseniz, ilk yoga dersinizi ve ilk kez uyguladığınız Savaşçı II duruşunda kollarınızın ve bacaklarınızın titremesini bir hatırlayın? Sonra azmettiniz, bu titremeler zamanla bazı duruşlarda tamamen yok oldu. Önceleri uygulamakta zorlandığınız, gerek esneklik, gerek denge, gerek konsantrasyon, ya da nefes nefese kalma durumları, bütün bunlar uygulamada ve disiplinli çalışmada giderek ya azaldı, ya dönüştü, ya bazı asanalarda (duruşlarda) hiç geçmedi hala öyle, bütün bunlar kötü bir tabirle de olsa peki bir nevi ”ilerlemek”.

Aslında yazarken şunu farkediyorum. ”ileri” yerine ”derin” sözcüğünü kullanmak isterdim.

YOGADA DERİNLEŞMEK… :) Böylece adına Çiğdem dediğim orkestramın seslendirdiği bana özgün müziğimi ve titreşimimi duymaya başlayabilirim. Belki nacizane kendimi bilmeye giden bir yolu da yürüyebilirim.

İşte bu ”ileri seviye yoga”. :) Ne dersiniz?

(…devam edecek)

hızlı zamanlar..

Sleeping student

Öyle garip bir dönemde yaşadığımıza inanmaya başladım ki artık yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan misali zihnimin bir oyunu olup olmadığını bilmiyorum. Sadece bazen ağzım açık kalıyor şaşkınlıktan. Düşünüyorum, öyleyse varım demiş ya Descartes. Bir adım ötesi daha var. Düşünüyorum, öyleyse oluyor! Kuantum diyorlar, işte bir sürü kanallayan alıcıları açık anten modunda insan var anlatıp duruyorlar, ikiz parçacıklar falan, Hawkings ilginç şeyler söylüyor, birileri bakın bakın biz size demiştik, anne sözüüüü dinlemeyennnn… :-P Gel gör ki bu düşünüyorum öyleyse oluyor hatta oldu da bitti maşallah afallatıyor insanı!

Yahu bu ne hız?!

Hani daha dua edecektik, hacca gidecek, adak adayacak, ne bileyim işte dünyanın hangi bir tarafındaysak ve hangi kültür ve dine doğmuşsak onun kaidelerini yerine getirip yalvarıp yakaracaktık. Enteresan! Yani daha çok hedefe kilitlenmiş lazer silahı gibi oldurabiliyor insan bazı şeyleri! Sonra da eski Hint destanındaki dilek ağaçları Kalpataru‘ların hikayesi gibi yine kendi hayaletlerini yaratıp, cennetini ve cehennemini vareden bizler her nedense bu gerçeği, ki sanırım yaşamın özü bu olabilir, her yeniden keşfedişimizde afallıyoruz. Mucizeymiş gibi geliyor, aslında normali bu! Tersine şartlanmış, alışmışız. Her şey imkansız, her şey zor bize. Yoksa değmez zaten, ucuz falan. Mücadele edeceksin! Ne israf ama?! Bir ton yürek ve kafa ısrafı! Havaya yaktığın doğal gaz!

Bu ”yaşam gücünü ve enerjini muhafaza et” meselesine yönelik MindBody Festival 2013‘ün son gününde Dr. Martina Ziska Gençleşme: Kendi Kendini Devam Ettirme ve Yenilenme seminerinde de Kuzey-Güney, Doğu-Batı eksenli bir enerji haritasından bahsetti. Haritanın bir tarafında güç ve otorite, aksi yönünde suçluluk duygusu, eksi kutbunda korkular, artı kutbunda ise bağımlılıklar vardı. Herkesin kendine basit sorular sorarak bu dört ana yön açısından hayatın belli dönemleri ya da olayları karşısında nerede olduğunu görmesine yarayacak bir model kısacası. Üzerimde otorite sahibi kişiler, ya da düşünceler nedir, kimdir? En çok hangi konularda kendimi suçlu ve yetersiz hissediyorum? Korkularım neler? Bağımlılıklarım? Sadece bunları dürüstçe bir kağıdın üstüne çiziktirmek dahi başlı başına bir iş.

Enerjiyi, yani Ayurvedik açıdan Rasa‘yı arttırmanın diğer bir yöntemi ise Satvik zihni besleyecek bazı besinlerle beslenmekten geçiyor. Dr. Martina Ziska bunun için de basit bir kahvaltı formülü verdi, özellikle kış aylarına yönelik güzel bir tarifti.

Martina’nın Patanjali Lecture Series 2013 – Yoga Sutra konuşmalarını aşağıda bulabilirsiniz… Ayurvedik beslenme ve yaşam tarzı ile ilgileniyorsanız gözatmakta fayda var.

hızlı zamanlar..

Sleeping student

Öyle garip bir dönemde yaşadığımıza inanmaya başladım ki artık yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan misali zihnimin bir oyunu olup olmadığını bilmiyorum. Sadece bazen ağzım açık kalıyor şaşkınlıktan. Düşünüyorum, öyleyse varım demiş ya Descartes. Bir adım ötesi daha var. Düşünüyorum, öyleyse oluyor! Kuantum diyorlar, işte bir sürü kanallayan alıcıları açık anten modunda insan var anlatıp duruyorlar, ikiz parçacıklar falan, Hawkings ilginç şeyler söylüyor, birileri bakın bakın biz size demiştik, anne sözüüüü dinlemeyennnn… :-P Gel gör ki bu düşünüyorum öyleyse oluyor hatta oldu da bitti maşallah afallatıyor insanı!

Yahu bu ne hız?!

Hani daha dua edecektik, hacca gidecek, adak adayacak, ne bileyim işte dünyanın hangi bir tarafındaysak ve hangi kültür ve dine doğmuşsak onun kaidelerini yerine getirip yalvarıp yakaracaktık. Enteresan! Yani daha çok hedefe kilitlenmiş lazer silahı gibi oldurabiliyor insan bazı şeyleri! Sonra da eski Hint destanındaki dilek ağaçları Kalpataru‘ların hikayesi gibi yine kendi hayaletlerini yaratıp, cennetini ve cehennemini vareden bizler her nedense bu gerçeği, ki sanırım yaşamın özü bu olabilir, her yeniden keşfedişimizde afallıyoruz. Mucizeymiş gibi geliyor, aslında normali bu! Tersine şartlanmış, alışmışız. Her şey imkansız, her şey zor bize. Yoksa değmez zaten, ucuz falan. Mücadele edeceksin! Ne israf ama?! Bir ton yürek ve kafa ısrafı! Havaya yaktığın doğal gaz!

Bu ”yaşam gücünü ve enerjini muhafaza et” meselesine yönelik MindBody Festival 2013‘ün son gününde Dr. Martina Ziska Gençleşme: Kendi Kendini Devam Ettirme ve Yenilenme seminerinde de Kuzey-Güney, Doğu-Batı eksenli bir enerji haritasından bahsetti. Haritanın bir tarafında güç ve otorite, aksi yönünde suçluluk duygusu, eksi kutbunda korkular, artı kutbunda ise bağımlılıklar vardı. Herkesin kendine basit sorular sorarak bu dört ana yön açısından hayatın belli dönemleri ya da olayları karşısında nerede olduğunu görmesine yarayacak bir model kısacası. Üzerimde otorite sahibi kişiler, ya da düşünceler nedir, kimdir? En çok hangi konularda kendimi suçlu ve yetersiz hissediyorum? Korkularım neler? Bağımlılıklarım? Sadece bunları dürüstçe bir kağıdın üstüne çiziktirmek dahi başlı başına bir iş.

Enerjiyi, yani Ayurvedik açıdan Rasa‘yı arttırmanın diğer bir yöntemi ise Satvik zihni besleyecek bazı besinlerle beslenmekten geçiyor. Dr. Martina Ziska bunun için de basit bir kahvaltı formülü verdi, özellikle kış aylarına yönelik güzel bir tarifti.

Martina’nın Patanjali Lecture Series 2013 – Yoga Sutra konuşmalarını aşağıda bulabilirsiniz… Ayurvedik beslenme ve yaşam tarzı ile ilgileniyorsanız gözatmakta fayda var.

hızlı zamanlar..

Sleeping student

Öyle garip bir dönemde yaşadığımıza inanmaya başladım ki artık yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan misali zihnimin bir oyunu olup olmadığını bilmiyorum. Sadece bazen ağzım açık kalıyor şaşkınlıktan. Düşünüyorum, öyleyse varım demiş ya Descartes. Bir adım ötesi daha var. Düşünüyorum, öyleyse oluyor! Kuantum diyorlar, işte bir sürü kanallayan alıcıları açık anten modunda insan var anlatıp duruyorlar, ikiz parçacıklar falan, Hawkings ilginç şeyler söylüyor, birileri bakın bakın biz size demiştik, anne sözüüüü dinlemeyennnn… :-P Gel gör ki bu düşünüyorum öyleyse oluyor hatta oldu da bitti maşallah afallatıyor insanı!

Yahu bu ne hız?!

Hani daha dua edecektik, hacca gidecek, adak adayacak, ne bileyim işte dünyanın hangi bir tarafındaysak ve hangi kültür ve dine doğmuşsak onun kaidelerini yerine getirip yalvarıp yakaracaktık. Enteresan! Yani daha çok hedefe kilitlenmiş lazer silahı gibi oldurabiliyor insan bazı şeyleri! Sonra da eski Hint destanındaki dilek ağaçları Kalpataru‘ların hikayesi gibi yine kendi hayaletlerini yaratıp, cennetini ve cehennemini vareden bizler her nedense bu gerçeği, ki sanırım yaşamın özü bu olabilir, her yeniden keşfedişimizde afallıyoruz. Mucizeymiş gibi geliyor, aslında normali bu! Tersine şartlanmış, alışmışız. Her şey imkansız, her şey zor bize. Yoksa değmez zaten, ucuz falan. Mücadele edeceksin! Ne israf ama?! Bir ton yürek ve kafa ısrafı! Havaya yaktığın doğal gaz!

Bu ”yaşam gücünü ve enerjini muhafaza et” meselesine yönelik MindBody Festival 2013‘ün son gününde Dr. Martina Ziska Gençleşme: Kendi Kendini Devam Ettirme ve Yenilenme seminerinde de Kuzey-Güney, Doğu-Batı eksenli bir enerji haritasından bahsetti. Haritanın bir tarafında güç ve otorite, aksi yönünde suçluluk duygusu, eksi kutbunda korkular, artı kutbunda ise bağımlılıklar vardı. Herkesin kendine basit sorular sorarak bu dört ana yön açısından hayatın belli dönemleri ya da olayları karşısında nerede olduğunu görmesine yarayacak bir model kısacası. Üzerimde otorite sahibi kişiler, ya da düşünceler nedir, kimdir? En çok hangi konularda kendimi suçlu ve yetersiz hissediyorum? Korkularım neler? Bağımlılıklarım? Sadece bunları dürüstçe bir kağıdın üstüne çiziktirmek dahi başlı başına bir iş.

Enerjiyi, yani Ayurvedik açıdan Rasa‘yı arttırmanın diğer bir yöntemi ise Satvik zihni besleyecek bazı besinlerle beslenmekten geçiyor. Dr. Martina Ziska bunun için de basit bir kahvaltı formülü verdi, özellikle kış aylarına yönelik güzel bir tarifti.

Martina’nın Patanjali Lecture Series 2013 – Yoga Sutra konuşmalarını aşağıda bulabilirsiniz… Ayurvedik beslenme ve yaşam tarzı ile ilgileniyorsanız gözatmakta fayda var.

hızlı zamanlar..

Sleeping student

Öyle garip bir dönemde yaşadığımıza inanmaya başladım ki artık yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan misali zihnimin bir oyunu olup olmadığını bilmiyorum. Sadece bazen ağzım açık kalıyor şaşkınlıktan. Düşünüyorum, öyleyse varım demiş ya Descartes. Bir adım ötesi daha var. Düşünüyorum, öyleyse oluyor! Kuantum diyorlar, işte bir sürü kanallayan alıcıları açık anten modunda insan var anlatıp duruyorlar, ikiz parçacıklar falan, Hawkings ilginç şeyler söylüyor, birileri bakın bakın biz size demiştik, anne sözüüüü dinlemeyennnn… :-P Gel gör ki bu düşünüyorum öyleyse oluyor hatta oldu da bitti maşallah afallatıyor insanı!

Yahu bu ne hız?!

Hani daha dua edecektik, hacca gidecek, adak adayacak, ne bileyim işte dünyanın hangi bir tarafındaysak ve hangi kültür ve dine doğmuşsak onun kaidelerini yerine getirip yalvarıp yakaracaktık. Enteresan! Yani daha çok hedefe kilitlenmiş lazer silahı gibi oldurabiliyor insan bazı şeyleri! Sonra da eski Hint destanındaki dilek ağaçları Kalpataru‘ların hikayesi gibi yine kendi hayaletlerini yaratıp, cennetini ve cehennemini vareden bizler her nedense bu gerçeği, ki sanırım yaşamın özü bu olabilir, her yeniden keşfedişimizde afallıyoruz. Mucizeymiş gibi geliyor, aslında normali bu! Tersine şartlanmış, alışmışız. Her şey imkansız, her şey zor bize. Yoksa değmez zaten, ucuz falan. Mücadele edeceksin! Ne israf ama?! Bir ton yürek ve kafa ısrafı! Havaya yaktığın doğal gaz!

Bu ”yaşam gücünü ve enerjini muhafaza et” meselesine yönelik MindBody Festival 2013‘ün son gününde Dr. Martina Ziska Gençleşme: Kendi Kendini Devam Ettirme ve Yenilenme seminerinde de Kuzey-Güney, Doğu-Batı eksenli bir enerji haritasından bahsetti. Haritanın bir tarafında güç ve otorite, aksi yönünde suçluluk duygusu, eksi kutbunda korkular, artı kutbunda ise bağımlılıklar vardı. Herkesin kendine basit sorular sorarak bu dört ana yön açısından hayatın belli dönemleri ya da olayları karşısında nerede olduğunu görmesine yarayacak bir model kısacası. Üzerimde otorite sahibi kişiler, ya da düşünceler nedir, kimdir? En çok hangi konularda kendimi suçlu ve yetersiz hissediyorum? Korkularım neler? Bağımlılıklarım? Sadece bunları dürüstçe bir kağıdın üstüne çiziktirmek dahi başlı başına bir iş.

Enerjiyi, yani Ayurvedik açıdan Rasa‘yı arttırmanın diğer bir yöntemi ise Satvik zihni besleyecek bazı besinlerle beslenmekten geçiyor. Dr. Martina Ziska bunun için de basit bir kahvaltı formülü verdi, özellikle kış aylarına yönelik güzel bir tarifti.

Martina’nın Patanjali Lecture Series 2013 – Yoga Sutra konuşmalarını aşağıda bulabilirsiniz… Ayurvedik beslenme ve yaşam tarzı ile ilgileniyorsanız gözatmakta fayda var.