Janu Shirshasana

Geçtiğimiz Aralık ayının son haftasında yogaya yeniden merhaba dediğimde öne eğilerek yapılan esneme duruşları ile tekrar karşılaştım. İlk tepkim ”eyvah!!!” oldu. Daha ilk derste yoga minderinin üzerinde vücudumu şekilden şekle sokmaya uğraşırken kendimle ilgili bir gerçeğin farkına vardım. Beynimde adeta bir ampül yandı! Bu çok kısacık süren ”aydınlanma” hali bana vücudumun sağ ve sol tarafları arasındaki dengesizliği gösterdi. Dahası bundan yaklaşık on bir yıl kadar önce sağ kalçamda, içteki ufak sakroilyak eklemi ile sağ dizimdeki eklem iltihaplanmasının acı dolu anılarını bedenimde ve en çok da zihnimde depoladığımı, o acıyı, uzun süre yürüyememiş olmayı, bedenimin yatağa mahkum olarak geçirdiği sürede kendini ne kadar bıraktığını hala dünmüş gibi deneyimlemeye devam ettiğimi apaçık karşıma koydu. Bu daha başlangıç seviyesi yoga dersi 1’de olanlar! Hani hep ayna mecazını kullanıyorlar ya? Evet, gerçekten de daha ilk yarım saatte zihnimi ve bedenimi kendi aynamda az buçuk görme imkanına kavuştum. Sonra eve gittim ve düşündüm. Yani aydınlanma halindeki kavrayış saniyeleri çok tatlı, eee peki sonrası? Bu yeni bilgi kırıntısıyla ne yapacağım şimdi?

Siz yapıyor musunuz bilmiyorum ama benim bir defterim var, şu moleskinelerden, ona pekçok gündelik notlar aldığım gibi genellikle yoga dersimin hemen ardından o gün benim için önemli olan deneyimleri de kısaca yazıyorum. Yoga uygulamalarının hem bedensel hem de zihinsel açılımlarını takip etmekte bana yardımcı oluyor, zira hızlı unuturum. Birinci dersten sonra hemen başladım bu not alma işine. Sonra kapadım defteri ve günün geri kalanında normal yaşantıma devam ettim. Akşam tam yatmadan önce, defter de baş ucumda duruyor, birden daha hafif bir ikinci şimşek çaktı! Bedenimin sağ tarafı yaşamış olduğu fiziksel travmanın acı hatırasını zihnim aracılığıyla depoladığı için gündelik yaşantımda da sağ taraf hep kaçınılması gereken taraf oluyordu haliyle! Yani sandalyede otururken aman sağ kalçanın üstüne fazla abanma, aman sağ dizi fazla bükme, aman sağ, aman sağğğğğ… Derken derken artık sağ bir sopa kadar bükülmez, eğilmez, esnemez bir sağ olup çıkma yolunda hızla ilerlerken… Teşekkürler YOGA! Kısacası, vücudumu taşır ve kullanırken yükümü yerçekimine göreceli olarak eşit dağıtmıyorum. Zaten tekrar yogaya başlasam iyi olacak diye söylenmemin sebeplerinin en başında son iki yıldır çektiğim, nerden gelip yerleştiğini anlayamadığım tuhaf bir sırt ağrısı. İdrar yolu enfeksiyonu kalıntısı diyeceğim, değil. İnsan yılın sekiz ayı enfeksiyon geçiremez! Kiloluyum diyeceğim, yok artık, yüz kilo hiç olmadım! Aradım taradım nedir bunun nedeni, yok, bulamıyorum, geçiremiyorum. En sonunda nedeni böyle buldum! Bedenimin iki tarafına eşit davranmamak, düzgün duruş, oturuş yerine çarpık, eğik, yamuk pozisyonlar ala ala – hatta uykuda bile – sağ taraftaki kaslarımın tamamı o kadar büzüşmüş ve kısalmışlar ki, bacaklarımdan sırtımın alt kaslarına, bel bölgesine doğru sürekli bir tedirginlik ve hafif ağrı hali. Hemen geçti mi? Hani insan farkına varıyor, tamam farkındalık sihirli bir şey, ama hemen iyileşme sağlanıyor mu? Bazı gün evet, bazı günler hayır. Stresi de genelde bel ve karın bölgesinde biriktirip depoladığımız için farkında olmadan tüm o bölgedeki kasları garip biçimlerde kasıyoruz. Bu olumsuz alışkanlıklardan vazgeçmek yoga yaptıkça, disiplinli olarak haftada en az üç ya da dört gün minderde doğru duruş serileri, nefes, kısacası yoganın sekiz kolunu yavaş yavaş, hiç zorlamadan hayatın içine kattıkça iyileşme olacağı kesin!

Gelelim bugünün sürprizine… Janu Shirshasana (Canu Şirşasana), yani baş dize geliyor. Farklı çeşitlemeleri olan bu asana (duruş) benim için daha ilk günden bir ayna olma özelliğine sahip. Yogaya devam edişimin altıncı haftasında ilk defa bugün öyle birdenbire ve tüm güzelliğiyle hiç beklenmedik gerçekleşti. Hem sağ hem de sol tarafa uyguladığım bu duruşta başım dizime geldi, alnım dizimin alt kısmına değdi! Üstelik de acısız, zorlamadan, yoganın tüm zerafeti, endamı ve gücüyle! Bedenimin içindeyken onun fiziksel kısıtlarından serbest olmanın, sınırsızlığın ve sonsuzluğun tadını çıkardım!

Patanjali, Yoga Sutra’da asanaları (duruşları) şöyle tanımlıyor: ”Asana doğallık veya rahatlığın (sukha) istikrarlı veya hareketsiz (sthira) duruşa eşlik etmesidir.”

Söylemiş miydim? Artık asanaları (duruşları) uygularken, biraz sonra pozisyonunu alacağım duruşu zihnimde canlandırıp da bedenim harekete geçip duruşa girdikten sonra zihnimi devreden çıkarıyorum. Onun görevi sadece seyretmek. Gerisini bedenim algılıyor, hissediyor ve bana söylüyor. Böylelikle duruşların içinde gergin değil, gevşek değil, bedenimin ağırlık merkezinin tahtına kuruluyorum. Umarım git gide daha da keyifle! 🙂

 

Şişman hanım Janu Shirshasana yaparken... (dökme bronz el yapımı heykelcik, Tayland)