Heyecanlıyız! Yeni başlıyoruz yogaya ve çok çok merak ediyoruz. Nasıl bir şey acaba? Katılan insanlar nasıl insanlar? Gerçekten de söylendiği kadar keyifli bir şey mi yoga? Merak ve heyecan derken ufak tefek ayrıntılar gözümüzden kaçabiliyor. Öyleyse hep birlikte bir göz atalım. Yoga dersine başlarken sınıfta hangi görgü kurallarına dikkat etmek gerekir. Mecbur değilsiniz tabii, ama hani bir yerde yoga farkındalığımızı geliştirdiğine göre, hem kendimize, hem de başkalarına karşı nezaketi elden bırakmamak sizce de güzel olmaz mı?

1. Her şeyden önce öğretmene saygı!

Bir yoga sınıfına yazıldığınızda, katılacağınız bir iki saatlik yoga dersi boyunca aslında öğretmeninize de saygı göstermek üzere bir anlaşmaya imza atıyorsunuz! Tam dersin ortasında bir yerde bu öğretmene, onun tarzına veya öğrettiği yoga tarzına ilgi duymadığınızı keşfettiniz. Yine de derse devam edin ve eğitmeninizin gösterdiklerini uygulayın! Eğer bir ağrınız, fiziksel vs. şikayetiniz varsa elbette bunu belirtin, ancak aksi halde uygulamaya devam edin ve Savasana (ceset pozu) duruşunu da uygulayarak sınıfı tamamlayın. Bunun dışında kendi kendinize uygulamalara girişmeyin, sınıfın ritmini yakalayın, eğitmeniniz sizden bunu istemedikçe başka bir yoga öğrencisine yardım etmeyin veya hareketlerine karışmayın.

2. Yoga dersine 2 saat kala yemek yemeyi kesin!

Eğer yoga alıştırmalarını şişkin, dopdolu bir mideyle uygulamaya kalkışırsanız özellikle vücudun üst kısmını döndürdüğümüz duruşlarda kramplar, başdönmesi, bulantı, hatta kusmaya hazırlıklı olun! Ayrıca mide bütün yediklerinizi hazmetmeye çalıştığından kan bu organda toplanacağından enerjinizin çoğu hazma gidecek, bu da sizi hayli halsiz bırakabilir.

3. Ayakkabılar sınıfın dışında!

Her yoga stüdyosunun kuralları birbirinden farklı olsa da değişmeyen tek bir şey var: Yoga sınıfında ayakkabı yok! Hepimiz tertemiz bir yerde çorap veya çıplak ayakla dolaşıyoruz, dolayısıyla kendi sağlığımıza gösterdiğimiz özeni başkaları için de gösteriyoruz.

4. Birdenbire sınıfa dalmak!

Tam meditasyonun, güzelim zihin alıştırmanızın ortasındasınız, zaten odaklanmak falan çok zor, şunun şurasında haftada bir bilemediniz iki kez bir fırsat geçmiş elinize, oturmuşsunuz işte, meditasyon yapmaya çalışıyorsunuz. O da ne? Paldır küldür birisi sınıfın tam orta yerine dalıveriyor, fütursuzca açıyor salıyor matını, mat bir bayrak gibi dalgalanıyor, sonra bir şakkkklama sesi, serivermiş geniş geniş tam dibinize, eşyaları başlamış saçmaya… Bu sınıfın bir başı, bir de sonu var! Tamam, zamandı, Einstein’dı, mistik felsefeydi, falan, hepsi bir yana, hani her şey göreceli de, gelmişiz şuraya olmaya, olumlamaya, peki siz nerdesiniz, nerelerden geldiniz, bu acele telaş da neyin nesi? Madem bir söz verdik yoga sınıfına gidiyoruz diye, o sözün gereğini de yerine getirsek?

5. Birdenbire toparlanıp yoga sınıfından dışarı çıkmak!

Tam Savasana (ceset pozu) duruşunun tadını çıkarıyorsunuz. Gevşeyip iyice derinleşmişsiniz, o muhteşem ve yoga matlarının üstünde terleyerek emek sarfedip hak ettiğiniz, yoga deneyiminizin en güzel saniyelerindesiniz, zihin, beden, ruh ve duygular, her şey dengede… Hoooop, yanınızda birisi aniden haşır huşur toparlanmaya, yoga matını sarmaya başlıyor, çantasını karıştırıyor, derken ayağa fırlıyor ve paldır küldür kapıya ulaşıyor, ordan da kendini gürültüyle dışarı atıyor! Hani şiddetsizdik, ahimsa (şiddetsizlik ilkesi) diyorduk? Kızıyoruz, oldu mu, şiddet! Kızmasak, oldu mu yine kendimize bu defa şiddet! Nasıl yani, ikilik çıktı bile, halbuki yoga ikilikleri gör, tanı, kapılma demiyor mu? Yoga da bile mi olacak bu tartışmalar? Elbette uygulamada derinleştikçe etrafta olan biten, gürültü, kişiler, olaylar etkisini yitirmeye başlayacak, o kadar derinleşebileceğiz, ama daha zamanı var galiba? Biz fazla kızmayalım, ama gelin sizler de hemen geç kalıyorsunuz diye kendi yoga uygulamanıza ters düşmeyin. Madem gün içinde vakit ayırdınız ve yogaya geldiniz, o zaman %100 orada ve o anda olun! Kalın! Ne öncesi, ne sonrası, yakalanacak randevular, geç kalmak, akreple yelkovanın kölesi olmak. Bir kere de zaman sizi bekleyiverse olmaz mı?

6. Ah şu cep telefonları!

Zaten bütün gün milyon tane manyetik alanın içinden geçe geçe, cep telefonları, bilgisayarlar, televizyonlar, araba, saç kurutma makinası… Ne zaman elektroniğin sıfır olduğu bir ortamda olacağız? Tam yoga alıştırmalarının ortasında, Shalabhasana (Çekirge pozu) duruşunu tutturmaya çalışıyoruz, odaklanmışız, hareketin hakkını vereceğiz, vıııızzzzzzttttt bıııızzzztttt, ya da dinnnnggggggggg, tttrrriiiilllliiiiiiittttt… ya cep telefonu çalıyor, ya mesaj geliyor. Hem duyanlar rahatsız, hem telefonun sahibi! Kimden geldi acaba? Önemli bir şey mi var? İşte mi bir şey oldu? Ya kızım, oğlum, eşim, sevgilimse… Bu nasıl içe dönmek? Sahi, bu telefonlardan önce nasıl yaşıyorduk biz? Hatırlayan var mı? En komiği de, telefona cevap verip arayana bağırmak ”Tam yoganın ortasındayım! Beni ne diye arıyorsun?!” O zaman sesini kıs telefonunun, dolabında çantanda bırak, kilitle, gel sınıfa, tadını çıkar kendinle olmanın. Niye başkasına kızıyorsun seni yoganın ortasında rahatsız etti diye? Kendine kızman lazım, rahatsız edilmek istiyorsun demek ki? Yogaya gelince %100 orada olmak, bulunmak, o anda var olmak için yogaya gel!

7. Temizlik! Ter kokusu, ayak kokusu, ağır parfüm, deodorant…

Nefes alacağız! Nefes alıştırmaları yaparken yanımızdaki, ön, ya da arkamızdaki kişinin kokularından baygınlık geçirmek üzereyiz! Her nefes tam anlamıyla bir işkence! Söyleyemiyoruz da! Bu ders nasıl bitecek? Burnun direği çoktan kırık… Ya ayak kokusu? Tamam, yogada elbette yorulacağız, terleyeceğiz, gül kokuları saçacak halimiz yok. Ama sınıfa gelmeden önce o gün sabahtan, ya da bir önceki gece yatmadan önce bir duş almak fena olmaz hani… Ter kokarak gelmek gerekmiyor. Tabii kötü kokuları engelleyeceğim diye Chanel 5, ya da Jean Paul Gaultier parfümleri, AXE deodarantları sıkıp hepimizi mis kokularla dövmeye de gerek yok! Hani belki birimizin alerjisi vardır? Ya da sevmiyoruz böyle kokuları? Herkesin zevki başka… Temizlik derken, temiz giysiler de hoş tabii, bir önceki sınıfta kullandığınız eşyaları hiç yıkamadan giymeye devam etmek de etraftakiler için gerçek bir işkenceye dönüşebilir!

8. Nezle, grip, yogaya geleyim iyileşeyim…Başkalarından bana ne!

Çok hastasınız! Bir öksürük, aksırıktır gidiyor. Duydunuz tabii, yoga nelere iyi gelmiyor ki! O halinizle toparlandınız, geldiniz sınıfa ve her yere, herkese bulaştıracaksınız iyileşmek pahasına! Hem kırık dökük halsiz, nasıl olacak Virabhadrasana I (Savaşçı Duruşu I), Nakrasana (Timsah Duruşu) ya da Ekapadasana (Tek Ayakta Duruş) deniyorsunuz, sümük salyalar saça saça, derken göğüs açıcı duruşlarla öksürüğünüzü kontrol altına alacaksınız, bir gürültü, bir öksürük, bir hapşırık… Bu haldeyken en güzel yoga, evde yapılan yoga! Sınıftaki hareket dizilerinden hatırladıklarınız vardır… Biraz kitap, ya da interneti karıştırarak soğuk algınlığına vb. hastalıklara ne iyi gelir, ne gelmez araştırabilirsiniz. Ama sanırım hasta olunca, özellikle de böyle, en güzeli ilk birkaç gün bedeni rahat bırakmak ve dinlenmek.

9. Nasıl giyinmeli?

İstanbul Fashion Week’e gider gibi mi? Çuval geçirip, en bol kıyafetleri giyerek mi? En önemlisi bedenin kıyafetlerin içinde rahat etmesi ve yapılacak yoga türüne uygun olmaları. Aşırı bol kıyafetler yoga uygulamaya engel oluştururken, mesela çok bol pantolonlar bacak kirişlerini açıcı esnetmeli duruşlarda, ya da bacakların kaldırıldığı pozlarda yukarı sıyrılıp toplanabilir, bol tişörtlerin önü ve yakası aşağı eğildiğiniz duruşlarda görüşünüzü kapatır, ayaklarınızı göremezsiniz, belinizden sıyrılıp vücudunuzun üst kısmında toplaşabilir, dahası yoga eğitmeniniz bu bol giysilerin içinde yoga asanalarını (duruşlarını) düzgün yapıp yapamadığınızı da göremeyebilir. Diğer taraftan aşırı dar giysiler de eklem yerlerinizde rahatsızlık yaratabilir. Bu nedenle olabildiğince organik kumaşlardan, sade ve vücuda rahat oturan, ne bol ne de aşırı sıkı, dar giysileri tercih etmek yoga deneyiminizi daha keyifli hale getirir.

10. Herkes kendi matının üzerinde!

Sınıftan içeri girdiniz, ya da çıkmak üzeresiniz, yoga matlarının hepsinin teker teker üzerine basarak geçip gidiyorsunuz… Bir dakika durun! Matlara herkes yüzünü, alnını, başını koyuyor, uzanıyor… Dolayısıyla üstlerine sağda solda dolaşıp basmak pek de hoş değil. Siz de kendi matınızın üzerine bu şekilde basılmasını istemezsiniz. Etrafınızdakileri sert bir tonla azarlamak ya da uyarmak da hoş olmayabilir. En güzeli örnek olmak, matların arasından sakınarak dolaşmak…

11. Başka öğrencileri yoga uygularken seyretme dürtüsünü dizginleyin!

Sirsangusthasana (Başı Ayak Başparmağına Yaklaştırma Duruşu) uygulamaya çalışıyorsunuz, zaten dengede kalmak zor, iki büklüm olmuşsunuz, nefesler falan karışmış, özellikle başlangıçta ne, ne zaman, nasıl giderken birisi oturmuş sizi bilmiş bakışlarla izliyor! Kimsenin hoşuna gitmez elbette… Uygulamalar sırasında kimden daha iyi, kimden daha kötü olduğumuzla değil, sadece kendimizle ilgileniriz. Bu nedenle yoga sınıfındayız ve içsel yolculuğumuzda çeşit çeşit yoga asanalarını (duruşlar) deneyimlerken kendi vücudumuzun, zihnimizin, duygularımızın tepkileri, o anda deneyimlediğimiz her şey bize bizi öğretiyor. Başkasının kim ve ne olduğu, neyi nasıl yaptığından çok, ilgi alanımız kendimiz olmalı. Bu nedenle merkezde biz varız, tahtımıza kurulup oturuyoruz.

12. Sağda, solda, önde, arkada…Başkaları da var!

Yaşasın Bakasana (Karga Duruşu)! Ayağı kaldır, öne doğru eğil… O da ne? Arka tarafta duran kişinin başına çarptık!!! Duruşları uygularken ve özellikle de yogaya yeni başlarken duruşa geçmeden önce matın neresinde nasıl durduğumuz bu tür kazaları büyük ölçüde engeller. Eğitmeni takip etmek bu açıdan da önemlidir. Bir duruşa başlarken ve duruştan çıkarken her zaman etrafımızda komşularımız olduğunu akılda tutmak, hareketlerimizi büyük ölçüde kendi matımızla sınırlamak istenmeyen temasları ve sıkıntılı durumları ortadan kaldırır.

13. Her ne olursa olsun yine de hoşgörü!

Yukarıda saydıklarımızdan bir iki tanesi hatta çok şanssız bir gününüzdesiniz 😉 hepsi birden aynı anda oldu! Şiddetsizlik! Evet, ahimsa… Siz bu nezaket kurallarının uygulayıcısı ve başkalarına örnek olun, gerisi nasılsa gelir. 🙂

19.03.2011