1. Ege dolaylarına gidip biraz bağ bahçe görmek, klok mantarı bulaşmış güzeller güzeli bir şeftali ağacı organik zirai ilaçla nasıl tedavi edilir, araştırmak.. Doğayla farkındalık 101!

2. Komşunun bahçesindeki malta (yeni dünya) eriklerinin tadına bakmak! Hayatımda yediğim en iyi malta erikleri.. Normalde  hiç tercih etmediğim bir meyve, ancak bahçeden gelen her şeyin lezzeti bambaşka!

3. Bolca domates ve biber fidesi dikimiyle bahçe çapası izlemek, zeytin ve limon ağacına övgüler.. 🙂

4. Ege’nin yaşını başını almış, Atatürkçü, Cumhuriyet ideallerini yaşamış güzel nesliyle bir araya gelmek, arttırmalı kağıt oynamak, yensen de yenilsen de kasaya sürekli borç vermek ve masadan kahkahalar içinde kalkmak!

5. Eski bir banka müfettişinin Anadolu’ya dair anılarını, doğunun eski kışlarını, kurt sürülerini dinlemek ve daha birçok şeyin masalına dalıp gitmek… Vay canına demek! Ağır ve müşkül olanın hikayesindeki özü hissetmek ve yavaş yaşam denilen şeyi iliklerine kadar hissetmek!

6. Sahilde yürüyüşe çıkmak, balıkçı barınağındaki kahvede kahvelenmek, tütün tüttürmek, boş boş ve yavaş bakmak, baktığını görmeye, algıya çevirmek, sindirmek..

7. Arada yalnızlığın tütsüsünü yakmak… Doğaya temas eder etmez yaşamın galip gelmesi! Belki de kötü hava gibi inişleri çıkışları normal karşılamak gerekliliği…

8. Teşhis: Fethedilmesi gerekmeyen kale! Kimseye, hiçbir şeye, hiçbir koşula teslim olmama, dahası gereksizliğin en saf hali.. Olmakla olmamak arasındaki ince çizgide kumsalda ayağımda Nikelerimle sezonun ilk şortu, koşuyorum, gün batmış gitmiş, birazdan alacakaranlık.

9. Kalın buzların altında usul usul dinlenen ama sonra var gücüyle infilak eden Eyjafjallajökull ya da Grimsvoetn yanardağları gibi insanın yalnızlığı da fışkırıveriyor, özünün en derinlerinden başının tepesindeki mantarı attırıveriyor ve patlıyor, etrafına saçılıveriyor, herkese ateşli lavlı kayalar sıçratıp fırlatıveriyor! Yalnızlık hissi böyle vahşi bir şey aslında, var gücünle püskürmek, içindekini tüketmek istiyorsun! Bir sürgünde olma hali, kendi yüreğinin içine kapanma ve içe dönmenin zaman zaman sevinci, bazen taşınmaz bir yük gibi ağır gelişi… Kendini kendinle paylaşmayı öğrendiğin zenginleşme süreci.

10. Ne istediğini, ne zaman istediğini, kimden istediğini, nasıl istediğini ayarlamadan olmuyor! Bağırma, sağır ediyorsun! Susma, kilitleniyorsun! Sadece dillendirmek içinden geçenleri ve bu da bir sanat, müzik enstrümanı çalar gibi. Detone olunca kimse dinlemiyor seni!

11. Güneş Kapısı’ndaki (Puerto del Sol) güzel İspanyol gençliği, Büyük Anadolu Yürüyüşünün yürekleri sevdalı cesur gençliği.. Yarınlar belki de ışıl ışıl, çemberlerde yeni paradigmalarla doğar, doğamıza döneriz böylece, yavaş yaşamların içsel enginliğinde denizler boyu yelken basarız… Keşfedilecek ne çok şey var!

12. Son olarak… Bahçe! Her şeyin en güzel, basit, lezzetli, uyumlu ve huzurlu hali ufak bir bahçenin bağrında gizledikleri… ve sonra ter atmak için denize bir dal çık! Ferahlar, açılırsın! 🙂

25.05.2011