Öyle atla deve değil.. yani Vatayanasana (At duruşu) ya da Ustrasana‘dan (Deve duruşu) bahsetmiyoruz… Basit… Hep unutulan… Özellikle Savasana‘da (Ceset pozu) hatırlıyorum, öyle birdenbire aaaaaa?!?! dedirten… Ayak parmaklarım var benim! Sonra el parmaklarıma parmak olmalarından ötürü duyduğum biraz tuhaf saygı! Derken kürek kemiklerimi sıkıştırıyorum, omuz başlarımı da geriye çekerek yere daha da bir yapışıyorum, jjjjööööllleeee olup erimmmmeeeekkkk, giderek takır tukur yerde matın üzerinde daha çok yatasım geliyor bazen, bu ne güzellik, yatak da neymiş zaten?!?!?! Yıllar önce sualtı dalışları yaptığım bir projede çalışırken gündüzleri o kadar çok hareket halinde oluyordum ki, dalıştı denizdi suydu derken gece on ikiden önce de yatamayınca, bütçe de kısıtlı, ufak bir pansiyonun damında, matın üzerinde yattığım yaz geceleri geliyor aklıma.. Ertesi sabah altıya doğru uyanırken hiç de kötü hissetmezdim kendimi, tersine daha bir dinlenmiş, yerle bir olmuş da sonra tekrar dirilivermişim gibi sanki. Önce yer yatakları gitti, sonra yer sofraları… Hani Muhteşem Yüzyıl’da İbrahim Paşa’nın sarayındaki alafranga yemek masası olayı… Ne zaman kendime vakit ayırıp da akşam güzel bir yemek pişirsem salondaki orta sehpaya sofra kuruyorum, önüne çekiyorum bir yer minderi, bağdaş kurup oturuyorum.. yemeğin tadı daha bir güzel belki. Kısacası, yerle ve yerçekimiyle daha başka bir ilişki geliştirmeye başladım. Özellikle de daha dün akşam katıldığım özel bir meditasyon türünde (Yaşam Çiçeği) son derece değişik bir deneyim yaşadım. Hem oradaydım, hem değildim. Hem ağırdım, hem hafif. Hem dışarıyı, hem içeriyi görüyordum. Işığın renklere, renklerin şekle ve oradan yeniden ışığın içine eridiği dakikalar geldi geçti… Isındım. Sevdim. Sevildim. Yoğunlaştım. Çözüldüm. Dağıldım. Birleştim. İndim. Çıktım. Duydum. Sağırdım. Gördüm. Kördüm.

.

Not 1: Keçileri mi kaçırdım? Yok canım! Altı üstü yerçekimiyle muhabbet benimkisi..

Not 2: Neden bahsettiğimi anlamadınız mı? O zaman yerçekimiyle henüz irtibata geçmemiş olabilirsiniz. Gelin Trikonasana yazımı okuyup tanışın ve bu asanayı uygulamaya çalışın. Yerçekimi meselesine damardan giriş için daha iyi bir duruş düşünemiyorum! Üstelik esneklik yeni bir anlam kazanıyor: Tatlı tatlı yerçekimine direnirken esneklik sayesinde direnmiyoruz aslında. Her şey, hepsi aynı anda.. 😉