1. Temple Grandin (Yönetmen Mick Jackson, 2010)

Temple Grandin otistik bir çocuktur. Dört yaşına kadar hiç konuşmaz. Kendisine dokunulmasını asla istemez, annesi tarafından asla kucaklanmamıştır. Toplumun farklı ve özel kişilere uyguladığı tüm aşağılanma, alay edilme, dışlanma ve daha nice işkencelerinden geçmiş, azimle kendi özel kişiliği, ailesinden gördüğü sevgi, anlayış ve destek, hocalarının ve ona inanan insanların da desteğiyle besicilik sektöründe büyük baş hayvanların kesimhanelerde yaşadığı sıkıntıyı tasarladığı özel sistemler sayesinde en aza indirgemeyi başarmış bir bilim kadınıdır. Özellikle ”kucaklama kutusu” adını verdiği kendi özel tasarımıyla da bilinir. Temple Grandin, PETA‘dan (People For The Ethical Treatment of Animals) ödül almıştır. Günümüzde Colorado Üniversitesi’nde profesör olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Yılmamak, azim ve kendini adamak, çevreye ve kendine, sevgiye hizmet etmek nasıl bir şeydir diyorsanız, bu yaşam öyküsü gerçekten MUHTEŞEM!

2. DEUTER – The Wind in the Trees

Deuter çok iyi tanınıyor. Yoga yaparken dinlediğim bir albümünü paylaşmak istedim. Ağaçlara özel bir merakım var. Çok emek verdiğim bonsai ağaçlarımı iki yıl önce Antalya’ya götürüp annemin emin ellerine teslim ettim. Ankara havası daha önce yıllarca nemli iklimde baktığım bodur ağaçlarıma pek de iyi gelmedi. Tür olarak çeşitli çam ağaçları ilgimi çekiyor ve Akdeniz iklimi onlara yaradı diyebilirim. Tekrar eve yaprak döken türlerden alır mıyım emin değilim, şimdilik orkidelerle bitki özlemimi bir nebze olsun gideriyorum. Ağaç konusuna dönersek, Deuter’in albümünün adı gibi, bu güzel parçalarda rüzgar ağaçların arasında geziniyor gerçekten de..

DEUTER – Distant Islands

3. Yves Coignet – Buddhattitude – Horriya

Mutlaka siz keşfetmişsinizdir, ben yeni karşılaştım ve bayıldım. Özellikle de Amon Ra parçasına bayıldım. Güneşe Selamımın vazgeçilmezlerinden oldu çıktı!

Yves Coignet – Amon Ra

Yves Coignet & Abdelkader Khabouri – Dreaming about Alaska / Inuk

Bayramınız kutlu olsun, kuzular mutlu kalsın! 🙂