Dayanamadım! Hala üçgenlerdeyim, ama bir arıza yaptı benim bünye ve dedi ki, ıııı-ııııhhhh, illa ki biraz çember ol sen! Ne yapalım, sürpriz böyle büyük olunca…

Biliyor musunuz, benim yoga asanası deyince kalbimi küt küt attıran duruştur Urdhva Dhanurasana, hele de Eka Pada Urdhva Dhanurasana olursa, aman o ne estetik. Böyle hep görürdüm siluet fotoğraflar ve hayalini kurardım, birgün ben de yapsam diye… ve çok zorlandım. Benim için o kadar uzun süre ulaşılmaz kalan duruşlar arasındaydı ki bir ara ümidi kesmiştim. Ne kadar doğrudur ya da ilişkilidir bilemiyorum, özellikle temel Hatha Yoga asanalarında sebat edip üçgen duruşlara odaklanmak, sonra azar azar Setu Bandhasana, Sarvangasana çalışmak, Janu Sirsasana ve diğer öne eğilmeler sanırım tatlı tatlı beni çekti uzattı, biraz daha esnekliğim arttı. Fakat en önemlisi ne biliyor musunuz? Yaşama karşı da öyleyim! Hani Ustrasana ve pekçok göğüs kafesini açıcı duruş nasıl kalbi ferahlatıp açıyor, Janu Sirsasana, Paschimottanasana ve benzerleri de tevazu ve içe dönmenin anahtarlarını veriyorsa bizlere, gündelik olaylar karşısında elimde bir alet çantasıyla dolaşıyor gibi hissediyorum bazen. Vakit bulamadığım için, fakat mutlaka hedeflediğim sevgili Yoga Eğitmeni Sibel Aydoğmuş’un Anusara Yoga derslerine de katılmak istiyorum bir ara… Kısmetse olacak, şu yoga eğitmen eğitimimi bir tamamlayayım, şu ara birazcık vakitsizlikten muzdaribim..

Neyse, biz dönelim çember ve Urdhva Dhanurasana‘nın faziletlerine… Tahmin edemeyeceğiniz kadar el bileklerini hedef alır. Sanırsınız ki güçlü kollar, bilekler lazım ki bedeni taşısın. Sanırım pek öyle değil. Bedeni taşımak demek bizi yine yerçekimiyle olan maddi ilişkiye getiriyor. Bedeni çekirdek taşır dersem bir şey ifade eder mi size? Gerçekten de öyle. Ayaklar ve eller arasında uzanan bir ağaç gövdesi gibi düşünün bedeninizi, eğer gövde ve onun merkezi güçlü, dayanıklı fakat bir o kadar da esnek olmazsa ağaca ne olur?

Bu soruya geri döneceğiz…

Önce tekniğe bir bakalım. Urdhva Dhanurasana‘ya yükselebilmek için açıklık gerekiyor, yani kalça ve göğüs bölgelerinde boşluğu derinleştirmek.. Başlangıçta yükselebilme, leğen kemiklerini yukarı itip kalçayı taşıma mücadelesi veriyor, el bileklerinizde acı ya da ağrı oluşuyor, kuyruk sokumu ile bel (lumbar) bölgesi omurlarında batma, ani acı, sıkışma hissediyorsanız henüz bu duruşu uygulamaya çalışmak için erken olabilir. Bu durumda Setu Bandha Sarvangasana daha zor ve ileri seviye bir duruş olan Urdhva Dhanurasana‘ya sizi yavaş yavaş hazırlar.

Kalça ve göğüs boşluklarını yaratabilmenin inceliği ise bir iki ayrıntıda gizli. Duruşa kalkmadan önce elleri başın biraz ötesinde yukarıda birbirine paralel, orta parmaklar topukları işaret edecek şekilde hizalamak, dirsekler ve el bileklerinin dışa yanlara doğru yayılıp açılmasını engellemek, aynı şekilde dizlerin de dışa yana doğru yayılmasının önüne geçmek için kemer kullanılabilir. Kendinizi adeta bir kalıba, çerçeveye oturttuğunuzu farz edin ve bu kalıbın biçimi bir çember, çember olacaksınız! Gövdeyi ve kalçaları biraz kaldırıp başın tepesini yere dayadıktan sonra ellerinizi omuzlarınızın altına gelecek şekilde çekip yerleştirin. Ondan sonraki kalkış, leğen kemiklerini iyice yukarı havaya itme sırasında önemli püf noktaları var. Artık bu kalıba, çerçeveye tam yerleştiğinizi var sayıyorum. Derin bir nefes alıyorsunuz, ağır ağır, ondan sonra kuyruk sokumunuzu değil, leğen kemiklerinizi yukarı itiyorsunuz. Bunu da ancak üst bacak kirişleri, uyluk kaslarınızın esnekliği ile başarabilirsiniz. Eğer popo kaslarınızı (gluteus maximi özellikle) sıkıştırıp kasarak yukarı çıkarsanız kalça bölgesindeki boşluğu yaratamazsınız. Leğen kemikleri arasındaki dengeli açıklık ve göğüs bölgesinde en çıkıntılı iki kaburga kemiği ile yatay hizalanması bel bölgesindeki lumbar omurların aralarında da yeteri kadar boşluk bırakacağından yaralanma ve rahatsızlıkları önlersiniz. Göğüs boşluğunu yaratmak için bu iki çıkık kaburga ile leğen kemikleri hizalandıktan sonra omuz başlarını geriye çekmek ve kürek kemikleri arasını derinleştirmek, kolların tam omuzlardan yere dimdik, 90 derece açıyla hizalanmasını sağlamak, ellerin topuklarla ve dizlerle aynı hizada olduğuna, ayakların leğen kemikleri kadar birbirinden açık durduğuna dikkat etmek, el bileklerinin birbirini görmesine özen göstermek gibi incelikler var.. Bu ayrıntılar duruşun çerçevesi içinde çok büyük rahatlık sağlar. Genellikle ayaklar birbirine paralel tutulur, çok gerekliyse hafifçe içe birbirine işaret edecek şekilde döndürülebilir. Ayak bilekleri ve ayaklarda Tadasana‘da dururkenki yere üçgen üzerinde köklenmeyi bozmamak gerekir. Bu yüzden ayakların daha çok iç yüzünü ve parmakları yere basmaya özen göstermek sağlam köklenmek demektir. Bacaklarınızda iç uyluk kaslarını ve dizlerin iç kısmını hafifçe içe doğru döndürün ki dışa yayılma riski azalsın, hizalanmanız bozulmasın. O zaman ayağın iç kısmıyla ayak başparmağının kökü de yere tamamen yaslanır. Son olarak başı da tam atlas kemiğinin olduğu noktadan aşağıya sallandırmak eğlencelidir.

Gelelim çember konusuna… Bedeni çembere yerleştirmek nasıl bir duygu?

Öncelikle müthiş bir ferahlık ve bırakma hissi! Göğüs ve kalça boşluklarının oluşmasıyla olağanüstü bir bedensel, ruhsal, duygusal, zihinsel açıklık… Yemyeşil, alabildiğine uzanan uçsuz bucaksız çayır çimen ve kalbin boşluktaki atımı, sesi, ritmi… yeşilin derinliği… naneli sakız gibi bir şey?! 😉 ağızdaki o ilk açılma ve ferahlık duygusu kısacası… Kalp en tepe noktaya çıktığında, duruştaki en yüksek noktaya beden ve ruh kaidesinin üstüne yerleştiğinde sizce hayata ne olur? 😉

Urdhva Dhanurasana (Yukarı Doğru Yay Duruşu), ya da diğer adıyla Chakrasana (Çember Duruşu), birlik ve bütünlüğü simgeler. Yaşamın her anında orada, şimdide tamamen olmayı ve aktif katılımcılığı vurgular. Uykulardan uyanırsınız, müthiş enerji verir! Geriye bükülmeler güven hissi telkin eder ve ne olduğunu, olacağını bilmemenize rağmen korkularınız, yaşamdaki sorunlarınızla başa çıkmanızı sağlar. Anahata Çakra (Kalp Çakrası) açılır ve olabilecek en derin nefesi içe çekmek yaşamı da tüm getirdikleriyle birlikte içe alabilmek, onun içinde var olurken özümseyebilmektir. Neşelenirsiniz böylece, çünkü olaylar eskisi gibi görünmez, başka açılardan bakarsınız olup bitene.. Ruhunuz serbest kalır, zincirlerinden boşanır, özgürlük hissini çekersiniz içinize! Sonsuz ufuklara uzanan geniş mi geniş bir yürek demektir eninde sonunda.. Hiç duvarları olmayan, dirençsizliğinde atik, kıvrak bir ceylan ve o ormanların kralına rağmen kendi gücünün bilincinde, Manipura Çakra‘nın (Göbek Deliği Çakrası) da etkisini hissedersiniz. Duvarları, sınırları olmamak demek farklı bir şey! Güçlü yürek ve güçlü beden merkezi dengelendiğinde ikisi el ele verir, ürkmezsiniz. Her yeni gün heyecan verir, anda kalır ve gülümsersiniz… Dış etkenlere en dayanıklı biçim çemberdir, onu kolay kolay kimse kıramaz çünkü geometrik, matematik bileşenleri gereği o, dengenin ta kendisini ifade eder! Yaşamın her yönüne merkez noktadan eşit mesafede ve merkezinde kalarak bakmayı sağlar. Tıpkı bir ağaç gibi! Nasıl yani? Siz hiç fırtınada kırılan ağaçlara dikkat ettiniz mi? Kürdan gibi çıt diye kökünden ayrılan, kolu, dalı kırılan? Esneklik gerçek güçtür ve bir çemberden daha esnek pek az şey var sanırım…

Şimdi korkuyor olabilirsiniz… Zaman tanıyın kendinize, ihtiyacınız olanı görün, onu verin bedeninize ruhunuza.. Eğer benim gibi uzun zamandır Urdhva Dhanurasana düşleriyle yatıp kalkıyorsanız, yavaş başlayın ama başlayın. Geriye bükülmeler ürkütücü ise o zaman Marjariasana (Kedi Duruşu) ve Matsya-asana (Balık Duruşu) gibi duruşlarla tanışın.. Ağırdan alın… 😉

İyi Pazarlar! 🙂

Kinny –> Enough Said (feat. Quantic Soul Orchestra)


UYARI !!! Bu duruşu hiç yoga yapmadıysanız, başlangıç seviyesinde iseniz tek başınıza evde uygulamayın !!! Disk kayması, bel fıtığı, lif kopması, el bileklerinde, kol ve omuzlarda daha önce sorun yaşamış kişiler kesinlikle uygulamamalıdır. Daima konusunda yetkin, profesyonel bir yoga eğitmeni aracılığı ile yoga asanalarını uygulayınız… !!!