Sevgi, seni seviyorum, sen benimmmmm…….. adı altında başlayan cümlelerle aram bozuk.

Boşlukları doldurmaya ise hiç niyetim yok! Herkesin yaşamsal boşluğu kendine, ben kendiminkini dolduracağım diye de uğraşmıyorum zaten.

Bir başkası hakkında konuşmak, konuşurken olumsuz kelime sarfetmek……… özür dilerim tabir için, enerji ishali! Evet, öyle şııııırrrrr diye……… bağırsaklarını tutamamakla dilini tutamamak arasında ne fark var?

Ağzından çıkanı kulağın duyacak!

Bir de madalyonun öteki yüzü var……… ya her söylediğinizin fazla fazla farkındaysanız, bu defa da kilit üstüne kilit vurdunuz demektir sesinize……. ııı-ıııııııhhhhhh, olmadı, arıza!!! Ne hissettiğini, düşündüğünü dillendirememek neler neler açar insanın başına! Bir sarkacın ucunda mısınız bir sağa bir sola? Sallanıyor musunuz Tadasana‘da?

Enerji vampirleri var çevrede, ya avcısınız, ya da av… peki ya artık can sıkıntısı ilelebet ve bu oyunu bozma zamanı geldiyse?!

O halde koru kendini kalp özellikle de kendini iyi insan olarak sende temize çekmek isteyenlerden!

Seni çok seviyorum, seni çok sevebildiğim için harika insanım, bak sevme yeteneğine sahibim, sen benim hayatımın manasısın… demek yaşam o kadar anlamsız? O kadar manasız ki içine çiçek, böcek, kedi, köpek, insan, kuş oturtunca doluveriyor!

O zaman arkana bakmadan yürüyüp gideceksin işte… Yaşamlarımız başkalarına meze olsun diye mi sizce?

Hayır’ın bir gücü var ve ben koruma kalkanlarımı kaldırdım bu defa bencillikten değil, tam tersine, önce kendimi sevdiğimden ve bana iyi olacak, gelecek her ne ise onu seçme hakkına yalnızca ”ben” sahip olduğumdan… Bunu yapmadan nasıl seveceğim çevremi, başkalarını?

Nerede eğilip nerede dimdik durulacağını bilen yüce ağaçlar kadar engin, derin bilginin özsüt ırmağında dalışa geçsek ve içerideki dünya yalnızca bize ait, orası bir mabet. Ziyaret saatleri de belli ki çoğu kez sergilemeye kapalı, her kişinin var bir mahremi ve ona yalnızca saygı gerek! Anlamayanlar olunca çığlık olsa olsa zaruret!