1. Olağanüstü yoğun ve inanılmaz dikkat isteyen işlerle dopdolu bir günün ardından MEDİTASYON!

Siz de başlayıp arkasını getiremeyenlerden misiniz? Ya da bir türlü anlayamayanlardan, ne işe yarar meditasyon, nasıl yani, herkes tarif ediyor ama?.. Öyle otur, bağdaş kur, OMMMMMmmmmMMmmmMmmm falan… Bir şey olduğu yok?! Yok, ben de tarif etmeyeceğim nasıldır diye, çünkü bence parmak izi gibi bir şey. Dahası öyle ilginç bir dünyanın kapıları açılabilir ki, ancak kişiye özel. Benim kapı arkası dünyamla sizinki aynı olamaz, güzelliği burada. O yüzden alın o koç boynuzunu elinize dayanın kalenin kapılarına! Yüklenin! Bir ötesi var… Eğer gündelik hayatta da bir şeylere niyetlenip biraz ucundan başlar gibi olup hemen pes ediyorsanız meditasyona oturamamak da buna paralel bir deneyim! Her ne yapıyorsak yapalım sebat etmek, sabretmek ve sükunet…

Benim için beynimin içindeki çarkların ve dişlilerin tıkır tıkır çalıştığı, hızlı, seri ve çok yoğun bir işgünüydü. Sonrasında yoga çalıştım 2 saat kadar ve Savasana‘dan önce oturdum meditasyona… İçimden geleni yazayım hemen: ”Bu ne güzel bir gün! Yaşamak çok güzel!” 🙂

Haydi, alın kontrolü elinize, dolu, bunalmış, olumsuzda patinaj çeken zihninizi tatile çıkarın.. 🙂 Herkesin bir yoga türü olduğu gibi meditasyon türü de vardır, bu hafta keşfedin, size hitap eden yöntem nedir. Internet emrinize amade! 🙂

2. Bayılırım illüstrasyonlara…

Çizemem ama oldum olası çizginin izindeyim. Çocukluğumun favori dergisi tabii ki GırGır.. Sonraları Lombak.. derken Penguen girdi hayatımıza, sonra mitoz bölündü Uykusuz da oldu, buyurdu hoş geldi. Peki ya Bağyan Yanı? 😉 Evet, saygı saygı saygı, karikatür, illüstrasyon, çizgiyle mesaj vermek… Muhteşem.

Güzel arkadaşlarımdan birisi çiziyor, belki göz atmak istersiniz, enerjisi o kadar hoş ki, bahse girerim gülümseyeceksiniz. Benim favorim yeşil çaylı kafa.. Buyrunuz… 🙂 http://goksuk.blogspot.com

3. Dream Theatre – A Dramatic Turn of Events

Son albümleri.. Tek kelimeyle enfes! Anladınız, tanıdınız beni artık, rock, metal, senfonik rock vs… severim.. O yüzden uyarmadı demeyin. Ama hiç denememiş olanlarınız için bile bence DREAM THEATRE değişiktir. Biraz sabredin, hemen kapatmayın, armonileri yakaladığınız an siz de klübe hoşgeldiniz! 😉 

4. İzini kaybettiğimi düşündüğüm bir dostla uzun telefon sohbeti…

Tadına doyamadım! 🙂 Birkaç yıl önce Viyana’dan Türkiye’ye döndüğümde yaz başında beni ziyarete gelmişti Avusturya’dan. Henüz memlekete dönüşe adapte olamamış, hayatla ilgili epeyce zorlandığım bir dönemde sevgisini, dostluğunu, desteğini gördüm. Sonra birden kaybettik birbirimizi! Ne e-postalar ulaşıyor, ne telefonlar, smsler… Nasıl uğradık biz bu teknolojik azizliğe bir türlü anlayamadık! Ortak bir dostumuz geçen hafta Viyana’daydı, sağolsun bağlarımızı onardı! 🙂 ve doya doya konuştuk telefonda! Bazen maddiyat o kadar komik ki, varsın kabarsın Turkcell faturası bu ay, ne yapalım. Dost sesi duymaya değdi! 🙂