Bin tane mi, bir tane mi? Yoga matında kendinle başbaşa.. Çok isteksizsin… Canın hiç ama hiç istemiyor, kim kıpırdayacak şimdi TV’nin karşısından, koltukta kaykılmışsın, karşında belki National Geographic, aslanları falan anlatıyor, Sahara manzaraları, yanında bir çerez cips kasesi, içecek bir şeyler… Pazar günü yoga var, ertesi gün Pazartesi üstelik! Aslında bütün sorun şu kahrolası Pazartesileri… Yani o sendrom işte, düpedüz istemiyorsun, kıpırdamak mı, yok, donacaksın olduğun yerde heykeller gibi, koltukta öyle yılgın, onca saat uyudun, hiç dinlenmedin, sürekli yorgunsun, geç de kalktın, upuzun bir kahvaltı ettin, sofra hala darmadağın, artıklar sağda solda, yemek masasında ekmek kırıntıları, bak şimdi miden kazındı, ekmeğin köşesinden bir parça kalmış, bayat mayat, atıştırıver tulum peyniri kırıntılarıyla, amaaaan, kim döktü bu balı buraya? Yoga mı? Akşamüstü, hem de Pazar günü, gidilir mi, kıpırdanır mı? Hoca diyecek Tadasana, Dağ Duruşunda iç bacak kaslarınla bloğu sık, daha kuvvetli, kuyruk sokumunu içeri al, neeeee? Kuyruk sokumum mu var benim, ne uğraşacam şimdi, amaaaaaaannnnn………

………..

İçin kıpır kıpır, sabırsızlanıyorsun, bütün hafta kol kaslarını mahvettin, bileklerin de acıdı, ama göstereceksin herkese, yoga sınıfında kim daha iyi Bakasana (Karga Duruşu) yapar! Hhheheheheeyyyyt! Savulun, ezelden beri biliyorsun, sen aslındaaaaa… yani yoganın kitabını yazdın, muhtemelen Patanjali büyük büyük büyük bümbüyük dedendi, paşa torunu meselesi karmik açıdan! 😉

………….

Gideceksin. Korkuyorsun. Ya bana gülerlerse? Ya beceremezsem? Uuuuuffffff, şimdi yine o duruş gelecek ve ben yine beceremeyeceğim?!?!?! Zaten stresliyim bütün hafta, bir de yoga çıktı başıma?! Niye her şeyi önce çok isteyip sonra hepsinden nefret ediyorum? …………. Sakatım! Boynum sakat, belim sakat, hele dizim? Uuuufff ufuufufuufufufff… Bu hoca kesin bir yerimi çıkarır benim! O ne biçim emirler vermek öyle, hele de o ne kibir? Maazallah! Bir bildiği mi var acaba? Yok yok, kesin hastanelik olacam!

……………

Ooooffff, oraya gitsem kıskanır, yogaya gitsem kıskanır, bu nasıl şey, kendime beş dakika zaman ayıramayacak mıyım ben? Neyse, yine de tek başına olmaktan iyidir… Acaba yarın akşamki yemeğe ne giysem? Saçımı da toplarım belki, hem öyle seviyor, ince boynum, endamım görünüyormuş, yakışıyormuş, öyle dedi.. Neyse neyse, seviyorum ben onu yaaaaa….

……………

Daha da zayıflamam lazım! Yogayı bırakırsam kesin kilo alırım! Zaten dengesizim, hepsi yogadan… Yani iyi ki zihnimi oyalayacak bir şey çıktı, bakalım bu ne zamana kadar, aman o zaman da sıkılırsam başka şey bulurum.. Şu benim tayfa demiyor muydu bu yaz yelken takılsak diye? Belki de dalış denerim?

………………

Sahne: Yoga matında güneşe selam çalışan bir adet yogi / yogini…

Zihin: Boşluk………

Nefes: Akışta…………

Beden: Akışta……………

.

Mümkün 🙂