Bugünlerde her şeye ”Ok… sevgiler…” diye yazıp cevap veriyorum. Hayırlı işler yani?!? İngilizler’in rush hour zamanı metroda birbirlerinin ayağına basıp dolmuş misali dirsekleriyle diğerinin gövdesini ittirip kaktırdıktan sonra ruhsuz, duygusuz bir ”Excuse me” çekmelerine benzemeye başladı!

Kış uzadı, uzuyor galiba. Beyaz doğa çamaşır suyu etkisi yaratıyor artık, zaman denen çöl pek steril. Sizi bilemem ama ben yazı özledim! Aman diyeceksiniz şimdi, aman, özleme, unuttun mu kırk küsur dereceleri? Unuttum galiba. Üşüdüğümden değil, üşümüyorum. En yağsız, ince ve fit olduğum kışlarımdan birini geçirmeme rağmen üşüme yok! Daha çok bıkkınlık var! Benim dünyam çığlık çığlığa hareketi, devinimi seven renkli bir dünya, oysa her şey üstüne yorganı çekip uykuya çekilmiş gibi!

Dolayısıyla ”Ok… sevgiler!”

İşten, yogadan ve stüdyodan arta kalan zamanlarda üzerinde çalıştığım kişisel bir projem var, şamanizm ve ağaçlar üzerine epeyce okuyorum son zamanlarda. Bu haftasonu botanik bilgilerini öğrendiğim ağaç türlerinden bir tanesini seçmem gerekecek, bir karar vermem lazım. Oysa benim kafam dışardaki soğuk onun yarattığı beyaz bir çöl, hayat yok! Yani var da, benim enerjiler kışın etkisiyle pek bir yin oldu gene..

Restorative modda Baddha Konasana‘da beni bırakın, Peyk’in şarkısı gibi, Gidin! Gidin! Yani ben kendimle başbaşa kalayım, fena halde ayı uykusuna yatayım! Bir önceki haftasonu hadi biraz uykuyu abartıp dinleneyim dedim, ama ıı-ııııhhhhh, o kadar (maşaaaalllaaaahhhhh, Muhteşem Yüzyıl’daki Sümbül Ağa’nın aksanı ve vurgusuyla) dengede ve biyoritmi oturmuş bir haldeyim ki, fazlası zarar oluyor bana, beş altı saat yetiyor kısacası.

Sonra Tilopa var.. Onunla yeni tanıştım. Çok meraklıyım, daha fazla öğrenmek, anlamak için saatleri sayıyorum bazen. Sonra gömülüyorum kitaba, başlıyor Tilopa kaldığı yerden anlatmaya… 🙂 Sonra bırakıyorum elimden kitabı.. doğru Supta Virasana‘nın Yin versiyonuna teslim olmaya gidiyorum.. Cuma’ya gittim, dönücem demek isterdim ama yok, uzun uzun kalırım asanalarda, bu yolda U çekilmiyor, çıktın bir kere artık, sonu neye, nereye varırsa.. Sonra bir bakmışım ertesi gün olmuş, ben saymıyorum ki, kolumdaki tik tak diyen şey olsa olsa bilezik türü aksesuar! Zaman eridi, karlar erimedi, beyaz, bembeyaz… sonra yeniden, elimde kitap, kaldığım yerden, Tilopa..

Pervane deli divane, döne döne döne… bir bakmışım hakikaten uyku, insan kendi kendini de böyle hipnotize ediverir işte! Bırakın, çemberime ellemeyin, bir müddet daha böyle..

”Ok… sevgiler…” !!!