Pilav üstü lafından çaldım, evet! 😉 Şöyle söyleyeyim, yogaya gidemiyorum! Yemek yemeyi unuttuğum ve full çalıştığım ve bana göre dünya saçması, ama başka insanların hayatını maksimumda etkileyen bir görevde aktifim! Saygı duyuyorum, oysa ibrem şaştı! Başkalarına saygıydı, müthiş bir iş sorumluluğu ve mükemmelliyetçilik derken… Bilemiyorum. Yemek yemem lazım. Başladım yemeye, meraka lüzum yok! 😉 Yiyorum yani! Hani hayvanat bahçesi diye nitelediğim İstanbul’a yaraşır çatır çutur bir modum var, öyle bir Ashtanga’yım ki inanamazsınız! Ayfer hocamın kulakları çınlasın, görse aferin mi deeer, vaaaay bbbeeeeee, öğrencimin içinden çıkan dinazora bakınnnn, yok artıkkkk mı der?! İçimden çıkan bir kişilikler fırtınası var, hani bölündüm, çoklu kişiliğim diyeceğim, ııı-ııııh yok o da değil, sadece Mr. Darwin mezarında takla atıp duruyor! Eğleniyorum ayol, ciddiye almıyorum diyeceğim, hayır alıyorum bazen sonra ayılıyorum ve amaaaaaaannnn! :)))) İllüzzzzyooooonnnnnn!

Tek bir şey hariç, çocukluk travmam geri döndü hortladı! O kadar kızgınım ki! Ama o kadar kızgınım ki! Yani klavyenin canı çıkıyor şu anda! Rakı-balık sonrasının verdiği yokuş aşşşşaaaaa bir moddan belki, KIZGINIM! Verin kül tablası atayım!

Üstelik acısını çıkarıyorum birilerinden! Kendimle gurur duymuyorum. Biliyorum, dayanıklılık vs. martavalı, evet, güçlü duracaksın iki ayağının üstünde hayatta, ama saçma püsür şeyleri göz göre göre yapmakla sağlamlık arasında uçurum kertesinde dünyalar var, anlaşılmaz. Yok, yapamayacağım sevgili okur, size, sana acıdım, dün akşam denedim, yattığım yerden kalktım vurdum kendimi yoga matına, bir bakmışım çok acayip bir Balasana versiyonundayım.. Ayfer hocam, varyete varyete! 😉 Derken unuttum kendimi ben öyle…

Balasana çok kıymetli duruşlardan bir tanesi.. Neden mi? Çünkü bu kadar aktif, atılgan, girişken, sonuna kadar 3 haftadır İstanbul ritminde yaşayan birisi için durmak, durağan olmak, kendini tümüyle yerçekimine teslim etmek nasıl bir şeydir, zamanlar 72 saat olsa günde yetmeyen durumda çocuk olmak yeniden… Sihirlidir. Nokta. Sihirli! Ünlem!!!!!! Ahhhh, o alnın yere değdiği noktanın tadı yok mu?! Ve sonra hiç bir şey yapmamak… Olma ve etme eyleminden uzaklaşmak!

Fizyolojik açıdan da çok ilginçtir Balasana! Dizlerin üzerine kapanan göğüs kafesiyle sınırlanan ve sıkışan diyafram nedeniyle klostrofobik ya da panik atak modunda korku ve endişe gibi duygular da deneyimlenebilir… Öyle kapanıp durulan bir şeymiş gibi görünse de son derece güçlü etkilere sahiptir. Doğrudan nefes alma ritmi ve tarzı üzerine etkisi büyüktür. Ancak duruşta kalındıkça nefes düzenli bir ritme girer, yumuşar ve derinleşir. Zaten yoga asanalarında nefes daima uzun, ince, derin ve süreklidir. Her iki burun deliğinden alınır ve verilir, sanki boğazı ve ses tellerini hafif yalayıp onlara sürtünerek yemek borusundan geçen kontrollü bir akımdır. Özellikle Ujjayi nefesi ile Çocuk Pozunda (Balasana) kalındığında vücut öyle bir enerji çeker ve depolar ki tarifi zor. Çünkü bu nefesin kontrol, hakim olma ve güçlü durmak, olmak gibi açılımları vardır.

Dolayısıyla bir dahaki sefere Balasana uygularken önce nasıl nefes alıp verdiğinize dikkat edin. Göğüs kafesine baskıya, diyaframdaki sıkışmaya ve özellikle iç organlardaki sıkıntıya yoğunlaşın, sadece gözlemleyin. Eğer uzunca bir süre, mesela 5 dakika kadar duruşta kalabilirseniz son derece ilginç değişimlere şahit olacaksınız. Denemeye değer…

Her türlü çocukluktan bu yana taşıdığınız travmaların üstüne bir Balasana iyi gider! 😉