1) Uddhiyana bandha (kötü bir çeviriyle belki yukarı doğru karın bölgesi kaslarına uygulanan kilit diyebiliriz, diyaframa olan etkisi muazzam) üzerine ufak keşiflerim var. Duvarsız, desteksiz, korkusuz, rahat ve hafif bir Salamba Sirsasana‘ya az kaldı demiştim daha önce. Nasıl bir yöntem izliyorsun diye sormayın, yöntem falan izlemiyorum. İki rehberim var, biri nefesim, diğeri ise farkındalığım. İkisinin arasında tatlı bir dans sürüp gidiyor, dışardan gelenden çok içerden gelen fısıltıların tadı çıkmaya başladı. Ufak uyarı yine de, tam nefes alma ile tam nefes verme arasındaki aralıkta uygulanmaz Uddhiyana bandha.. Tabii Salamba Sirsasana için Muhla bandha‘nın gerekliliğini söylemeye gerek yok. Otomatik olarak öğreniyorsunuz zaten. Aynı şekilde Tadasana, Sarvangasana, ya da Paschimottanasana ve Urdhva Dhanurasana uygularken de! Ayrıca Jalandhara bandha olmadan da Uddhiyana bandha‘nın bir anlamı yok. Kısacası bu bir sistem ve üçü birlikte çalışıyor. Bandhaları (yani kilitleri) kesinlikle bir yoga eğitmeni ile, hatta hoca demek istiyorum, deneyimli bir hocayla öğrenmek gerekli.

2) Osho‘nun TANTRA, En Yüksek Bilgelik adlı kitabını bitirmek üzereyim. Kişisel görüşüm EGO, Yanılsamadan Kurtulmak kitabını okumadıysanız, Tantra‘nın hiçbir şey ifade etmeyeceği! Zaten tantra kelimesini okur okumaz, aaahhhhaaaaa, sekkkksssss, dediyseniz, hadi başka sayfaya! Delirmiş, çıldırmış, bu ne diyorsanız… deyin. 😉 

Artık tesadüf diye bir şey yok diyesim geliyor. Ağaç diye sayıkladığım bir projem var. Algıda seçiciliğimi mazur görün, elbette Osho’nun satırlarında da ağaç konusuna değiniliyor, heyecanlanıyorum. Başka bir algı dünyasının farklı kelimeleri, Osho, Tilopa’nın şarkısının satırları arasında okuru elinden tutup küçük bir çocukmuşçasına dolaştırıyor, nefis bir gezinti… ve bu sabah kahvaltı ederken kitabın son on sayfasına geldim, tekrar okumam lazım diyorum. Öyle düzyazı, roman okur gibi okunacak bir kitap değil. Tek bir cümlesi okyanus gibi… Derin, engin ve farklı. 

Benim sıklıkla ziyaret ettiğim sitelerden bir tanesine uğramak ve okuyup tadına bakmak isterseniz eğer…  http://www.messagefrommasters.com/Life_of_Masters/Osho/Osho.htm 

3) Okumak istediğim bir sonraki kitap Nasuh Mahruki‘nin kaleme aldığı Asya Yolları, Himalayalar ve Ötesi adlı bir gezi günlüğü. Bu akşam Osho’nun sayfalarını bir süreliğine tükettikten sonra Nasuh’un yol heyacanını, başına gelenleri onun gönül gözünden okumaya başlayacağım. Motosikletle İstanbul’dan Katmandu’ya gidişini ve bir aylık bir Tibet gezisini, Nepal, Sıkkım, Hindistan, Pakistan ve İran’ı dolaşarak İstanbul’a dönüşünü anlatıyor. Yol tutkunuyum, düşlediğim rotalar bunlar… Dün eve ufak tefek eşyalarımı taşırken, beni uzun yıllardan beri tanıyan bir dostum yardım ediyor, sohbet ediyoruz. Hadi canım dedi bir ara, sen daima arabanın bagajında ve arabada yaşarsın, hani taşınmak senin için dert değil manasına. Yıllardır söyler bana bunu. Öyle galiba, ben kendimi bildim bileli her türlü araçla, her türlü koşulda sürekli bir devinim, taşınma ve varmama halindeyim. Soluklanıyorum, bir çay içiyorum diyelim ki, sonra devam. Geçen sene Nisan’da hayalini çok kurduğum fakat ekip arkadaşlarımdan birkaçının ertelemeyi rica ettiği Nepal ve trekking tatilim içime dert oldu. Belki bu kitap biraz teselli eder, sonra yeniden enerji verir ve kolları sıvayıp tamam derim, hadi, ne zaman gidiyoruz? Beni hep yol çağırır… 😉  

4) İstanbul’da yağmur var…