Gözleri açık… gece gündüz… martılara yakın, Hezarfen’in kalbi atıyor heyecanla, damarlarında hissediyor uçuşun simyasına teslim ediyor bedenini, sınırlar kayboluyor… Daidalus’un oğlu Ikarus’un akrabası… Zihni Sinir projelerine gönül vermiş hayalperest damgasını yese ne olacak, onun iklimi bulut… Perdeleri olmayan 1+1 bir stüdyoda gökyüzünü henüz çalamadıkları ya da parayla satamadıkları için uzandığı kanepeden ayakları dışarının havasına temasta… Uçuşta… Akşamüstü Erikli su getirdiler, su parayla… Peki ya hava? Pek yakında… Kazdağları’nın hayali… Dün bir ara irtifa kaybetti! Az kalsın çakılacaktı ve eskinin hayaletleri yakasını bırakmadı… Bir ara… Sonra tavandan yere kadar olan camların önüne oturdu bu sabah, gökyüzüne kucak açtı… Gözlerini kapadı.. Cisim, isim kayboldu, bulut, sen beni unut, meditasyon…………. Hezarfen’in şah damarı belirginleşmiş iyice boynunda, atıyor atım atım, duruyor, sınırda, bir ayağının ucu boşlukta, az cesaret, ha gayret, bırakıverecek kendini doğanın kanununa… Perdeleri olmayan bir evin hücre zarını çatlatan ıssız dingin sükunetine teslim ettiği bedenini unutuşta, her şeyden kopuşta… Yolun dahi yolunu yitirdiği bir ülkenin toprakları üzerinde süzülüyor… Uçuşta………