Nasıl stres küpüyüm son bir haftadır anlatamam! Anlatılmaz! Cumartesi günü tangoya gitmekten vazgeçecek ve yeni evimin en sonunda kanepeli salonunda kendimi yumuşak yastıklara teslim edecek kadar! Şöyle bir uzanayım dediğimde saat akşam 8 sularıydı, ertesi sabah 8’e çeyrek kala sevgilimin sitem dolu sms mesajını okuyarak Pazar gününe merhaba dedim! Vayyy canına! Bu ne uyku?!?! Bütün sistemleri kapatma ihtiyacı ile yanıp tutuşurken gözlerimi şöyle bir kapatmak Windows mavi ekran gibi olmaya yetti yani… Ooooohhhhhhh…. dünya varmış!

Benim aram oldum olası stresle iyi değildir aslında. Sükuneti ve yavaşlığı severim. Mizacım öyle olmasına öyle ama bu kimseyi aldatmasın. Acayip de hızlıyımdır! Sanırım Boğa burçlarının sıkıntısı karar verene kadar oluyor. Ondan sonra kim tutar boynuzlardan, hııııı??? Aman, çekilin yoldan! 😉

Fakat bu aralar içim çok az. Hem yeni iş ortamına ve işe alışma evresinden geçtiğim için, hem de giderek kendimi daha çok kastığımdan dolayı akışkanlığımı yitiriyorum. Göbeğimde endişe düğümleri! Neden bilmiyorum… Bu akşam sırf o düğümlerin, sinyallerin ne olduğunu iyice anlayabilmek için meditasyona oturacağım.

Bu arada Pazar günü Yin yoga dersinde muhteşem deneyimler yaşadım kendi kendimle. Benim için kök çakramla temasta olup konuştuğum, gelincik gördüğüm, kendimce anlamına vakıf olduğum son derece içsel bir diyalog aldı başını yürüdü gitti. Bedenimi yerçekimine teslim ettikçe, içimin coğrafyasında gezintiye çıktıkça hapsettiğim bazı konular yüzeye vurdu, aktı gitti. Temizlendim. Sonra arada zihnim tabii ki de oyun bozanlık etti! Galiba Ardha Padma Paschimottanasana uygularken, bir süre sonra bedenimi bıraktıkça, gözlerim kapalı, başım, alnım dizime geldi. Daha da ileri gitmek, hani sanki bir ağacın dalının verdiği meyvenin yükünü çekemeyecek denli ağırlaşıp da iyice eğilmeyi özlemesi gibi ben de daha fazlasını istedim. Ders bittiğinde hocama sordum, peki başım daha nereye gidebilirdi diye… Hocam gülümsedi… Bir yere gitmesi gerekmiyor ki! Olduğu o haliyle olamaz mıydı, başım, alnım dizimde? Neden daha fazlası, daha fazlasını istedim ki? Neydi beni bu denli hırslandıran? Zaten dersin başında özellikle yoğunlaşmayı istediğimiz bir bölge olup olmadığını sormuştu hocamız. Kafa dedim ister istemez, yeter ki kafa yolculuğa çıksın, zihin sesini kessin! Belki de neredeyse sıfır meditasyonla dolu bir haftanın ardından gelen Pazar ve Pazartesi günü sendromlu karmaşık duygularım beni öylesine germişti ki, kafam dedim! Susturun şunu! 😉

Bana kendimi, kısıtlarımı, şekilciliğimi, olduğum gibi olmayı hatırlatan, ayna tutan muhteşem Yin dersi için şükran duyuyorum! O ne güzel bir yerçekimi deneyimiydi öyle! 🙂