Bu Pazar günü taraklar aldım… Taraklı’dan. İşin tuhafı gittim Çin’den ithal edilmişlerinden aldım, halbuki kasabanın el sanatları arasında meşhur olan şey tahta kaşıklar ve evet, elbette ki taraklar. Hatta dostlardan biri söylendi, yahu gidilip de Çin işi tarak alınır mı diye… Kendine göre haklıydı elbette. Tabii ben de kendime göre..

Murathan Mungan’ın hikayelerinden bir sahne hiç silinmez belleğimden. Ana karakter bir saç tarağını, hani şu İspanyol tipi olanlardan, unutuverir bir yerlerde, kaybeder. Ondan sonra artık masumiyetinin parçalarını saçar gibi kah bir yelpaze, kah bir kurdele, daha kaybedecek çok şeyi vardır… ya da var gibi gelir… saçılır, unutulur, ayrışır, çözülür…

Geçen sene bir tarağım vardı. Çin işi… hediyeydi. Sonra tarağı iade ettim. İtiraz etti. Dedim, bununla saçımı tarayamam. Anladı, ses etmedi.

Pazar günü tarakları görünce, aklıma geliverdi.