En büyük hastalık mükemmelliyetçilik! Yahu bırak olduğu kadar olsun! Dışarıda güneş parlıyor, kestir at, olduğu yere kadar, at kendini dışarıya, akışta kal, gözlerin, saçın, gülüşün parlasın, çek içine deniz havasını, süzül gel sahil yolundan, ahhhh trafikkk, hemen vur bayıra, at kendini çevre yoluna, bir sonraki istikamet, aaaaa, adresi bilmiyorum, yani biliyorum da, işte bi tuhaf gidiliyor falan, takma kafaya, içgüdülerini kullan, onun pusulası ve acayip de bir görsel hafıza olayı var, hücreler mi kayıt yapıyor nasıl bir şeydir anlamadım, çıkar zihni devreden, şakkk diye adres buluyorsun, denemesi bedava, tereddütsüz enerji yolunu buluyor illa ki, endişe devrelerini tümden yak bir daha olmasın, gittiği yere kadar hayat, bu cümlenin asla noktası yok, belki arada çakıltaşı gibi virgülleri var, uzuuuun uzun, koş koooooş koooooooşşşşşş bayır aşaaaaaaa, sonra dur park et, buldun mu sokağı, evvveeettttt, kilitle arabayı, indin yürüyorsun, hoooooop, deniz o tarafta değil, tam ters yönde, ben eskiden sürekli kaybolurdum, nooooldu, heeeeyyyyyy 3. gööööözzzzz, ooollleeeeyyyyy 😉 çakralar açççıkkkkk, hem yağmur hem güneş, şimdi salondayım, oturdum yazıyorum, yüce gönüllü, izin veren değerli komşu, sağol internet şifresi için, blogggluyorum, Dire Straits müzik setinde arka planda, mazur görün, ben yaşam sarhoşuyum bugün, mükemmelliyetçi hiççç değilim…….

Bazen acaba yoga sırf zihnin ötesi mi? Son haftalarda öyle bir takıldım ki, tezin sonuç kısmını bir türlü yazamıyorum! Bu akademik bir şey değil ki ve ben akademiyi sırf bu yüzden reddetmedim mi? Yaşamadığımı, o an için deneyimlemediğimi nasıl yazayım? Benim için imkansız! Ben kuram öneremem, önerilen kuramı da deneyimlemeden, yaşamsal süzgecimden öyle veya böyle geçirmeden yazamam. Henüz tamam değil! Arada bir evet, belki zihnin ötesi birazcık olur gibi ya da tadına bakar gibiyim… Ama biliyorum ki gelecek olan bir şey var, sanki gölgesi vuruyor varlığıma, zihnim gideceğim adresi bilmiyor, içimin hayvanı mı desem, varlığımın merkezi mi, bilmeden biliyorum, bir şey var, bir yer, çağırıyor ve çok yakında… İşte sanırım tezin sonuç bölümüne ve bu cümleye noktayı o zaman… Saygıdeğer hocam, af buyurun, İstanbul beni kaptı, kemiğime kılçığıma kadar enerjimi maddi manevi soydu soğana çevirdi, biraz güreş tutuyoruz, ama yakında yine ok.. ve bu tezin sonu gelecek.. sanırım 23 Nisan tatilinde. 🙂