• Hani hayatta gitmeyi aklınızdan geçirmeyeceğiniz yerler vardır.. bir ömür geçer gider, siz ayak basmadığınızla kalırsınız. Var mı? Mesela ben sayayım.. Topkapı Sarayı hazine dairesi, Çamlıca, Çatalca… Istanbul’dan çıktım, Mardin… Zonguldak, Kars, Artvin, Van, Doğu Bayazıt… Acaba bir gün olur da gider miyim? Öyle demeyin, karar verdin, topladın çantayı, atladın uçağa vasıtaya her neyse, hayır, olmuyor, sanki ayaklar zincirle bağlı, var bir şey ama bilemedim. Üstelik hep başta istemeye istemeye gittiğim yerler en güzel seyahat falan çıkar. Ya da amaaaan ne gidicem şimdi dediğim her arkadaş, dost buluşması döner dolaşır en feci kahkaha tufanı patlaması bir şeye dönüşür. Yok, vallahi akışa hiç karışmamak en güzeli.. 😉
  • Carlos Castaneda, Don Juan’ın Öğretileri.. Aaaa, şimdi mi okuyorsun diyeceksiniz. Evet! Epeyce ertelediklerimdendir. Hep duyardım, kısmet Istanbul’a tekrar taşınmakta, Robinson Crusoe’ya uğrayıp kitaplar arasından bunu seçmekteymiş. Bence Türkçe çevirisi tam bir felaket! Çok pişmanım İngilizce’den okumadığıma. Bu kadar kötü olabilir. Buna rağmen başladım bir kere.. Mesela şöyle cümleler var arada, sırf onların hatırına gidiyor… 🙂
  • ”Yararsız şeyleri bilmenin anlamı var mı?”
  • ”Korkmak kötü bir şey değil. Korktuğun zaman değişik görürsün her şeyi.”
  • ”…Ağırbaşlı bir kimsesin, ama ne yazık ki hep kendinle haşir neşirsin. Kendi dışında olup bitene bakmıyorsun bile. Sorun burada. Yorar bu adamı. Başını kaldırıp bak; çevrendeki mucizeleri gör, Yalnızca kendisine bakması adamı yorar. Yorgun adam körleşir, her şeye sağırlaşır.”
  • Çok tekrarlamadım umarım ama bir tane daha.. vallahi altını çizmeye değer! 😉 Bunlar da Osho’dan..
  • ”Ya bir Buddha gibi ya da bir dana gibi yaşa, o zaman sıkılmayacaksın!”
  • ”Başkaları hakkında düşündüğün şeyler temelde kendi hakkında düşündüğün şeylerdir.”
  • ”Bir taşa, adama, kadına, ağaca yeterince derin bakarsan, derin bakmaya devam edersen o bakış bir dairedir. Senden başlar, diğerinden geçer, sana döner. Hiçbir şey gizli değildir. O sensin, sen o’sun. Daire tamdır.”
  • Anlaşılmanın dayanılmaz hafifliği! 😉 Biliyorsunuz iyi kötü çiziktiriyorum işte.. kişisel tatminden öteye gitmeyen benim için keyifli, sizler için full işkence bir uğraş. Dün akşam junior yazar bir hatunla tanıştım. Sevgili A. bana dimdirek şöyle dedi: ”Nereye bakıyorsun sen? Gözlerin sanki doğrudan bakmıyor, başka yere bakıyorsun?” 😉 Benden cevap: ”Her yere bakıyorum! Her şeyi aynı anda görmeye çalışıyorum! Bakıyorum!” Deli saçması bir diyalog ve çok çok içimi olduğu gibi okuduğu için benden yükselen feci bir mutluluk! 😉 Kocaman gözlü kızım ben.. çatlıycam yakında, merak da kediyi öldürücek! 😉 BİLMEM LAZIM! O yüzden yukarda Don Juan’ın Öğretileri’nde ”Yararsız şeyleri bilmenin anlamı var mı?” cümlesinde zıplamıştım, bir keyiflendim ki… Sonra yokladım şöyle bir, ooooohhhhoooooooo, silkeleyin beni, kulaklarımdan harfler, yazılar dökülür, tangır tungur yuvarlanır, çocukluğum kitaplar aleminde ev ve oda hapsiyle geçti, yan etkisi yetişkinlik yıllarımda sevgili kızlar E.’ler tarafından ”Wikipedi Hanım hımm hımmm” diye görüldü… amannnn kaçınnnn… 😉

Gelecekte bir yüzyılda kıyamet sonrası Gui Dao hanedanı tüm Asya kıtasını yönetiyor. Zhuai ve erkek kardeşi Mian tutuklanarak ”Refah Kampına” ıslah edilmeye gönderiliyorlar. Kampın bütün amacı oradakilerin beynini yıkamak ve propaganda. 5 yıl sonra hükümet değişiyor ve serbest kalıyorlar. Zhuai güzel Xuelan’a aşık oluyor ve hep birlikte artık terkedilmiş olan eski bir sanayi şehrine gidiyor burada yeni bir başlangıç yapmaya çalışırken hayattan ufak tadlar almaya çalışıyorlar..

  • Son olarak Putumayo Yoga cd’sinden… 🙂 İyi haftalar herkese 🙂