Evet… Böyle bir ırk var. Tamam, adını ben böyle koydum ama cidden, bunlar var. Dünyalılar galiba.. yani nasıl Çinliler, Türkler, Almanlar, Fransızlar varsa ”Titrek Alevliler” de bir o kadar gerçek! Eskinin Lüx (aynen de böyle yazılıyordu) lambalarının yaydığı ürkek ışığa benziyorlar. Kendi alevinden korkan bir canlı türü. Durup dururken sönebilir, nefes (prana) en büyük tehdit onlara. Kendi üstüne kapaklanan gölgenin karanlık serinliğine kavuşmak rahatlatır onları. Titrek, kararsız, yansın mı yanmasın mı? Yanarsa kül mü olur ki? Ne olur? Yanmazsa serin, soğuk, uzak, ayrıksı, yaban ve yabancı… Uzayın kara maddesi gibi bir şey mi ki? Nedir? Elinle tutamazsın, oltayla denizden çektiğin yeni balık gibi, gövdesi kaygan, kayıp gidiverir avcunun içinden atar kendini derin sulara, panik… yaşam paniği… Bakamaz gözlerinin içine dimdirek! Kaçırıverir… Hagakure – Samurai Kitabı’nda en büyük nezaketsizliğin karşında konuştuğun kişinin gözlerinin içine bakmamak olduğunu söylüyor. Başka kültürlerde tam tersi de olabilir tabii.. Titrek Alevliler bakamayanlardandırlar, korkak… Kendini gizlerken gizlemekten aciz, aynalara çarpa çarpa kendinden kaçamayan bir ırk! Yaralı bereli hikayesinin pelerinini örtmüş üstüne, kara kanatlı yarasa, genelde gece uçuşunda.. Dışa dönüklüğü içe dönüklüğünden aslında! Sesler, kokular, dokular, rüzgar, benliğinden dışarıda ne varsa referans, etrafı, enerjileri, tınıları yoklaya yoklaya fazla güvenlikli kuytuda bir varoluşu tercih ediyorlar.

Titrek Alevliler…

Püüüüffffffff !!!!!!!!