Geçen yıl Viyana’dan bir kızarkadaşım beni ziyaret ediyor, işte Ankara’da ne kadar gezinebilirseniz o kadar geziniyoruz… Burada parantez açmam lazım: (Ankaralı’lar alınmasın, malum son dönemde barışmıştım başkentle, Istanbul’a taşındım ihanet ettim 😉 Neymiş? İstanbullu’nun, aman canım evet Ankara sakin tabiii taböööö laflarına güven olmazmış, anında Ankara’yı satarmış, SATTTTIIIIMMMM!!!) Kapa parantez… Neyse, öyle dolanıyoruz ve sevgili P. Kuğulu Park’ın ordan geçerken öööööyle durup dururken bi Padottanasana çakıyor! Allah allah! Yapma, yapma, kamuya açık alan, şşşiiişşşşttttt, ayıpppp, öööyle gösterme kalçaları popoyu! Ahhhhhh bakıyorlar tuhaf tuhaf, maymuna döndük, hayııııır, bi de Hanumanasana olur mu öyle kaldırım ortasında, hhhhhiiiiiaaaaaaa?!?! Allah müstehakını versin, rezil olduk!!!

Yok, ben demiyorum yukarıdakileri, ama yengem var, P. ile çocukluktan beridir tanışıyoruz, Tunalı’da dolaşırken önce yengemlere uğradık, kadıncağız caddeye öte beri için çıktı, bizimle dolaştığına bin pişman oldu! 😉 P. canı çektikçe şekilden şekle girdi, biraz da yengemi gıcık etmek hoşuna gitti 😉 Yengem pes etti tabii… En son sahne ”Tanımıyorum ben siziiiiii”, karşı kaldırıma kaçış, biz durur muyuz laf atıyoruz, ”Utanıyor musun bizdeeeen?”

Tunalı’nın ortasında Padottanasana biraz abartı gibi gelebilir tabii. New York, Berlin, Londra pek bir alışkındır böyle eylemlere, millet yürür gider, kimisi durur laf atar, bazısı seyreder, taklit etmeye çalışan eğlenenler bile olur. Bizdeki tepkiler genelde yengemin tarzında. Hatta yıllar önce Istanbul Modern’de bir sanatçının video enstallasyonlarını görmüştüm, yan yana ekranlar var, her ekranda bir büyük dünya kenti görünüyor, yaya çizgisi, dört yol ağzı genelde, bir adam başlıyor taklalar atarak yuvarlanmaya kaldırımda, Tokyo’da kimse bakmıyor mesela, Istanbul’da hemen bir daire olmuşuz iş makinası yolu kazınca durduğumuz gibi duruyoruz, pek müdahale eden yok ama, New York bize benziyor, Berlin ve Londra izliyor, yürüyor, geçiyor, arada laf atıyor, ya da kafa sallaya sallaya cık cık cık yapan Almanlar falan var… Toplumsal duyarsızlığımız mı, duyarlılığımız mı, bireysel utanç mı, sürüye uyunca güvende hissetme hali mi, ayrıksı diken diken ot olunca ne olur bireyselleşsek mi… Hepsi birden işte..

Uzun zamandır takip ettiğim yoga hareketlerinden bir tanesi var mesela, Yoga Aid, hiç duydunuz mu? Binlerce yogi bir araya geliyor bütün dünyada, büyük şehirlerin ilgi çeken açık hava mekanlarında (mesela Sydney Opera Binasının etrafı) birlikte yoga yapıyor, bağış topluyor, artık hareketin amacı ne ise onun için…

Malum, Yoga Eğitmenleri Derneği kuruldu… Duyduk duymadık demeyin! İlk büyük etkinliklerden bir tanesi geliyor yakında… Eylül ayı boyunca Istanbul, Izmir, Ankara, Kayseri’de yoga stüdyoları Yoga Eğitmenleri Derneği (YED) ile birlikte geleneksel ekinoks kutlamaları için 108 Güneşe Selam etkinliği düzenliyor.

Utanıyor musunuz? Hadiiii…. Çekinmeyin ama! Tamam parkta bahçede değil, belki bazılarınız için öyle, mesela Ankara’da Seğmenler Parkı’nda da etkinlik olacak… Ama derseniz ki uslu uslu bir baksam yoganın tadına, Güneşe de Selam versem, o da bana eyvallah dese…. Sonbahar yaklaşıyor, derken yeni yıl kapıda…. Kış öncesi bol bol güneş enerjisi toplasam bünyede? Eee hadi o zaman, gelin, birlikte YOGA yapalım 🙂

Neymiş? NEFES AL! HAREKETE GEÇ! YAŞAMINI DEĞİŞTİR! YED Etkinlik detayları için tıklayın… 🙂