Henüz ayak basmadığım bir kıta var içimde… Yelkenlerin ipine asılıyorum, kah geminin güvertesinden denize sarkıyorum yarı belime kadar, ufuk çizgisinin oralarda bir kamaşma, belki kara pek yakında. Tanımıyorum bitkisini, toprağını, yağmurunu, güneşini… Çok heyecanlıyım. Özellikle de bu kıtaya ayak basarken elimde herhangi bir silah olmasına gerek olmadığını öğrendiğimden beri pek keyifliyim doğrusu. Hangi halimle nasıl karaya vurursam vurayım hepsi makbul! 🙂

İçimde gizli gizli yaşayan bir aile var! Varlığını yeni yeni algıladığım, bir yap bozun parçalarını yavaş yavaş birleştirmeye uğraştığım acayip bir fotoğraf oluşuyor yavaş yavaş. Gelin ailemle tanıştırayım sizi! 😉

Yalnız Çocuk – Bbbööööhhhhüüüüüü beni almadılaaaaaaaaaar! Terkedildimmmmm! Fooooşşşş, fııııırrrrkkkkkk!

Druid Kadın – Çember yapalım! Her şey eşitlik, karşılıklı saygı ve birbirini iyi dinlemekle hallolur! PEACE! BARIŞ! Oh yeah! 😉

Cadı – Biraz minare gölgesi, kurbağa bacağı, kafuru, cccooooosssssss, tıııısssss, puuuummmmmffffffff, bir iki patlama daha, öfke kazanı kaynadı mı kaçacaksın, gölgemden bile korkacaksın! PATLAR! BOOOOMMMMM diye! 😉

Athena – Feminist! Ama öyle bi çifte standardı var ki, adil olucam diye bütün kadın milletini kesip biçiyo, bazısını örümceğe çeviriyo falan! Ayyyyy, kaçın! Sağı solu belli olmazzzz… Bi de tahta göğüslü bi şey aslında, kadın dediiiin….. 😉 Hhehehehheeee, gaza gelmeyelim lütfen, feminist deyince böyle saçı başı birbirine karışmış, hayattan kopuk kaknem bir kadın portresi çizdiyseniz kafada, silin, silgi getirin, ıııı-ııııhhhhh, öyle diiil! Bakımlı ayol bu düpedüz, kokoş değil ama! Amerikalılar OUTDOORSY diyorlar… üüüffff, seksi! 😉 Trekking, dalış falan.. Erkek yapıyo, ben de yaparımcı biraz, yarışacak, itişip kakışacak. Kızgın bir kızçocuğu aslında…

Büyücü – Mutfakta… çok acayip yemek pişiren, allahtan şimdiye kadar kimseyi zehirlemedi, ama kimya laboratuvarı gibi bir mutfak olayı söz konusu! Zeytinyağlılar falan tamam da, asıl denemekten hoşlandığı şeyler antik kuntik yemek tarifleri… Var var, bi sürü kaynakça var, M.Ö. 4. yüzyıldan kalma tarifler falan… Entel ve dantel bi durum! 😉 Ve fakat şunu da iyi biliyor, hangi duyguyla yemek pişirildiği çok önemli. Herkesin yemeğini yemeyin diyesim geliyor. Ya da nasıl bir ruh haliyle pişirildiğini bilin… Anne yemekleri onun için başka galiba. 😉

Arethusa – Rüzgar saçlı kadınım benim! Özgür! Kibirli! Öyle tav olmaz, gelmez, kalmaz, bulanmaz, duru bir sudur akar, kendinde kendini yıkar. 🙂

Kedi – Boğa burcuyum.. Çinliler’e göre bir KAPLANIM! Kaplan olmayı tercih ederim, yerine göre de boğa! 😉 Süzülür, oynar, mırıldanır, kapris naz yapar, fena halde istediklerimi yaptırırım, farkına bile varmazsınız. Hani kedidir kedi derler ya öyle! Uyku ve yemek en sevdiğim şey. 😉

Kötü Anne – Ben sana demedim mi, düşersin! Beceremezsin! Nankörsün! Şusun busun ama genelde hep hep hep yetersiz, beceriksiz ve kötüsün! Ööööööfffff… dinleye dinleye içi şişiyor insanın! Bi sus demek istiyorum başladığında, vıdı vıdı vıdı… Getirin gözünüzün önüne… Amanınnnn kaçınnnn!

Böyle uzar gider… Bu aralar kendi içindeki çocuğu şifalandırmakla ilgili şeyler okuyorum. Bakmayın burada neşeli ve biraz da dalga geçerek kaleme aldım, ama aslında içimizde yaşayan bu arketipleri tanımak, gözlemlemek gerçekten çok faydalı olabiliyor. Psikoterapinin bir dalı deyip geçeyim şimdilik… Neden mi? Geçenlerde Yalnız Çocuk arketipim harekete geçti de ondan. Ben de içimdeki ailenin fertleriyle teker teker adam akıllı tanışmaya karar verdim. Bu içsel diyaloğu geliştirmekte kararlıyım. 🙂

****

İlginizi çektiyse IFS (Internal Family Systems) üzerine okuyorum, modeli geliştiren kişi Richard C. Schwartz, Ph.D. http://en.wikipedia.org/wiki/Internal_Family_Systems_Model