Bugüne kadar kendimi anlayabildiysem arap olayım! Asla anlayamadım! Hani perdenin ucunu birazcık dahi araladın mı deseniz bence nafile! Kendimi o kadar şaşırtan, hatta kendime seyirci kalırken parmağımı dahi oynatamadığım onca garip hallere düştüm ki şimdiye kadar gerçekten roman olur. İçerdeki gürültünün, kakafoninin şiddetinden kulaklarım sağır, gözlerim kör olmuş, benden dışarda olanın bitenin hiç farkında değilim. Atı alan üsküdarı geçmiş, aaaaa şu mu oldu, bu mu vardı???…. Hep böyleydim. Şimdilerde bu çok değişti, değişmeye de devam ediyor.

Geçen gün kişisel gelişime yönelik bir eğitim aldım. Bazen büyük şirketlerde çalışmanın başka avantajları oluyor. Eğitimi herkes alır. Eninde sonunda bulur buluşturur, kendinize yatırım yapar gider alırsınız eğitimi. Ancak doğrudan hayat tecrübesinin yerini hiçbir şey tutamaz. Elbette eğitim, kendini geliştirmek yollar açar insanın önünde, ufku genişler. Peki ya kendi ayaklarının üstünde durmak? Her şeyin tadına bakmak, deneyimlemek? Öğrenmenin ve kişisel gelişmenin kuramına girmek istemiyorum şimdi. Her neyse, aldığım eğitimin bir bölümünde Myers-Briggs Type Indicator testi de vardı. Sonunda kendim hakkındaki biricik formülü öğrendim! 😉 Tabii neden sürekli uzaylı gibi hissettiğimi de! 😉

Sonra olay daha da ilginçleşti benim için. Uzun zaman önce Enneagram tipimi öğrenmiştim. Myers-Briggs tipimle Enneagram tipim birebir aynı çıktılar. Ayrıca şu anda yaşım itibariyle bazı işime yaramayan ya da hadi şöyle diyelim bir şekilde beni gündelik hayatta zor durumda bırakan davranışlarımın biraz daha farkında olduğum bir döneme girdim. Yoganın da etkisi büyük. Ancak aktif çalışma hayatının öğrettiklerinin hiçbir yerde, hele de okulda öğrenilemeyeceğini düşünüyorum. Klasik bir şey söyledim, ok. Hayatının ciddi bir bölümünü akademide, çocukluğu boyunca da kitap kurdu olarak geçirmiş birisi olarak hiç olmadığım kadar sosyal, dışa dönük ve aktifim. Elbette bu benim kendi ölçülerimde böyle. En önemlisi de bu davranışlarımın birer tercih olmaları. Sağ elimi kullanmak kadar otomatiğe bağlanmış, kolayıma gelen davranışlar oldukları için hiç düşünmeden yaptıklarım var. Şimdi sanki birazcık şaşkınım, azıcık farkındayım, çooook azıcık! 🙂

”Yaaaa bu insanlar benim cins olduğumu mu düşünüyorlar acaba?!?!?!”

ya da

”Hhehehehehh, mükemmelim, tanrımmmm, çokkk harikayım, heeeyyy bebeğimmmm!!!”

ya da

”Daha çok hizmet etmeliyim! Daha fazla faydam dokunmalı, yok yok, en iyisi üst mahallenin kedi köpeğini de beslemeye başlayayım????!!!!”

ya da

”Aptal herif nolucak! Çek arabanı canım, öyle mi park edilir, beni indirme şimdi arabamdan, sana ehliyeti kasaptan mı verdiler?!!!!”

Böyle sürer gider, illa ki bu tiplerin birinden biri sizin ikizinizdir, araştırmaya değer!

Sonra bir bakmışsınız buzdolabı ya da ilaç prospektüsü gibi bir kendini kullanma kılavuzunuz olmuş… Neden mi gerek var? Ben böyle iyiyim amaaaaan mı diyorsunuz? Peki. İletişim sorunları yaşadığınızı hissediyor ya da diğer insanların sizi hiç anlamadıkları gibi değişmeyen bir algınız, duygunuz varsa belki bakmakta yarar var. 😉

En sancılı bir o kadar da keyifli kısmı bundan sonra başlıyor çünkü bu bir kendine yolculuk. Üstelik kılavuzu bir kere yazınca bir daha değişmeyecek diye bir şey de yok! 😉