Bir buçuk aydır sağ omzumda bir sıkıntım var. Hayır, doktora gitmedim. Doktorlarla ve batı tıbbıyla aram hiç iyi değil. Hastaneler beni çok sinirlendiriyor. Mezbahada kesim sırasına girmiş hayvanlar gibi hissediyorum hastanelerde. Sanki şifa dağıtan kurumlar değiller, amaçları da bu değil, Hipokrat yemininin de içi boşalmış sanki, tozlu sararmış sayfaların eski usül iri puntolu daktilo dönemi yazılarından unutulmaya yüz tutmuş fazlasıyla Rönesans bir şey… Bir yemin nedir ki? İçindeki yürek ve onun insan sevgisi kırık bir yumurtanın akını kabuğundan kaçırıvermesiyle akmış gitmiş… Kabuğu kalmış kireçli… Evet, benim için hastane abartı derecede böyle bir şey… Pekçok olumsuz anının barındığı kabuslar evi!

Kendi bedenini tanıyan hastayı cezalandıran bir doktorla daha karşılaşma korkumdan olsa gerek, gideceğim diyeceğim ki doktor bey iltihaplanma, ödem de olabilir, ama değil galiba, şu benim sağ omzumdaki hassasiyet, ben galiba… ben galibaaa… ıııııııhhhhhh…. düşmeyen sabit telefon hattı gibi dıııııt dııııııt dıııııııııııııt sonra……. Omuz manşet bağlarım tendinit oldu, yani iltihaplandı, ya da omuz manşet kaslarımda ufak bir yırtık var. Doktor Bey, sizce hangisi? Tam bu noktada doktor bana bir kafa atmak istiyor, yutkunuyor tabii… İçinden kaça kadar sayacak acaba? Bu durumlarda kimisi siz doktor musunuz diye sorar çok mutsuz ve biraz da asabi bir ses tonuyla?! Hipokrat yemini ettiniz mi? Ya da benim gibi 6 yıl sürünüp sonra üstüne mecburi hizmet, sizzz doktor olamazsınız, sürünmeniz, doğuya, batıya, her neresi sizin için sürgünse oraya sürülüp daha çok sürünmeniz, kobra ve yılan ve kırkayak nevi her şeyin dilini çözdükten sonra Istanbul, Izmir, Ankara neyse işte üç büyükten birine dönüp tüm tıp camiası iç siyasetinde doğru kulis faaliyetleri sonucunda bir hastanede yerleşince artık… Tamam, bu soruyu sorabilirsiniz, siz doktor musunuz? Çünkü ben hepsini yaptım bu yukarıda saydıklarımın, siz yapmadınız, duvarımda da ayrıca diploma asılı, bakın? Reçetelere kaşemi basıyorum, diploma no. çıkıyor…. Bakın, sizi de kaşeleyeceğim birazdan, sormayın bana omuz manşetlerim mi iltihaplandı diye?!?!?! Siz kim oluyorsunuz da bedeninizi iyi tanıdığınızı iddia ediyor, kendinize tanı koyuyorsunuz?!?!?!

Bu yukarıdaki paragrafı yaşamayacağımı garanti edebileceğiniz bir doktor tanıdığınız varsa yogatalasana@gmail.com adresime lütfen spor yaralanmalarından, yogacıların halinden anlayan bir tavsiyede bulununuz… Mümkünse bu kişi yogaya ”yogo” demesin! 😉

Uzun lafın kısası, evet ukalaca gelecek belki, ama bu bloğun, yani güncenin varolma nedeni zaten benim yogaya nasıl merak salıp çok ciddi bir fiziksel ortopedik rahatsızlık sonucu kendimi yavaş yavaş rehabilite etmeyi öğrendiğim, yogayı öğrenme yoluna nasıl çıktığım, sonra yoganın kendimi öğrenmeye nasıl dönüştüğünün, yani benim yolumun, yolculuğumun son derece 1. tekil şahıs ve egosantrik, çok bilmiş, ego tüten, kokan bir güncesi… Pes etmek isteyenler bu durakta insinler daha Eminönü’ne çok var! 😉

O yüzden biraz bölük pörçük de olsa bedenimle, ruhumla olan ilişkim samimi. Bu etten kemikten bedenin başına gelen şeyleri kendimce az buçuk tahmin edebiliyorum. Yine de doktora gideceğim tabii… Gideceğim. Siz tavsiyenizi atın gideyim… 🙂 yogatalasana@gmail.com

Gelelim bu felaket uzun girizgahtan sonra birkaç maddede özetleyeceklerime…

Cumartesi günü, yani dün, önce Yogatime‘da sonra Asya yakasında Kent Plus Pleon Sportivo‘da bir yoga eğitmeni arkadaşımızın Yoga Eğitmenleri Derneği YED Barış İçin 108 Güneşe Selam etkinliğine katıldım. Yogatime’da 70 küsur surya namaskara, Pleon’da da bölük pörçük de olsa 108’i buldum, hem uyguladım, hem misafir eğitmendim. Bu kadar çok güneşe selam (surya namaskara) yaparken dikkat ettiğim ve neredeyse hiç ödün vermediğim bir altın kuralım vardı. Tüm asanaları ve akışı uygularken uygun bedensel hizalanmadan hiç ödün vermedim. 108 Surya Namaskara (Güneşe Selam) alıştırmaları için şifa verir lafını da gün boyunca etkinliğe katılan diğer eğitmenlerden birkaç kez işittim. Katılıp katılmamak konusunda da son derece çekingendim aslında. Gittiğimde şöyle dedim kendime, tamam omzunda bir sıkıntın var. Daha önce de sağ kalça ekleminde ciddi sıkıntın olmuştu. Bunun için ne yapmıştın? Hatırladım sonra, bedenimi ısıttığımı, ateşi toplayıp kor yaptığımı, bedensel enerjimi yükselttiğimi… ve daha pekçok şeyi hatırladım. Sonra, zihnimi devreden çıkardım, onu yalnızca asanaları (duruşları) en düzgün bedensel hizalanmayı (body alignment) koordine etsin, yaratsın diye köle yaptım, sen dedim sadece bununla uğraş, konsantre ol gerisine karışma, kes sesini! Böylece başladık 108 surya namaskara turlarına…

Bu etkinlik benim için ayrı bir önem taşıyor. YED (Yoga Eğitmenleri Derneği) olarak mevsimin kışa döndüğü sonbaharın en tatlı ayı Eylül’de mevsim dönümünü işaret eden ekinoks kutlaması için düzenledik. Yaz güneşi kış güneşine dönüşecekken ve içe dönüşün mevsimi kış günlerine bir hazırlık da olsun istedik. İçimizi araştırmak, içteki huzuru ve barışı görmek bulmak, fotoğrafını çekmek belki. Şu anda neredeyim, nasılım, bir bakmak…

Kişisel hikayem şöyle devam etti sonra… Omzumun manşeti sızım sızımken bedenimin şiddet hikayesine kulak vermeye başladım, dinledim. Düğüm düğüm çözüldü bir şeyler, nasıl bilmiyorum. Sadece doğru hizalanma, uygun nefes alıp verme, surya namaskara turları ile beden enerjimi yükseltip içimdeki odun sobasına daha çok odun atmak adeta… devam ettim…devam ettim….. Bu son derece tempolu ciddi beden alıştırmalarından sonra üzerimi örttüm, bedenimin soğumaya başlarken şiddetli ısı kaybına uğramaması, kaslarımın şok olup tutulmalarına engel olabilmek için bir battaniye sardım üzerime. Kendime baktım, korudum. Eskiden hiç yapmayı bilmediğim şey… Akşam oldu Pleon Sportivo’daki etkinliği de tamamladıktan sonra omzuma iyi gelecek ilacımı da sürdüm. Zihnime bir kere daha tamam hadi rahat bırak onu, iyi olacak dedim ve yattım.

Çarşamba uygun zamanım var, kesinlikle doktora gideceğim. Egomu daha beter şişirmek ve haklı çıktığımı belgelemek için MR çektirmek değil derdim. Tahmin edemeyeceğim bir terslik var mı yok mu, görmek danışmak gerek.

Asanalarda düzgün bedensel hizalanma gerçekleşmediğinde aşağıdakiler oluyor, kendime, hepimize nacizane hatırlatıyorum:

1) Acıyan omuzlar: Özellikle bildiğiniz şınav, yani Chaturanga pozundan gerisin geri yukarıya kendinizi itmeye çalışırken omuzlar acıyırsa bunun en önemli sebebi üst beden kaslarının yeterince kuvvetli olmaması. Bu güç yaratılamadığından Chaturanga‘ya dalışa geçme, adeta kürek kemiklerinin arasından hızla yaklaşan yere doğru bir düşme durumu var! Taşımıyor işte! Arka dış kol kasları zayıf! Bu nedenle de dirseklere ve omuz manşetlerine aşırı yük biniyor. Kürek kemiklerinin arasının içe çok fazla göçerken arka alt bedenin kürek kemiklerinin hizasından daha aşağıda yere paralel duruşu aşırı yük demek. Üst kol ve hele de omuzlara müthiş bir yük biniyor bu sırada. Chaturanga bütün bedenin yükünün omuzlara yüklendiği bir duruş değil. Bedenin çekirdeği, karın kaslarının kilitlendiği, popo kaslarının, uylukların, kısacası tüm bedenin aktif olduğu bir duruş. Bir açıdan özellikle alt beden için Tadasana duruşunun yere paralel hali diyebiliriz.

Acı varsa şiddetsizliği (ahimsa) hatırlamak gerek, o zaman Chaturanga değil de Ashtangasana güçlenene ve hazır olana dek daha iyi…

2) Acıyan el bilekleri: Eğer birkaç tane Surya Namaskara A‘dan sonra el bilekleriniz acıyorsa bu da onların henüz zayıf olduklarına bir işaret. Zamanla ve bolca alıştırma yaptıktan sonra güçlenecekler, sabır, sebat. Hergün azar azar çalışmak lazım. İyice ısındıktan sonra çalıştırmakta fayda var. Yavaş, sebatkar, azar azar ve özen göstererek egzersiz yapmanın mükafatı sonsuz. Tecrübeyle sabittir. Hiç yürüyemeyen, tam üç buçuk ay yatağa çakılı (rahatsızlığımda sinir sistemi, sinirlerle ilgili bir yön yoktu, tamamen ortopedikti) olduğum halde dönüşebileceğini, iyileşebileceğini gördüm. Yaşınızla, tutumla, sabırla, kararlılıkla yakından ilişkili şeyler. Bir de hatırlayalım, her beden, herkes farklı. Belki de kendini tanımak bu açıdan da çok önemli.

3) Acıyan diz arkası kirişleri: Bu faktör yukarıda iki numaralı acıyan el bileklerine maalesef kötü etkide bulunuyor. Yani diz arkası kirişleri kısa birisiyseniz, vücut ağırlığınızın çoğunluğu özellikle Adho Mukha Svanasana (Aşağı Bakan Köpek) duruşunda el bileklerine, dirseklere binecek demektir. Böyle bir durumda zaten kısa olan diz arkası kirişlerini inat edip de uzatmaya çalışıp, bedenin o anki durumunu olduğu gibi kabullenememek ve savaşmak yerine, Adho Mukha Svanasana duruşunu hafif bükülü dizlerle uygulamak çok daha faydalı. Böylece sırt daha düzleşecek, ağırlık kısmen de olsa topuklara kayacağı için bilekleri korumak mümkün. 

4) Acıyan arka alt beden ve sakrum (kuyruk sokumu) bölgesi: Urdhva Adho Mukha Svanasana (Yukarı Bakan Köpek) uygularken ters giden bir şeyler var. Alt bedendeki son beş veya altı omur sıkışıyor demektir. Birkaç tur Surya Namaskara A‘dan sonra bu bölgede batma, acı, yanma gibi hisler omurların arası düzgünce açılıp boşluk yaratılmadan, üst bedeni geriye doğru bükerken alt bedeni kalbi, göğsü açmak pahasına sıkıştırmak anlamına geliyor. Ayrıca yine ne karın kasları ne de Tadasana‘daki gibi uyluklar, popo kasları (gluteus maximi) aktif… Yerçekimine karşı herhangi bir eşitleyici direnç oluşturulmamış durumda. Alt bedeni açabilmek için deltoid kaslarını daha çok kullanmak gerekli ki göğüs iyice açılsın. Hadi, hazır değiliz demek ki, bedenimize iyi davranalım, şimdilik dizleri yere koyalım. 🙂

5) Ayaklar acıyor: Yine sorumlu Urdhva Adho Mukha Svanasana (Yukarı Bakan Köpek)… Ayak yüzleri tam olarak yere yapıştığı için ayağın üst ve dış kısmındaki kaslar iyice esnetiliyor. Acı varsa bu kasların esnek olmadıkları anlamına geliyor. Duruşta esnemeyi ayağın tüm dış yüzüne yayabilmek ve hissin yumuşak, tatlı bir esneklik olması gerekirken, eğer ayak parmak uçlarına yük biniyorsa uygulama sorunludur. Ayak tırnaklarınızdaki acıdan anlarsınız. Eğer ayak yüzlerini yere tümüyle yaymak sorunluysa bir süre Surya Namaskara uygularken ayak parmak uçlarını mata takarak tıpkı Adho Mukha Svanasana veya Chaturanga ya da Plank Pose (Sopa / Kalas Duruşu) uygularken yaptığımız gibi ayakları esneterek bir süre çalıştırmak iyi gelebilir.

Bunun dışında hem Urdhva Adho Mukha Svanasana (Yukarı Bakan Köpek) hem de Adho Mukha Svanasana‘da tüm Surya Namaskara turları boyunca kalça, diz, ayak, bacakların simetrik, birbirine hizalı, paralel ve beden ağırlığının sağ ve sol beden arasında eşit dağılımlı olmasına dikkat etmek uygun bedensel hizalanmayı otomotik pilot gibi devreye almak, bu sağlıklı alışkanlığı kazanmak açısından hatırlanmaya değer.

Sonuç olarak: Evet, omzum daha iyi, çünkü çok düzgün uygulanan fizik kültür egzersizleri rehabilitasyon sağlar. Siz yine de doktorunuza, profesyonel fizik tedavi ve terapi uzmanları ile profesyonel, diplomalı yoga eğitmenlerine başvurmayı aman ihmal etmeyin. 🙂

Güneş ve ışık dolu günler dileğiyle… 🙂

——-

Yoga Eğitmenleri Derneği facebook sayfası http://www.facebook.com/YedYogaEgitmenleriDernegi

Barış için 108 Güneşe Selam facebook etkinlik sayfası: http://www.facebook.com/events/157528027704607/