Bu satırlar şu anda belinde bir sorun yaşayan yogini arkadaşım H. için. Umarım en kısa zamanda iyileşirsin! 🙂 Onunla geçen hafta içinde ufak sanal sohbetimiz sırasında aklıma bir soru takıldı ve sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Sizce hiç yoga yapmamış bir insan yogaya nasıl başlamalı?

Bana belindeki acıyı, ağrıyı yana yakıla gecenin köründe yazan, korkmuş ve telaşlı bu arkadaşım yaklaşık 1 yıldır power yoga yapıyormuş. Derken geçenlerde sınıfta ufak bir rahatsızlık hissetmiş, aldırış etmeyip devam etmiş ve kalakalmış! Fiziksel sorunu nedir tam olarak bilmiyorum ama durumu ciddi gibi. Sevgili H. doktora gittin mi? 😉 Lütfen rapor ver!!! 😉

O yüzden tekrar tekrar şunu hatırlatmak istiyorum aslında. Bedenimizin bize verdiği sinyalleri zihnin oyunları, hele de egonun ben bilirim sen ne bilirsin ki gibi kışkırtmaları ile çoğu zaman dinlemiyoruz, farketmiyoruz bile! Bedenlerimiz elbette ruh halimizden, düşüncelerimizden etkileniyor. Daha doğrusu bu bir döngü, başı sonu yok, neyin neyi tetiklediğini iyice anlayabilmek için inanılmaz bir farkındalık geliştirmeye başlamak, mütevazi olalım, en azından bunu istemek çok önemli bir adım. Günümüzün dünyası bizi her şeyde başarılı olmaya ve yarışmaya, hatta en çok da kendi kendimizle yarışmaya sürüklerken…

Tekrar soruyorum: Sizce yogaya nasıl başlamalı?

Zamanında çok ciddi bir kalça eklemi sorunu atlatmış ve sağlığını ciddi şekilde yogaya, shiatsu terapilerine ve ayurvedaya borçlu birisi olarak sadece benim bedenim, ruhum, gözüm, zihnimden gelmiş geçmiş, olmuş bitmiş bir hikayenin son derece bireysel bakış açısıyla şunu söyleyebilirim: Hizalanmayı, yönelimleri, bedenin 360 derecelik algısını geliştirmek, güçlenmek için öyle sanıyorum ki Hatha Yoga ile başlardım. Sıkılsam, patlasam ve de çatlasam bile. Nasıl duracağımı, elimi ayağımı, gözümü kaşımı dahi ne yöne hareket ettireceğimi bilmeden yüksekten uçmak? Bence hayır! Basit gibi görünen ama can yakan, sizi ciddi şekilde keyifli ve sürekli bir yoga pratiğinden haftalarca ya da aylarca men eden bir yaralanmanın ne derece uzağındasınız? Ashtanga’ya, Jivamukti’ye, Vinyasa’ya bayılıyorum! Ne yaptığımı bildiğim sürece… Eğer denediğim bir sınıfta genel akışın dışında veya gerisinde kalıyor, zorlanıyorsam, bedenimin uyarılarını saygıyla gözlüyor, dinliyor ve durmam gereken sınırı biliyorum. Nefesime bakıyorum, neredeyim? Nasıl? Tembellik değil ama insanın haddini bilmesi lazım galiba?! Yoga derslerinin başlangıç, orta ve ileri seviye, ya da I, II vs. gibi ayrıştırılmasında bir hikmet var. Doğrudan Ashtanga ya da Power Yoga sınıfına dalıp da bile bile bedeninin sinyallerini dinlememek, inatla devam etmek ve sonra sonuçlarına katlanmak var. Bu Hatha Yoga’nın ve diğer restorative  veya terapi türünde olmayan her tür yoga sınıfı için geçerli aslında. Hatha Yoga’da da sınırları, tembellikle çaba arasındaki o muazzam ince çizgiyi keşfetmeden yaptığınız, duruşları bilmeden sırf taklit ederek uyguladığınız, beden, ruh ve zihin algınızı içe yöneltmediğiniz her yoga uygulaması sizi sanırım uçurumun kenarında dolaştırır, haberiniz bile olmaz, taa ki… Bu yazının amacı ürkütmek değil uyarmak bu arada. Nasıl fotoğraf çekmeye çıktınız ama makinayı kullanmayı iyi bilmiyorsunuz ve çoğu fotoğrafta acemilikleriniz var, kadraj kaymış ya da fotoğraf bulanık, yoga da böyle bir şey! Düzgün fotoğraf çekmek isterseniz öğrenirsiniz. Öğrenme sürecine ve onun adımlarına saygı duymak şart.

Geçen ayların birinde ben de kendimi yaraladım. İyileşiyorum, büyük bir sorun yok. Ancak zaman tanımam gerekli ve sabırla restorative, terapi pozlarının tadını çıkarıyorum. 🙂 Bu tecrübe de kulağıma küpe oluyor!

Yoga Journal Ekim 2012 sayısı 82-87 sayfa aralığında (akışı izlemek için tıklayın –> Upwardly Mobile) omuz, el bilekleri ve boyun bölgesi ile ilgili sorunu, ya da yaralanması olan kişiler, dolayısıyla yogayı özleyenler için çok özel bir akış var. Kolları ve bilekleri kullanmadan güzel bir seri hazırlamışlar. 🙂

Pekçoğumuz, yoga eğitmenleri, iki saniyede göstermek için düşünmeden tak diye bir pozun içine giriyoruz. Bedenler soğuk, kaslar esnek değil. Ateşi yakmadan kısacası… Çoğumuz yapıyoruz. Ne kadar spor yaparsak yapalım, istersek 30 yıllık yoga eğitmeni olalım, bence egoya ve hırsa yenilmeyelim! Bedenlerimize hiç farkına varmadan uyguladığımız şiddete dikkat çekmek istedim. Beden mabet en nihayetinde… 🙂

Soğuk ve gri Hamburg’dan herkese iyi bayramlar… 🙂