Özlemle kendini yakıp kül etmenin peşinde, metali eritip dağlar bedensiz sıcağını, yayılır, kasıp kavurur, bir bakmışsın içinden geçip gidivermiş, sen artık başkasın, belki kendine aşıksın. Tutmak istesen de durmaz, uygun mesafeden yüreğini ısıtırsın, o zaman sana koşmak ister, artık duramazsın. Bir kez seni dansa kaldırdı mıydı yorulana dek onunla yek adımsın. Suya ağlar, kendini boğar; toprağı dağlar, kendine yuva yapar. Ölürken öldürür, hiç pişman olmaz. Roma’yı da Persepolis’i de yakar, günahı ne, kim sorar? Öteki dünyada Büyük İskenderle Nero otururlar hangimiz daha iyi şehir yaktık diye atışıp dururlar. 😉