Letting-Go1”Arama..şimdi mesaj atma istersen, sen haliyle duygusal bir şey yazarsın şimdi, o da yalnız, iyi gelmeyebilir,” dedi.

Haklıydı. Kızgındım. Kızgınım. Ama o haklıydı.

Sözünü dinledim. Mesajı atmadım. İçim çığlık çığlığa dağların en tepesinden bağırmak istiyor…

”SENİ SEVİYORUM!!! BENİ BIRAKIP NEREYE GİTTİĞİNİ SANIYORSUN?!?!?! KENDİNİ BIRAKIP NEREYE GİDİYORSUN?!?!?! NASIL YAPARSIN?!?!?!”

Ölüme ya da ölecek olana verdiğimiz tepki aslında asla özneyle ilgili değil, nesneyle ilgili. Gidecek olana değil, kendi halimize üzülürüz. Ego tavan yapar! Bencilliğin doruk noktasıdır. Gidenin boşluğu dolmaz… Terkeden değil, terkedilendir daima üzülen, kırılan…

Hele de hayatın …ne ….ıp da batırınca, ne zaman başım beladan eksik olmasa telefonun ucundaki o ses arayabileceğim tek ses iken! Öz babamı bile arayamazken onu aramışım hep… ve o daima kaya gibi, dağlar gibi orada olmuş!

Ve bu akşam babam arıyor telefonda diyor ki, beceriksizce, ”Sana bir şey söylemem lazım, N. akciğer kanseri olmuş, çok ileri safhada, bugün beni aradı…”

Uzun bir sessizlik…….

Yahu ben bunları aşmamış mıydım? Ayaklarımın üzerinde hem de tek başıma bir kadın olarak, kadına yönelik şiddetin giderek sapıttığı, tüm dünya savaşlarında ölen erkeklerden son 30 yılda daha fazla kadının sudan sebeplerle canına kıyıldığı bir dünyada aç değilim açık değilim… Hani ben kendimi mütevazi ölçekte var etmişim…

Peki…

Biraz daha uzayan sessizlik…

Sonra okuduğum …tan NEW AGE yazılardan …tan alıntılar:

Yalnızlık kendi seçimin… Hele Orhan Pamuk’a göre bir GURUR sorunu, bakınız KAR romanı! Ego tavandan bi türlü aşağıya inmeyi kabul etmediği için yalnızsın falan. Bana göre paspas olsan da farketmez! Dünyanın en muktedir, Kanuni Sultan Süleyman modeli baban, Hürrem Sultan tipi annen olsa fark eylemez… Bireylerin kendi AJANDALARI vardır zihinlerinde, tilkilerin kuyruğu da bir türlü birbirine değmez.

Başka bir NEW AGE kitap cümlesi… Sen evrene açık ol, yardım çıkagelir kendiliğinden, pozitifi kendine çek, olumlu şeyler düşün vıdı vıdı bıdı bıdı…

OK.

Sizi bilemem ama benim kendim için bir dileğim var. Ruhuma, bedenime, sırf canlı olduğum için ve ‘mış’ gibi Hipokrat yemini etmiş, yüreksiz ve de vicdansız, korkak, kendi gerçekliğinin gölgesinden ödü kopan, yüreğinde azıcık merhamet filizleniverecek olsa zalimleşen soğukgil beyaz önlüklü doktorlardan tüm sevdiklerim umarım ki korunurlar.

Şifa yürekten gelmedikçe neyleyim kitapları, kuramları, birbiri ardına çentik atılan vakaları, hasta dosyalarını! Bütün doktorları kızdırıyorum şimdi! Kusura bakmayın! Eminim içinizde güzelleriniz, merhametlileriniz vardır. Ama bir o kadar da acımasız ve yüreğini unutmuşlarınız da var. Tek duam dileğim, sevgili ikinci babam N.‘nin doktorlarının yürek sahibi kişiler olması!

Şifa üstümüze olsun… Benim için 21.12.2012 yediğim bir damga şimdi, ruhumda yanık et kokusu…

Son olarak babama telefonda dediklerim: ”Eğer sonuna kadar N.’nin yanında olmazsan ve elinden gelen her türlü yardımı yapmazsan seninle bir daha asla konuşmam!”

Affedememişim… bir başka bahara kaldı… Daha gidecek çok yolum var, güya Maya Takvimine göre geçitlerdeyiz, uzun gecenin yalnızlığında görüyorum ki ıııı-ııııııhhhhhh… olmamış….

Şamanın dediğine göre:

”Yanındaki adamın hiçbir şeye güveni yok… Defalarca buraya gelip ….la konuştu, ama yine de inanmıyor. Zavallı …..! Yeryüzüne yeniden geleceği vakte kadar Tanrı’nın yanında yürüyebilecekken ikide bir bu bahtsızı teselli etmeye dönüyor. İlahi güneşin sıcağını bırakıp Sibirya’nın ayazına dönüyor, çünkü aşk elini kolunu bağlıyor! …. çoğu insan gibi o da kayıp addettiği şeyle bir türlü barışamıyor… safî bencillik. Böyleleri zaman dursun ya da geri dönsün isterler. Bu yüzden de ruhları yolundan ederler….. onun derdi hayatı daha iyi anlamak için yardım istemek değil. Her şey onun hayata ve ölüme bakışına ayak uydursun istiyor… insanlar umutsuzlukla avunurken bu duyguya çare bulamam.” [Paulo Coelho, Elif]

Farzedin ki şimdi ben, yaşam nehrinin kıyısında durmuşum ve avuçlarımı açıyorum, elimdekiler birer birer suya düşüyor yavaşça ve sürüklenmeye başlıyor yepyeni bir hayata doğru… Kontrol bende değil, geleceği göremiyorum, geçmiş sislerin arasında kaybolan bir görüntü yalnızca ve şu anda su ayaklarıma değiyor usul usul gerçekler gibi biraz soğuk ürperiyorum ama burdayım tüm varlığımla ve saygı duymak kabullenmekten başka ne gelir elimden çünkü bu muazzam bir döngü N.‘nin bu bedeni bırakma zamanı yaklaşacak ve eğer güzel yaşanmışlıkların ardından dirençsizce bırakabilirse… Belki… her deneyimi dönüştürme enerjisi şimdiki zamanda gizli.

Gözüm, yaşım, biriciğim, ikinci babam… yolun açık olsun, suların kucağında ana karnında kendine dönüşün kutlu olsun… Şimdiden…….

Bırakıyorum… bırakıyorum ki en az senin kadar güçlü olabileyim… sevebilmek güçlü yüreklerin meziyeti… Hastalığını bilirken bile babama nasıl olduğumu sorup beni kendinden önde tuttuğun, bu kadar uçsuz bucaksız ve muhteşem bir şefkatle sevdiğin için……. önünde saygıyla… daima….. NAMASTE!