tumblr_mf1yzfkH9m1rmenu8o1_500

Tohum sessizliğin kucağında kendi kabuğunun zarının sınırlarına elbet bir gün gelip de dayanınca çatlar açılır içinden incecik bir filiz süzülür derken serpilir kendiliğinden bulur ışığı ve büyümek bir sanat yaşama sanatı. Birdenbire boy atar incecik gövdesi şiddetli rüzgarlara henüz aşina değil bir anda tarümar, çok inatçı ve katıysa boy atmaya korkar basık küt küt kütük ve bodur kapkalın bir gövdeyle bir türlü gökyüzü diyarına uzanamaz. Öyleyse nasıl?

Restoratif yoganın bu tür sorulara birdenbire açıklama getirebileceği iddiasında değilim. Ancak araştırmak, sormak ve izlemek, kendini varolma halini seyretmek için eşsiz bir sinema koltuğu ve yanında da patlamış mısır verdiğini söyleyebilirim! 😉 Hayatı o kadar hızlı yaşıyoruz ki durup anlamaya vakit ayırmak külfet. Sonra bir bakmışsın mısır yerine başka şeyler patlamış! Öfke, üzüntü, gözyaşı, isyan, inat, hırçınlık…

Görünürde sessiz sedasız öylece durarak yine de kendi potansiyellerini gerçekleştirir, ihtişamlı birer anıta dönüşür ağaçlar. Kolay bir yaşamları olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun. Bir ormanda türlü ağaç ve aralarında amansız bir yer kavgası, güneşe en hızlı kim ulaşacak, kim daha boy atıp diğerlerini gölgede bırakacak, yeraltı sularından en fazla kim daha çok nemalanabilir, ne tarafa doğru kökleri ve dalları uzatmak gerek, kökler ve dallar arası yakın karşılaşmalar hatta bazen çatışmalar… İnsanlardan ne farkı var? Dahası bazen yoga stüdyosunda hemen burnunun dibine matını seriverip sana hiç aldırış etmeden sanki sen yoksun hayaletin tekisin gibi davranan şu ”sözde” yoga öğrencileri yok mu? Ahhh, işte birisinin cep telefonu çaldı, diğerininki titreşti, bir grup gelmiş geçen haftasonu nasıl İstanbul gecelerine aktıklarını hararetli hararetli birbirlerine anlatıyorlar, sonra bir başkası ”uuuffff muhteşemdi yaaaaa süper bi atölyeye katıldık, kızım var yaaaa, burda kimse yoga bilmiyoooo!!!” gibisinden üst perdeden okumalarda… Yavaş yavaş zırhını giyiyorsun değil mi? 😉 Kaşlarının ortası kırışmaya başlıyor, metro çok kalabalık, şehir kalabalık, ööööfffffff… Nefes alacak bir gıdım yer yok! Soykırım falan mı yapsan acaba? Hooooopppp, Hitlerleşme! Lüzûmu yok! Hani yogaydı şiddetsizlikti? Bunun tek bir anlamı var içten içe, eğer kendine varolup nefes alabileceğin, durabileceğin ve kendi gelişimini besleyecek içsel boşlukları yaratmaz ve açmaz isen, farkındaymış gibi yapıp sürekli ertelersen sonuçlarına da pekala katlanırsın.

Aktif olarak sualtı arkeolojisi yaptığım dönemde aletli sualtı dalışlarının (SCUBA) en sevdiğim yönü buydu. Suyun altına dalar dalmaz sesler kesilir, yerçekimiyle olan ilişki değişir, masmavi suların derininde nefesinle başbaşa kalırsın. Nefes al… sakince uzun derin nefes ver. Nasıl bir sükûnet anlatılmaz! 🙂 Bazen Restoratif Yoga’yı da sualtı dalışlarına benzetiyorum. İnsan kendi yaşamının denizine dibe dalıveriyor ve başlıyor gezinmeye kendi iç denizinin coğrafyasını keşfetmeye. Neye üzülmüş, neye kırılmış ego nerde tavan yapmış nerde kendi kendine koyduğun kuralları bir güzel çiğnemişsin… Duruşların içinde kaldıkça yavaş yavaş davet edilen kendiliğinden gelen bir alçakgönüllülük, rahatlık, kasılan zihinden kasılan kaslara dek tepeden tırnağa bir gevşeklik ve bırakma hali… Düşüncelerin düğümlerini bırakınca kendiliğinden geliveren çözümler belki… Uygulamaya disiplinle devam ettikçe zihinsel huzursuzlukta yatışma…

Restoratif Yoga’yı yapmayı da öğretmeyi de en çok bu yüzden seviyorum. Kendi yaşamımda deneyimlediğim ve ihtiyaç duyduklarımla öğrencilerimin ihtiyaçlarından harmanlanan dersler şekilleniyor böylece. Çünkü hepimizin aslında son derece aktif ve YANG yaşamlar sürmemize karşın YİN ve güzelim bir teslimiyet, yumuşaklık içinde olabilme becerimizi elimizden alan büyük şehirler, karmaşık iş ve özel ilişkiler ağının ortasında şaşkın ne yapacağını bilemez boğazı düğüm düğüm kalakalmamız şart mı? Dengeleyemez miyiz? 🙂

Hadi gelin bu hafta yine OM Yoga’da Restoratif sınıfında birlikte araştıralım… Güzel bir hafta dileğiyle. 🙂

Facebook Etkinlik Linki için tıklayın… https://www.facebook.com/events/303694353067730/?ref=22

FREE FALL: World champion freediver Guillaume Nery special dive at Dean’s Blue Hole, the deepest blue hole in the world filmed entirely on breath hold by the french champion Julie Gautier. This video is a FICTION and an ARTISTIC PROJECT. Edited by BLUENERY (c). Music: ARCHIVE – you make me feel.