wind_element_sketch_by_NytlinBu yaz rüzgarlı… Belki evin konumundan da kaynaklı ama uçuştayım orası kesin. 😉 Çok mütevazi, sakin ve derin sesli ağaçtan bir rüzgar çanı asmak istiyorum bu nedenle. Rüzgarı tenimde hissederken kulaklarıma da tınısı gelsin davet edeyim diye. 🙂

Çiçekler iyi durumda. Sardunyalara ayrı bir muhabbetim var. #DirenGezi meselesine iyi malzeme olurlar çünkü doğaları dirençli. Susuz bırak kurudu gitti dediğin anda biraz sula anında yemyeşil inatçı ve yeniden yeniden yorulmamacasına şımarık modda çiçek açıp dururlar. Bir çingene pembesi bir de kırmızısı var balkonda, esintide titreşip mutlu mesut yaşıyorlar. Pembe olanın içine çakra renklerinde bir rüzgar gülü yerleştirdim fırıldıyor başım dönüyor! 😉

Adını bilmediğim ufak çiçekleri delirme modunda açıp duranın da keyfi yerinde. Bugün temizledim, güzelleşti.

Gelelim güllere… Sapasağlam ama nazlılar, sabır ve sevgi isterler.

Yine adını katiyen bilmediğim ve henüz maalesef birbirimizin dilini konuşamadığımız ama elimden geleni yaptığım ufak bir çiçeğim daha var. Bakalım… Anlaşacağız sonunda, daha fazla ilgi ve hassasiyet istiyor. 🙂

Orkideler çiçeksiz dönemlerine girdiler… Hadi hayırlısı! Çok emek vererek daha önce Ankara’daki evimde iki tur açtıklarını görebilmiştim. Bu evimdekiler daha birkaç aylıklar ve bakalım neler olacak…

Çiçeklerle, bitkilerle olan bu muhabbet biraz insan ilişkilerine benziyor. Kimisi ne yaparsan yap sardunya, kimisi hemen küser alınır solar, kimisi inatçı, bazısı gelgit ister bir açacak bir kapayacak dokunmayacaksın. Şahsen inatçılar, sardunyalar favorim, biraz ben de öyle olduğum için sanırım.

Birkaç ay önce TOPRAK hakkında yazmıştım burada. Sonra ATEŞ hakkında çok kısa bir iki satır… Diğer elementler hakkında asla yazamadım, özellikle SU ve HAVA ya da RÜZGAR hakkında. Deneyimlemediğimi düşündüğüm ya da farkında olamadığım, içselleşmeyeni kalemimden damlatamıyorum. Özüme işlemesi lazım önce. Derken geçen haftasonundan beridir rüzgarla konuşmaya başladık. Bir sohbettir gidiyor. Her şey uzun ve yorucu bir iş gününü arkada bırakıp balkonda otururken martıların akşamüstü telaşlı uçuşlu alışılageldik törenlerini seyretmekle başladı. Bazısının sanki rüzgar yokmuş görünmez teller onları tutuyormuşçasına havada asılı kaldığını, kimisinin suyun yüzeyine konmaya çalışırken hem denizin çırpıntısı, bir yandan karşı akıntı, tam cepheden rüzgarın inadıyla mücadeleye giriştiğini ve hiç de öyle hop diye suya konamadığını, kimisinin iskelede elektrik direğinin tepesinde yan yana durup güneşe karşı kanatlarını açıp ışık ve rüzgar banyosu yaptığını izlemek… Betonlaşan İstanbul’da inatla parka, bahçeye, ağaca, deniz kıyısına kaçmak ve doğaya defalarca tekrar tekrar AŞIK OLMAK… 🙂 Sahilde uzun bir yürüyüş yaparken rüzgarı yine saçlarımın içinde bedenimde hissetmek ve müthiş bir ÖZGÜRLÜK duygusu, denizin kırışan yüzü, değişen renkleri, bulutların sağanak yağmurun habercisi telaşlı geçişi, kah gölge kah ışık ve giderek büyüyen çocuksu bir hayranlık… Bir süre sonra etraf, cisimler, insanlar, dünya erimeye başlıyor, şekiller kayboluyor ve geriye sadece renklerin ışığın dansı kalıyor, baktıkça bakasım geliyor, kaleidoskopun ucundaki dünya önümde açıldıkça ses ve ışığın enerjisine daha çok dalmak uzun süreler kalmak… 🙂 Bir meditatif hal ki sormayın gitsin?! 😉 Sonra işte RÜZGAR ve HAVA ile konuşmalar başlıyor.

Bu yolun ucu yogada daha çok kol dengeleri çalışmaya doğru gidiyor. Cesaret, risk, güç ve esneklik arası gidip gelmeler oyunlar… Yazıyla yoga matımın arasında mekik dokurken kenarda arasına ayraç kıstırdığım kitabı şöyle bir elime alıyorum, bir şeylere bakacağım. Birden donakalıyorum! Kitap ayracı çalıştığım şirketin yaptırdığı promosyonel bir ürün. Arka tarafındaki yazıya daha önce hiç ama hiç dikkat etmemişim. 🙂 Kocaman bir gülümseme yayılıyor yüzüme. Geçen senenin başlarında vefat eden, kurucusunu idolüm bellediğim bu kişinin yaşam felsefesini işine, yaşamına aktarışı ve onun uzantısı olan basit bir kitap ayracının üzerinden esen meltem beni benden alıyor… Mevlana’nın, yani Rumî’nin birkaç dizesi sesleniyor bana:

Sabah Rüzgarı

Sabah rüzgarı taze kokusuyla kanat geriyor

Uyanıp kalkmalıyız ki bu kokuyu içimize çekebilelim,

bu rüzgar ki yaşama sebebimiz.

İş işten geçmeden NEFES AL.” [Rumî] [kendi çevirim]

945929_10151523006538240_1005619163_n