O kadar insanca bir durum ki ve masum… Bir o kadar da kendi içinde çelişkilerle dolu. O kadar kadın halleri ki bir erkeğin yeniden dünyaya gelip kadın olarak bedenlenmesi, kadın bedeninde varolması gerek bunu anlayabilmesi için.

Son yazımda Cuma akşamı Dubai’den başörtülü kapalı bir misafirim olacağını belirtmiştim. Örtünmeyle ilgili önyargılarımı da yazmıştım. Evet, buluştuk ve birlikte keyifli bir yemek yedik. Karşımda olağanüstü bir kadın vardı. Tek kelimeyle muhteşem! Keskin zekalı, çok espritüel, çalışma hayatında başarılı ve üç çocuk annesi. Evlenmiş boşanmış, ilk evliliğinden üniversite çağında bir kızı var. İş hayatından, benzer konumlarda çalıştığımız için zorluklar, eğlenceli anekdotlarla dolu bir sohbet giderek dallandı budaklandı. Sonra ister istemez konu benim saçlarıma geldi. Daha Perşembe günü görüştüğümüzde saçlarım uzundu, Cuma akşamüstü kestiriverdim hem de kısacık. 🙂 Özüme döndüm aslında. Tabii sevgili dostuma ufak ve tatlı da bir şaşkınlık yaşatmış oldum. O benim saçımı sordu, ben de onun başörtüsünü ve o kadar ama o kadar çok ortak noktamız, kadın olarak ihtiyaçlarımız ortaya çıktı ki sadece farklı şekilde çözümler buluyorduk. Hepsi bu! 😉

Anladık ki bir yerden sonra ikimizin de ”erkek bakışı”ndan uzak kaldığımız ve adeta hani evin salonunda perdeleri çekip özel hayatımıza devam etmek istediğimiz bir an gelir o özeli ruh halimizi içimizi dışımızı kimselere sergilemek istemediğimizde ne yaparız?

Hayatım boyunca ”dişi” giyindiğimde kendimi iyi hissettiğimi hatırlamıyorum. ”Erkek bakışı”nın altında güzelliğe övgü ve tapınma ile estetiğin doruk noktasına çıkan biz kadınlar boyalar tırnaklar upuzun saçlar kısa etekler veya dekolteler müthiş şatafatlı kıyafetler askılı büzgülü şusu busu cicisi bicisi olan bazen küçük bazen büyük kumaş parçaları ve vitrine oynadığımız türlü kostümle ”sahne” alıyoruz yaşamın herbir günü birbirinden şahane!

Sahi neden süsleniriz? Ava mı çıkıyoruz? İyi de neyin avına?

Makyajsızlığın, nötr, yani uni-sex giyinmenin daima hayranı oldum ve rahatlığını işlevselliğini sevdim. Şu anki işimde beni en çok zorlayan şeyin elbise giymek olduğunu da söyleyebilirim. O kadar garip bir psikolojisi var ki cazibeli giyinmenin, belini bacaklarını vücudunun hatlarını vurgulamanın, saçları başları yaptırmanın son derece iddialı makyaj yapıp dudakları ısırılası bir meyve rengine boyamanın! Bu role o kadar kolay kaptırabilirsiniz ki kendinizi şaşılası bir tarafı var eğer düşük benlik değeri ve özgüven eksikliği çekiyorsanız pekala bu da bir örtünmedir müthiş giyinir süslenir gerçekliğinizi saklarsınız. İnsan kıyafetlerin markaların maddiyatın arkasına gizleniverir.

Erkek dünyasının da kendine özgü bu türden sıkıntıları durumları vardır eminim ki işte gömlek kravat takım elbise olayları, ama ben şimdi madem bu yaşamımda bir kadının bedenindeyim kadın bakış açısı ile yazıyorum. Palavra sıkmanın alemi yok, erkekleri kendileriyle başbaşa bırakıyorum. 😉

Dubaili sevgili misafirim dedi ki hayatının bir döneminde artık çoluk çocuk iş güç ikinci koca koşturmaca öte yandan inançlı da derken karar vermiş örtünmeye. O andan itibaren özgürleştim dedi. Belime kadar uzun saçlarım vardı, her zaman bakımlı saçım başım yapılı dolaşıyordum ama birgün geldi tamam dedim. Kendi kararımdı. Perdeleri çektim. İçe dönme vaktim gelmişti, dışarısıyla ilgilenmiyordum artık. Müthiş bir özgürlük duygusu ve tatmin yaşadım diye anlattı.

Ben de öyle. Benim örtüm saçlarımı kısacık kestirmek. Her zaman öyle oldu. Pantolon, gömlek veya tişört giymek, lastik pabuç ve kısacık saçlar. 🙂 Ne zaman bunu yapsam bir meydan okuma ve özgürleşmedir benim için. Kendimi bütün hissederim.

Feminist kuramda ”erkek bakışı” (male gaze) denen bir kavram vardır. Kadın bedeni metalaşır ve güzelliği arzulanabilirliği ölçüsünde bu maddi beden ve özellikleri üzerinden değeri ölçülebilir kıyaslanabilir hale gelir. Bedenin içinde yaşayan kişinin düşünceleri, duyguları ve kişiliği tamamen arka planda hatta teferruat olan şeylerdir. Kadın itaatkar, uysal ve boştur. Beden ve arzulanırlık ise ön planda. Sanki hırsla yağmalanmak için sürekli bir davet gizli bunda. Bir kadının ister bedensel ister duygusal olarak gerçekten ne istediği hele hele onu ifade edebilmesi kadar büyük bir tehdit daha yok ”erkek bakışı” için. Erkek aktif, kadın pasif. Roller bir kere böyle yazılmış istersen kabul etme.

Kabul etmediğinde sahi ne olur? Belli bir kesim erkeğin radarından silinirsin. Bunda sorun yok hatta ohhhh ne büyük rahatlık. Tabii kimisine göre öyle, kimisine göre değil. 😉

00141-arbore_marcgaens_02

Dünyada cinselliğe, utanmaya, örtünmeye tamamen zıt alternatif kültürler de var biliyoruz değil mi? Avrupalı devletler güzelim Afrika kıtasının güzelim kabilelerini uyuşturucu, silah, dini misyonerliğin ithal düşünceleri ile kirletmeden birbirine kırdırmadan önce bambaşka yaşam modelleri vardı. Çıplaklığından utanma gereği duymayan birbirini kadın veya erkek diye yaftalayıp manipülatif oyunlarla taciz etmeyen birbirinin üzerinde hakimiyet kurmanın peşinde koşmayan başka toplumsal modeller yaşamlar…

Burdan nereye varacağım? Kıyafet, örtünmek, siyasal ve bireysel duruş deyince aklıma hep Michael Jackson’un 18. yüzyıl Fransız askerlerinin üniformalarını hatırlatan ceketleri gelir. Apoletli altın düğmeli işlemeli yüksek yakalı kalın kumaşlardan bir tür zırh ve gerisinde yumuşacık yaratıcı müthiş bir yürek gizleyen o ceketler… Michael Jackson inanılmaz zor bir baba figürü ile büyümüştür. Evet yetenek başarıya ve şan şöhrete dönüşmek için disiplin ister. Jackson ailesinin babası son derece zalim bir disiplin uygular bütün çocuklarına, en çok da Michael’a. O yüksek yakalı keskin kesimleri olan ceketler korunma gizlenme dışarıya sert ve yeterli görünme ihtiyacının bir dışavurumu da olabilir mi acaba?

Hepimiz kıyafetlerimizle kendimizi anlatırız bir yerde. Giyinmek duygu ve ruh hali işidir. Dubaili misafirim kendi örtünme kararını özgürce kendi isteğiyle verdiğini söyledi. Saygı duydum ve yürekten anladım onu. Böyle cesur bir karar verebildiği için de kutladım içimden. 🙂 Yaşamda tek başına ayakta durabilmiş, kimse olmadan kızını büyütmüş sonra tekrar evlenip yeniden çocuk sahibi olmuş, yaşamla sonuna kadar güreş tutmuş çalışkan zehir gibi savaşçı bir kadın vardı karşımda. 🙂

Eğer benim ülkemin kızları da özgür kararlar verebileceklerse ne giydikleri, ne taktıkları kimsenin tekelinde değilse, kendi kendilerinin sultanları iseler o halde artık kirli siyasetin kadın bedeni üzerinden yürüttüğü söylemlerin kurbanları olmayacaklar. Her ne kadar kadın kadının en büyük düşmanıdır dense de bence uyanma vakti. Kıyafetler çıplaklıklar bizi ayırmamalı uzaklaştırmamalı diye düşünüyorum. Daha da önemlisi çocuk doğuran ve onları büyüten, zihinlerini ruh dünyalarını şekillendiren bizler olduğumuza göre sorumluluğumuz büyük. Kadınlara hakettikleri saygıyı gösteren nesilleri yetiştirecek olanlar da bizler değil miyiz? Ötekiyi kucaklayabilen ve yüreğini açabilen cesur öncüleriz. Sadece bazen kendi gücümüzü unutuyor olabiliriz.

Kıyafet sonuna kadar psiko-siyasi bir ifade tarzı. Burada önemli olan özgür irade ile gelişen ve yeşeren bir kendini ifade mi yoksa bir topluluğa olan aidiyet mi, hangisinin birbirini tetiklediğini doğrusu bilemiyorum. Sadece uzaktan seyredip düşünüyorum. Ne çıplak Afrika kabileleri ilkel ve geri kalmış, ne de başörtülü kadınlar aptal ve cahil. Kadının önündeki en büyük engel hemcinsleri ya da karşı cins tarafından yasaklanan eğitim ve çalışma hakkı. Daha fenası bunu öyle veya böyle her türlü siyasi malzeme yapıp nemalanmaya oy toplamaya çalışan siyasilerin goy goycu söylemleri! Örümcek kafalılığın ve at gözlüğü takmanın partisi yok çünkü!

Kadınların kendi içlerindeki eril enerjiyle, erkeklerin de kendi içlerindeki dişil enerjiyle buluşup dengelendikleri bir dünyanın düşünü kurmak yine de bana ümit veriyor. Çeşitliliğin, kültürün, yaşamın tüm renklerinin, barışın kutlandığını düşlemek sizce aptallık mı?

———

Erkek Bakışı / Male Gaze üzerine Huffington Post köşe yazısı.. http://www.huffingtonpost.com/michaela-pommells/male-gaze_b_2326546.html

Bir kadın kimin için süslenir? Mehmet Yılmaz’ın 24 Ağustos 2013 köşe yazısıhttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24581472.asp

Fransa’da bir kadın NIQAB giydiği için burka yasağı gereği para cezasına çarptırıldı… The Guardian UK’nin haberi http://www.theguardian.com/world/2011/apr/12/french-veil-ban-woman-niqab-fined