visvamitrasana

OM Yoga’ya yürürken hep önünden geçtiğim Teşvikiye’de bir restoran var.

Geçen kış yine önünden geçerken aklıma bir fikir düştü, sakin bir göl yüzeyini dalga dalga hareketlendiren bir taş misali yüreğim de hareketlendi hatta kibirlendi. Yürüyüşüm değişti, yokuş aşağı salına salına pek bir yürüyen DAĞ idim.

Üzerinden aylar geçti derken bir gün yine önünden geçiyorum restoranın, aaaaa?!?! o da ne!!! O kibirli hihihihihhhoooohhhoooyyyttt halimi hatırladım. Şimdiki halime baktım. Sonra omuzlarım düştü, göğüs kafesim kendi içine katlanacak daha fazla yer bulamadı zavallı kaburgalarım içime saplanmaktan bir hal olmuşlardı. Tek nefes yani sığ nefes ne yani şimdi ben DAĞLAR gibiydim şu anda iki ucu kavuşmayan bir Zen Çemberi’yim?!?!?! Ne oldu da o bendim bu da şimdi ben?!

Derken üzerinden yine aylar geçti yine restoranın önünden geçiyorum. Haydaaaaaa? Bu sefer de kapı gıcırdasa oynayacağım. Bir neşe pür neşe! Nooooluyo sevgili okur? Beni kapatıcaklar eninde sonunda bir yere?!

Dışardakinin içeridekine olan etkisi işte bu dedi içimin sesi.

Restoran ve Teşvikiye ve yokuş, OM Yoga, hatta sen, olduğunuz yerdesiniz de senin algın bi sağda bi solda, bi aşağıda bi yukarıda. Oysa bi şey olduğu bittiği yok, hepsi ama hepsi senin zihninin sana yaptığı ettiği.

Peki dedim. Peki? Ya o zaman zihnin güdümündeki kalp mi bütün bunların hepsi?

Orda durup duran restoran ve İstanbul’un yedi tepesinden aşağı koşan yokuş tek bir ağızdan cevap verdi: ”Evet.”

O halde yüreğin hissettiği bambaşka bir oyun alanı, onun kanunları iklimi toprağı bambaşka?

”Evet.”

Peki.

Ne zamandır yazacağım bu yazıyı da işte geçen hafta bir daha geçince önünden şu dükkanın tamam dedim, artık dökülsün dışarı, olmuş bu.

Bu Pazar sabahı Hatha Yoga dersinde bir öğrencim sordu Urdhva Dhanurasana deneyebilir miyim? Dedim denersin, ayak bileklerimden tutmak ister misin? Evet dedi, öyle daha güvenliydi. Asiste etmemi de istedi, küçük bir denemeye giriştik birlikte. Yok dedi, yarı yoldaydı, bırakmak istiyorum. Bıraktı. Nedenini araştırdık birlikte, üst kol kasları mıydı güçsüz müydü, el bilekleri mi engelliyordu esnek değiller miydi, sonra kendisi dedi, güçlenmem mi lazım?

Sonra biraz düşündüm ve şu çıktı ağzımdan. Bazen bir asana olgun bir meyvenin dalından düştüğü gibi kolaycacık sen hazır olduğunda sana oluverecek olandır. PatanjaliYoga Sutra‘nın 46. satırında ”Staying with ease is asana” (”İçinde rahatça kalmak asanadır”) der. Diğer yandan Bhagavad Gita‘da ”Yoga is difficult for the one whose mind is not subdued.” (”Zihni itaat etmeyen kişi için yoga zordur.”) demektedir.

Beden, ruh, nefes hazır olduğunda asana olur.

Tabii teknik çalışmak, kendini keşfetmek ve oyun oynamak matının üstünde kendi bahçende şiddetle tavsiye olunur. 🙂

Denemek de yolun yarısıdır.

Ayrıca kendi zihnimin göbek dansı karşısındaki şaşkın mutluluğum ise tam bir eğlencelik! 😛 İzninizle içimden kopan kocaman bir kahkaha! 😀