Crossroad in lavender meadow

Önünde uzayan yol birbirinin tam zıddı istikamete giden patikalara ayrılıyor. Kuzey ve Güney; Doğu ve Batı; Pusulanın tam ortasında duruyorsun. Hangi yöne dönersen dön bir diğerinden vazgeçiyorsun. Seçimlerin senin belki talihin, belki lanetin. Hayatlar hayatlar boyunca dönüp dolaşıp bu yol ayrımına geliyorsun. İnşa ediyor ya da yıkıyorsun, bu sensin, bu senin hikayen, bu senin karman. Seçimlerin, senin özüne dair en iyi korunmuş biricik sırrın. Belki bu kez artık sadece sükûnetle duracaksın ve hiçbir şeyi seçmeyeceksin. Sen sadece ”ol”duğun halinsin. Belki o zaman yaşam seni seçecek ve seni bulacak, seninle bu yol ayrımında buluşacak. Belki yaşama sanatı dedikleri bütün yol ayrımlarının ortasında durmak ve herkesin ve her şeyin senin yanından geçip gitmesine ya da sana yaklaşmasına izin vermek. Sen bu sefer sükûnetini koru ve sessiz dur. Sadece ”ol”… bir ağaç kadar özgüvenli…

Geri döndüğümde bir önceki yere ben, artık aynı ”ben” değil, ben yokolmuş ufalmış ufalanmış bir toz zerreciğinin hafifliğine bürünmüş yere konmuş tohumu alacak içine daha yeşerecek ağacın düşünü görecek önce ve sakin duracak bekleyecek kendince ta ki mevsimler üstüne mevsimler geçip de onu uykusundan uyandırıncaya dek… Çünkü masalın da anlattığı üzere……………………………..

07 Ekim 2013 – X üstü Y.’den önce durduğum yere sonra dönmek…