20070913gratitude

Başına gelen her şeyin kaza veya şans eseri olduğunu düşünenlerle ciddi bir açmazım var.

Kaderini değiştirip kader diye bir şey varsa eğer ona hükmedebilenlerin kanından geliyorum, belki de genetiğimde var.

Kaza, kader, heyhat, ne yapalım oldu işte cümleleri bende bütün kırmızı alarm düğmelerine aynı anda basmakla eşdeğer.

Çünkü kadercilikle gerçekten bazen hayatın beklenmedik bir çalım atması arasında ki atacaktır ve bu kaçınılmazdır, zaten yaşamak o yüzden eğlenceli ve sıradışıdır, o kadar ince bir fark var ki. O fark kendi yaşamından ve yaptıklarından geliyor, çevrene olan etkinin farkında olmak ve sorumluluk bilincini taşımak, farkındalığını arttırmaktan… Çuvaldızı adamakıllı kendine batırmaktan… Hem bana hem sana! 😉

Farkındalık ve sorumluluk konusunda da bolca tartışma var. Sorumlu ve farkında olunca ne birisinin paspası ne de başkasının anası babası tanrısı olunacak… Her şeyde bir orta yol arayışı. Sözde ve işte, eylemde dürüstlük vesaire… Bu çok zor ve zarif bir dans. Bazen doğruyu söyleyince iyilik yerine kötülük, bazen doğruları dile getirdiğini düşünüp en hakikisinden bir yalana inanmak ve onu yaşadığını sanmak da mümkün. Hiçbir şey ak ve kara değil, yaşam grilerden ibaret bazen. Neden? Çünkü herkesin ve her şeyin bir amacı var aslında. Herkesin istediği bir şey var, bağlandığı, bağımlı olduğu veya olmak istemediği. Özgürlükten dem vurunca esaret, esir düşünce mutlak özgürlük, görüyorsunuz ya hepsi de aslında aynı madalyonun iki yüzü, aynı bütünün parçası.

Neymiş? Ortada kalmakmış! Neymiş? Kazaymış!

Oradaydım. Anlatmıştım. En dipte. Kendi kuyumun en derin yalnızlığında ve en karanlık yerinde. Uzun aylar boyunca kalmıştım. Gündüzümün geceye döndüğü bir dönemim olmuştu. Sonra filiz vermiştim, ağaç olup yeşerecektim, yeşerdim. Anlatmıştım. Gerçekti hepsi. O zamanki kendimden iğrenmem, tiksintim, kendimi işe yaramaz buluşum, başta kendimi sevmeyişim. Başkasının, dışardakinin söylediklerine bağımlı bir yaşam olagelmişti. Karanlık gecelerin sabahına ayınca başka bir yaşama doğdum adeta. Yavaş yavaş sarıldı yaralarım ama derin ama yüzeyde bir çizik. Hepsi benimdi, benim için. Değişmeyen tek bir şey kaldı geriye… Kendimi doğurdum kendimden ve sancısını çektim, bilirim.

Tek bir şey vardı, hiç batağına saplanmadım, amansızca esirgedim kendimi, zevkinin fazlaca düşkünü ortamlardan kaçındım, ne meze oldum ne kimseyi meze yaptım. Aradığım şeyi sonunda biraz biraz kendimde bulmaya başlamıştım çünkü. Kendiyle dış etkenlerden bağımsız şekilde kalabilme yetisinin izini sürdüm bir süre. Benim için alkol, konser, kumar, aşırı spor, aşırı cinsellik, aşırı iş, aşırı aşırı yoktu. Kaçındım. Dengeyi aradım. Sessizliklerim oldu upuzun, defalarca Vipassana denemeleri, inzivaları, çığlık çığlığa kendimle kalamamalar, kendime yalaka ağıtlar, lüzumsuz sıkıntılar, kağıt kaleme dahi elimi sürmemeler… Sanki yaşamın en ağır uyuşturucusundan elimi ayağımı çektikçe yaşamım dönüştükçe inziva sürecim sonuç vermeye başlamıştı. Bahaneleri, suçlamaları tükettim… Düşünmek istemediklerimden kaçmaz tersine karşısına çıkar oldum git gide. Cesaretim yerine geliyordu… Yavaş yavaş… Bu o kadar uzun bir zamana yayılan o kadar uzun ve kaplumbağa misali ilerleyen bir süreçti ki… Kendi kendimi doğurdum ve gebelik ağır geçti.

Bütün bunlar olurken senin kendi yaşamının ipleri dizginleri elinden kayıp gitmiş miydi?

Neredeydin?

Bir yol ayrımında durdun, bekledin. Biri yerine öteki yolu seçtin.

Sonra dedin ki:

Kazaydı

Kaderdi

Şanstı…

Umarım ki bir çemberi kırdım kendimde ya da sende. Hem öğrendim, hem öğrettim. Hem usta hem çıraktım, olmaya geldim.

Birbirimizin aynasında kendimizi izledik. Kah sevdiğim yönüm oldu, kah dedim bu çirkin. Kah sende sevdiğim çoktu, kah azdı.

Hepsi ama hepsi benim bir yansımamdı.

Yüreğimin beton üstü yapay çim saha kesildiği yerlere bakma cesaretini bana verdiğin için…

Betonu dahi çatlatacak yeşili içimde taşıdığımı bana hatırlattığın için…

İster senin kafan o anda bin bir dünya olmuş olsun bana en saf beni gösterdiğin için…

Yüreğimin atımını yeniden duyabildiğim için…

Sonsuz teşekkürlerimle…

08 Ekim 2013 – X üstü Y.’ye