julia-dance-spiral

Dün akşam bir arkadaşımla sohbet ediyoruz. Biz sohbet edince genellikle zaman bizim peşimizden geliyor öylesine keyifli ve koyu bir muhabbet. Bir ara işyerinde karşılaştığımız insanlar, gelen misafirler, müşteriler hakkında konuşurken aslında geçenlerde D&R’a mı Remzi’ye mi işte bir kitapçıya girdim ve Beden Dili ile ilgili kitaplar bakınmaya başladım dedi. Eeee peki buldun mu aradığını diye sordum. Hayır, pek de bulamadım çünkü yok efendim bacak bacak üstüne atınca şu şu anlama gelirmiş, yok işte çenesini yandan tutunca falan bu anlama gelirmiş. Yok yok, dedi, daha farklı ve derin yalnızca o kişiye özel beden dilini gözlemlemeye yönelik bir şeyler olsaydı derken söz yogaya geldi. Yoga sınıflarında çalışırken veya ev pratiğinde şekilden şekle girmenin ötesinde deneyimleriz kendimizi, elini ayağını nereye koyduğun evet elbette, ancak bunun arkaplanında yatan derin bir şeyler var, beden dili var, YOGA!

Sanırım giderek merak etmeye başladı ve yakında deneyecek. Hoşlanır hoşlanmaz ayrı konu, hiçbir zaman tam hayatına katmayacak olsa dahi, ki belli de olmaz, tadına bakacak kısacası. Bilemiyorum beden dilini anlama ihtiyacı tam olarak nereden şekillendi doğdu ve onu nereye nelere doğru götürecek, göreceğiz.

Yazının tam bu noktasında dört yıl öncesine geri gitmek istiyorum. Bambaşka bir ortama, bambaşka bir sohbete.

Yine bir arkadaşımla karşılıklı sohbetteyiz, mutfak masasına kurulmuşuz, akşam yemeği bitmiş, laf lafı açmış. Kollarını kavuşturmuş oturuyor karşımda. Sohbetimiz olağanüstü tatsızlaşmaya başlıyor ve sohbetlikten çıkıp anlaşmazlığa meyledecek belli ki. Derken laf beden diline geliyor. Upuzun bir LECTURE (SEMİNER) dinlemeye mecbur kalıyorum, hoş o zaman mecburmuşum gibi ama şimdi hatırladığımda aslında hiç de değil. Pekala dinlemeden iyi akşamlar dileyip sohbet olmayan monoloğu kesip atmam mümkünmüş. Farkında değilmişim. O zamanlar pek kibarım, benim istediklerimin, hissettiklerim ve düşündüklerimin bir önemi yok. Herkes daima benden bir çıt daha haklı, doğru, otoriter, vs…vs…. Beden Dili denen şeyin saçmalığını ve anlamsızlığını, kimseyi öyle kategorize falan edemeyeceğimizi anlatıyor karşımdaki. Elbette, katılıyorum, bence de. Ancak bunu bana anlatırkenki beden dili gizli ve bastırılmış bir öfkeyi şiddeti de içeriyor. Bana kızgın, yok aslında bana değil, bir şeylere kızgın… Özne ben değilim. Ne olduğunu bir tek o bilebilir.

Şimdiki zamana geri dönüyorum. Dört yıl sonra eskisine oranla çok daha disiplinli ve oturmuş kişisel bir yoga pratiğim var. Kendi bedenimin dilini konuşmaya yeni yeni başlamışım. Neye acıktığını neye usandığını neyi sevip sevmediğini daha bir anlamaya başlamışım. Kah yürüyüşüm değişmiş, kah esnekliğim… Elbette, hala fikrim değişmedi, sonsuz katılıyorum, insanları kategorize etmeye raflara kaldırmaya bölümlemeye inanmıyorum, ancak herbirimizin beden dili ile birbirimize sözsüz hikayeler anlattığımızı biliyorum.

Ağustos’ta bir eğitim aldım, Managing Communication Challenges adı altında E-Cornell‘den. Müthişti… Kursu tamamladığımda o kadar çok geriye dönmek istedim ki, dört yıl önce karşılıklı oturup da aslında edemediğimiz sohbette kendi adıma neleri farklı yapardım diye bir alıştırma yaptım. Hepimizin hayatında ama ailede ama işyerinde iletişim zorlukları yaşadığımız birileri mutlaka var. Profesyonel ve ne istediğini açıkça şiddete meyletmeden karşımızdakine anlatabilmenin bir yolu olmalı değil mi? İmkanınız olursa tavsiye ederim.

Ve en ilginci de iletişimin çok ciddi bir kısmında vermek istediğimiz mesajların aslında farkındalıksız beden dilimizce nasıl sabote edildiği! Güçlü bir mesaj vermek istiyoruz mesela, omuzlar çökük! Çok kibirli görünmek istemiyoruz, ama çene gökyüzünde, göğüs ileri fırlamış gibi gibi… 🙂

Lyrics

Do you remember the late morning / When we went back to bed, / When we found the first position / And every muscle rested / 
I do remember that I already / Knew it was the last time,  / The last time for first positions / The last time you’ll be mine / Aaaaoo aoo aoo ao / Aaaaoo aoo aoo ao / Do you remember the scars I showed you / The stories I told you / How I always said forever / When you asked me to stay true / Do you remember when we forgot / How to smile at each other / To believe that the other / Want only what’s good for you

Lyrics

Go to sleep with closed eyes / Your prophecies won’t be fulfilled tonight / When you think of falling skies / Remember there are a million ways to die / Don’t be afraid anymore / Don’t wear your inside out to keep you warm / So rest your head, it’s just as well / You can’t keep the sky from falling anyway / So go to sleep with closed eyes / Your prophecies won’t be fulfilled tonight / When you think of falling skies / Remember there are a million ways to die