slider27

Sanırım bir on yıl vardır tümüyle bir tesadüf eseri Los Angeles, California’da bir yoga stüdyosunda akşam toplantılarından birine sürüklediler beni. Oflaya poflaya aman tamam peki peki diye diye gidip kaşım yüzüm gözüm karışmış bir halde çıktığım birkaç saatin sonunda dünyamı kum saati gibi ters yüz etmişti Pema Chödrön.

Meditasyona merak salmaya başladığım ve hala ne olup bittiğinden bihaberim ama denemelerim ve cesaretim yerinde, sürdürdüğüm bu yolculuğun önemli mihenk taşlarından birisi kendisi. Neden derseniz tümüyle beceremediğim ya da içselleştiremediğim, olsa olsa zihnimin eveeeet eveeeeeeeeeet bu harikaaaaaaaaaaa diye sevinç çığlıkları atıp asla yüreğimin içine tam anlamıyla hakedemediğim bir şeylere değindiği içindir Pema. Hiç duydunuz mu tong-len (tonglin) deyimini? Yani bir nevi ”merhamet” ya da ”şefkat” meditasyonu meselesi…

Kime, neye karşı şefkat?

Schadenfreude‘den gel tonglen‘e sıçra… Öyle kolay değil bu işler, numara yapma, çakılır! Hemen herkeste kiloyla Schadenfreude var çünkü peki ya tonglen?

Tonglen bir adım ötesi, ses duvarını aşıp ışığa dönüştüğü an her şeyin aktığı olduğu haliyle kabul gördüğü yaşamın kendini kabullendiği bir açık alan çayır çimen… Tonglen birisinin başına gelebilecek ya da gelen talihsiz bir olay karşısında gizliden gizliye ”ohhh bak nasıl da haketti işte, ben demiştim” duygusunu, o gizli ve kötücül egoyu önce bir güzel inkar değil kabul etmekten geçiyor. Evet, başkasının kötülüğünü ya da şanssızlığını dilemek sandığımızdan daha yaygın, gizli bir virüs gibi yüreklerde kendine yer edinmiş utandığımız inkar ettiğimiz bencil ve kıskanç bir duygu. Böylece ego rahatlıyor işte, benim değil onun başına geldi diyor. Belki özünde sağkalım genetiği de vardır, bilemiyorum. Ancak prehistorya der ki değişken ekosistem ve dış etkenlere karşı birlik olup uygun örgütlenme en iyi sağkalım stratejisidir. Neymiş? Demek ki önce kabul, bal gibi Schadenfreude! Sonra belki kendini o kişinin yerine koyup düşünebilme. Ya da çok mu zor geldi, tamam o zaman, sadece hissettiğini çarpıtmadan şekere una bulayıp kızartmadan olduğu gibi kabullenme.

Özünde kaçış var eylemlerimizin. Uygunsuz olan ve acı verenle kalınamaz diyen kim? Neden kalınamasın ki?

Meditasyonda sadece oturur gibi gözükürüz ya… Her şey susar. Tütsü dahi biter. Sessizliğin sesi dahi kesilir ya bir ara, kesilir mi cidden? Kendinle tümüyle başbaşa kalmaktan bi deli korkarsın ya? Düşünmek istemediğin ne varsa üstüne çullanır ya?

Bırak çullansın.

Bırak gelsin.

Bırak yığılsın ve çöksün ve altında kal.

Kal.

Bir kez olsun kaçma açıklama arkanı dönüp gitme.

Kal.

Kalabildiğince.

Ne olur yani?

Şefkat kendine duymakla başlamaz mı en önce?

NOT: Tong Len (Tib.) : Alma ve verme. Bencilliğin üstesinden gelmek ve başkalarına karşı ŞEFKAT geliştirmek için yapılan ZİHİN eğitimi; kendi mutluluğunu başkasının ACI VE HOŞNUTSUZLUĞUNU da ortadan kaldırmak için adama. Meditasyon olarak uygulanan bu imgeleme tekniği tüm ruhsal pratiklerde oluşan çok tehlikeli gizli egoyu kontrol altına almak için kullanılır. Uygulayıcının kendisini topraklamasını sağlar. [Tibet Bön Budizmi Çalışma Grubu]

Pema Chödrön daha fazlası için tıkla

Born again from the rhythm, screaming down from heaven…