pain

Ağrı bir tesadüf değil bu durumda. Louise ile pek geçinemeyiz. Halbuki her şeyi zihniyle tepeden inme çözmeye anlamaya çalışan bir ben için ne tuhaf bir durum! Louise tastamam aynı şeyi söylüyor ama ben kılım! Düşünce Gücüyle Tedavi demiş çıkmış işin içinden. Ben habire tersini kanıtlayacağım diye yırtınıyorum. Louise ne derse tersidir yani! 😉 Ayrıca New Age acaaaayip kitsch bi şeyyy! 😉

Bugün çok tuhaf bir şey yaşadım.

Keyifli bir öğleden sonra ve güzel bir dost sohbetinin ardından gelen ve yarım saat içinde tamamlanan bu deneyimin sonrasında sağ omzumda kronikleşen ve neredeyse bir haftayı bulan, artık sağ koluma, sağ elime doğru akan felaket bir ağrı var, kemiğim içten sancıyor o derece, üstelik havayla da ilgisi yok, bu haftasonu tümüyle nemli iklimi bırakıp kuru iklimde bir kırk sekiz saat geçirdim. Bana mısın demedi! Nedir bu şimdi?

Louise Hay diyor ki kitabında, ifade etmediğimiz duygular bedenlerimizde yankısını bulurmuş.

Bugün bir şey yaptım ve ağrım dindi.

O kadar şaşkınım ki anlatamam.

Burada açıkça yazamayacağım bir deneyim bu, son derece kişisel.

Galiba ilk defa New Age tarafa doğru adım attım! Bugüne kadar bilim de bilim diye tutturan ben, her ne kadar algım, kalbim açık olsa da aslında zihnen kapalı olan ben, kala kaldık! Çünkü bunun başka bir açıklaması yok!

Hafta içi Japon bir kızarkadaşımın kızkardeşinin kanserle mücadele öyküsünü dinlerken de aynı motif vardı. Herkes ağrıdan ve acıdan kaçıyor demişti son derece zorlayıcı ve kişisel öyküsünün bir yerinde. Bazen ağrıyla, acıyla başbaşa kalıp oturmak ve onun doğasına açık olmak gerekiyor. Cesaret bazen bundan ibaret.

Birkaç gündür zihnimin bir yerinde yer eden bu birkaç cümle ve kanserle olan mücadelenin dokunaklı, aynı zamanda da mucizevi anları, yönleri beni çok etkiledi.

Arada hep Aspirin almak geçti aklımdan. Günlerdir. Sabah akşam Aspirin alsam mı diye bir cümle zihnimin akvaryumunda döneniyor.

Her seferinde almıyorum. Bu ağrının doğasının ne olduğunu anlamak istiyorum, ağrımı dinlemek istiyorum. Bedenimin çığlığını susturmak bastırmak değil onu duymak istiyorum.

Sonra yıllar önce her çareyi tüketip de Azeri bir şifacının köyüne gidişim, bio-enerji seansları, köydeki diğer kanserli hastalarla şifacının ilişkisini hatırladım. Bana özel bazı hazırladığı bitkisel karışımları, yiyecek içecek konusundaki telkinlerini… Sonra unutuyorum bağ dokuların, hücrelerin kendine özgü hafızası olduğunu, kayıt tuttuklarını, varoluşsal genetik hafızanın bilgi bankasının hücrelerin çekirdeğinde saklandığını…

İnsan doğası bu, sıfırı tüketir dibe vurur sonra? Sonrası çok önemli işte… Herkesin sonrası başka! Hikayelerimiz farklı.

Bugün bir şey yaptım ve ağrım dindi.

Anladım.

İnanılmaz bir ders oldu bana.

Bir daha bir daha hatırladım!

Şaşkınım.

Nokta.

* * * * *

Ağrı ve acı algısı üzerine ilginç bir parça… ”Pain can be “conceptualized as a conscious correlate of the implicit perception that tissue is in danger. The neuromatrix theory fits our current knowledge of biology and neuroscience and is flexible enough to grow with the research. Two very important components to the theory. Pain is just one of various outputs from the CNS in response to perceived threat and it is this threat perception that drives the outputs – not the actual threat. In a clinical sense, exercise is an extremely powerful tool for the clinician, and along with patient education and manual therapy makes up the three major intervention components that have demonstrated significant value in the treatment of pain. Exercise has been shown to give improvements in many different areas such as improved mood and a reduction in perceived pain, hypoalgesic response in both males and females,improvement in disability scores in LBP patients discharged to exercise vs a control group post therapy, etc. This is just a smattering of the research that shows positive outcomes when looking at exercises effect on pain. Because of this it may come as a surprise that a recent review of the literature concluded that “the findings do not support the notion that the treatment effects of exercise therapy in cLBP are directly attributable to changes in the musculoskeletal system.” The authors went on to discuss that these results suggest that the benefits of exercise may be more related to “more ‘central’ [rather] than local [factors], perhaps involving psychological, cognitive or neurophysiological (cortical organisation) adaptations. Devamını okumak için tıklayın…

http://aaomptssig.wordpress.com/2013/04/21/pain-series-a-look-at-the-role-of-movement-in-relation-to-pain/

NOT: Lütfen siz beni ve satırlarımı değil, kendi iç sesinizi ve doğrularınızı, kendi sağduyunuzu dinleyin. Herkes kendi algılarından, bedeninden ve ruhundan sorumlu. Burada yazılanlar yalnızca beni bağlar, sizleri değil! 😉 Üstelik benim durum tipik bir azıtmış Tendonitis vakası, doktora da gitmiyor değilim, tedavi sürecim de devam ediyor. Yalnızca ağrı kesicilerle olan ilişkim değişik. 🙂