Iz

İz bırakmak istiyorum. İz iz olmak… Çıplak kumsalda bıraktığın ayak izlerinde tane tane yerimi bulmak. Yürüyüp gittiğin yerlerden bir daha geçmek, dudağının değdiği yerin lekesi olmak. Martıların ıslak çığlıklarını yolladığın yerde, ayaklarını senden ödünç alan Venedikli İzmir’in kordon boyu kaldırımlarına taşan denizin gelgitine ayak uydurur adımlarım. Peşindeyim. Bu yol nereye götürür bilmeden uyurgezerim. Adımımın önüne attığım adımım sonsuz zincirler örüyor, halka halka, giden yolların geldiğini unutur gibiyim. Uğrak yerim yurdum olsun istedim. Limanlar yer değiştirmez diye bilirdim. Tanışmadan önce sevdim, ayrılmadan önce unuttum. Adın ikisinin arasında bir yerde asılı kaldı, pelikanlar seni çağırdı, sonra güldüler, şımarıktılar ve ancak şımarıklar uçar, onlar da hemen havalandılar. Ayakların ıslandı. Güldün. Çocuk kalbin, çocuk kalbim, atışıyoruz birbirimizde vurulmak için. Kırmızıya kana kana kör olacağız, deniz köpüğünden yol yapa yapa seyreden ada vapurunun peşine taktığı beyaz duvak… Karşılaşacağız. Gülümseyeceğiz. Ağlayıp küsüp barışıp öpüşeceğiz. Tatlıya bağlananlar bir gün tuzluya kesilecekler. Suskun diyaloglara aç, çığırtkan monologlara sağır, biz hayata gebeyiz. Aşkı düşürdüğümüz yerden devam edeceğiz. Taa ki biz, sen-ben ayrışımlarında ibrişim söküğü, eprimiş emprime, yama tutmayan eriyen ergiyen incelen narin ipek, ruhun, toz kokan eski perdelere asmış kendini, bir ben, bir sen… İz iz dağılmak istiyorum… Silmek, silinmek, affetmek, affedilmek. Seni yeniden doğururken senden yeniden doğabilmek… İzindeki iznin olacak biricik acıtan tek.

04 Ocak, 2010

Antalya

(Tom Tykwer, Johnny Klimek & Reinhold Heil – True …Je t’Aime Paris, OST)