294073145_640

Ahhh dedim, ahhhh! Durmak istiyorum! Bu çok fazla! Hayır, kapanmam lazım, kabuk kabuk örtmem lazım her yanımı, dokunmayın, rahat bırakın! Derken bedenim de katıldı bu isyana, bana sağlığın önemini çok kısa ve şiddetli bir mesajla hatırlatıverdi, uuufff dedim, tamam anladım ama bu zamanlama? Sana mı soracaktım yani dedi haşin! Sen bana soruyor musun ki beni dinliyor musun ki, kafanın estiği şekilde takılıyorsun, kah gece üçlere kadar ayaktasın, gözlerin düşecek okumaktan yazıp çizmekten, sırtın inim inim inliyor, boynun çarpılmış, daha hala parmakların klavyeyi dövüyor, çok umurundaydım sanki, görürsün sen! Bak sana neler edeceğim! Teşekkür ederim, yaptın yapacağını! Hayır bin Çarşamba bir Pazar’a sığmıyor biliyorsun bak daha önce de başımıza geldi, bi rahat dursan az biraz dişini sıksan ne olurdu sanki?!?! Şımarık şeyyy sen deeeee!

Tanıdık geldi mi? Bu benim zihnimle bedenimin arasındaki tipik diyaloglardan bir tanesi… Arada yüreğim cesaretini toplayıp ürkek ürkek karışıveriyor söze, ah canıııım, ah güzeliiiiim, neler olmuş sana, gel dinlen azıcık da koysan başını yaslasan şuracığa, dinlenmen lazım ama… Ben bakarım sana… Zihnim saldırıyor kudurmuş bir kere! Bütün bu gürültünün patırtının ortasında bedenim inim inim sızlıyor bir yandan! Evet, bu Salı ve Çarşamba kısa yoldan cehenneme bilet almıştım gittim geri geldim! 😉 Fena halde dersimi almış olarak hem de! Şiddetsizlik haaaa? Al sana Ahimsa öyle değil böyle öğrenirsin işte birinci elden deneyim… Tamam mı canikom? Öyle her şey kağıt üstünde muhteşem! 😉

Sonra yoga dersim vardı, hiç ama hiç istemiyordu canım, gittim karmakarışık ve bütün içtenliğimle içim dışıma karışmıştı unufak olmuştum da tozdum dağılıyor ayrışıyordum ama ders planım vardı o zaman tamamdı. Vardım stüdyoya ve dedim plan yapmıştım ders planı ve şimdi plansızlık zamanı! Yüreğimin içinden geleni çıkarttım kendimden partnerli restoratif yoga dökülüverdi ortalığa istedim ki güven iletişim ve paylaşmanın sükûnu kaplasın içimizin okyanusunda yüzmek keyifli gelsin ruhumuzun dalgaları yalasın ayaklarımızı usulca ve kendi kıyımızda duralım biraz… duralım…

Sonra… Çarşamba sabahı kulağıma küpe takarken küpeler hakkında bir anım var dudağımın kenarı büküldü ve aklımdan bir düşünce kayıverdi geçti gitti… Ööööffff, dur bakalım bu küpelere ne zaman bir şey olacak dedim!?!? Dedim ve derken öğleden sonra bir ara ofisteyim, tam bir toplantıya katılmak üzere çıkacağım aynada kıyafetimi, saçımı başımı, makyajımı falan inceliyorum, bir baktım küpelerimde bir tuhaflık var, aaaaaaa???! Nasıl yani?!?! Bir tanesinin sallanan ufak inci topu eksik?!?! Kopmuş düşmüş?! Haydaaaaaaaaaa! Şşşşşttttt evren kardeş, sen cidden bu işin ayarını kaçırdın ama artık bak?! SECRET dedin tamam dedim ama bu biraz fazla olmuyor mu? 😉 Hıııııı? 

Sonra… Sağlık toparlandı hızlıca neyse ki… ve bugün sabah bir ara bedenim fısıldadı bana dedi ki ahhhhh şu Cumartesi günkü özel yoga dersleri de olmasa? Biraz yan gelsek yatsak tembel olsak? Ahhh dedim, keşke. Verdik bi kere söz, dönülmez artık… Derken saat sabah 11:00 civarı hoooop bir e-posta! Aaaaaa?!?! Bir baktım sevgili Rus öğrencim yazmış, bak ekteki resme dün akşam Voleybol oynarken neler oldu! Baktım, aaaaa?!?!?! Düşmüş bacağını kırmış, alçıda bacak fotosu çekmiş yollamış!?!?!?! 😦 Hey Allahım! Sevgili evren, kainat kardeş, şşşşşşttttttt, sana diyorum, yahu ben şu ders iptal olsa derken bunu mu kastettim?!?! Nasıl yani? 😮

Sonra öööfffff içim sıkışık ayaklarımı sürüye sürüye gittiğim toplantıda aldığım bir haber?! Şaşkınlıktan otura kalıyorum koltukta, katiyen kalkamıycam, çekici çağırın sonra eve atsın beni?! Ayyyy demiştim bir önceki gece, keşke sessiz sedasız şöyle bir boşluk oluşuverse kendiliğinden, Teoman şarkı söylüyor, kuşlar ayak izlerini yesinler diye, peki, ekmek kırıntıları bırakıyorum sessizce yok olsunlar diye, sorun değil, kabulum, rahatım, müthiş bir huzur gelip yerleşiyor göğsümün tam orta yerine, elimi uzatsam boynundan kavrayıvereceğim, atak ve haşin, kıracağım, çıt sesi duyulacak, küt diyeceğim, kütttt, nokta.

Peki diyorsun, peki. Duyduklarıma inanamıyorum, nasıl yani, her şeye bir cevabın var! Çünkü benim her şeye bir cevabım var! Evetlerim evet, hayırlarım hayır! Işığım titremiyor karanlığına yıkılıyor kapına dayanıyor artık saklanamazsın çok geç gün ağıracak!

21 Kasım 2013 – Hayır!