1. The Female Brain, Louann Brizendine. Broadway Books, New York, 2006.

Nöropsikiyatrist ve Doktor Louann Brizendine’in ünlü kitabı… Brizendine, kadın beyni ile ilgili klinik araştırmaları bir araya getirerek kadınların nasıl düşündüklerini, değer yargılarının nasıl oluştuğunu, nasıl iletişim kurduklarını ve kimi, neyi sevdiklerini anlatıyor.

Yale Üniversitesi’nde tıp öğrencisiyken başladığı, sonrasında Harvard’da uzman doktor ve fakültede öğretim üyesi olarak araştırmalarını sürdürürken nöroloji, psikoloji ve nörobiyoloji alanındaki neredeyse bütün klinik verilerin yalnızca ve yalnızca erkeklere dayanılarak elde edildiğini görür. Bunun üzerine kadın beyni ile ilgili veri olmamasından ve buna duyulan ihtiyaçtan yola çıkarak kadın beyninin işlevleri üzerine araştırma yapan Amerika’daki  ilk kliniği kurar.

The Female Brain (Kadın Beyni) kitabında Dr. Brizendine tıp ve bilim çevrelerinden derlediği ve kendi bulgularını paylaştığı, kadınları kendi özgün beyin, beden ve davranışları hakkında bir gezintiye çıkarıyor. Sonuç olarak, bu kitabı okuduğunuzda tıkır tıkır çalışan, ne yaptığının ve ne için yaptığının, seçimlerinin fazlasıyla farkında olan, iletişim becerileri olağanüstü güçlü bir biyoloji ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Kitap özellikle de hormonların zihin ve beden üzerindeki etkilerini anlamakta son derece yardımcı, farklı bir bakış açısı sunuyor.

Kısacası, nörobilim, yani nörobiyoloji ve nöropsikiyatriyi takip ettiğinizde iş Samurai – Geisha modeliyle anlatılamayacak denli karmaşık olduğu gibi, biraz sonra hakkında yazacağım ikinci kitap dengelerin nasıl değişmekte olduğunun da bir manifestosu. Kısacası bazı sosyal modeller eskidi, uyanma vakti! 😉

2. The Athena Doctrine: How Women (and the Men who think like them) Will Rule the Future. John Gerzema, Michael D’Antonio. Jossey-Bass, Wiley Imprint, San Francisco, 2013.

(New York Times Bestseller)

Dişil değerlerin nasıl en zorlu sorunların üstesinden gelerek refah düzeyi yüksek yarınlar inşa edebileceği üzerine…

On üç farklı ülkede 64000 kişinin katıldığı araştırmada grubun üçte ikisi eğer erkekler biraz daha kadınlar gibi düşünüp hareket edebilseler dünya daha yaşanılası bir yer olur demişler. Bu eğilim kazanan her şeyi alır tarzındaki işleri yap bitir eril yaklaşımdan daha farklı. On sekiz farklı ülkedeki en yenilikçi organizasyonlarda yürütülen söyleşilerle, Fortune 500 listesine giren Yönetim Kurulu üyelerinden alıntılarla, kitabın yazarları hem erkeklerin hem de kadınların, özellikle kadın olmakla eş tutulan bakıp büyütmek, beslemek, işbirliği yapmak, iletişim ve paylaşım gibi bazı değerlerin, özelliklerin öneminin daha çok anlaşıldığını anlatıyorlar. The Athena Doctrine (Athena Doktrini) 21. Yüzyıl refahının arkasındaki işlevsel sistemin hangi nedenlerden ötürü dişil değerler olduğunu açıklıyor.

Böylece günümüz iş dünyası, eğitim kurumları ve devlet yönetiminde günümüzün en zorlu sorunlarını çözmek için yeni bir bakış açısı sunuluyor. Çalışma Young & Rubicam’ın saygın Brand Asset Valuator küresel anketlerine ve Kolombiya’dan Bhutan’a, Berlin’den Burma’ya, on sekiz farklı ülkede yürütülen söyleşilere dayanıyor. Gerçek yaşamdan örnekler ve zengin verilerle desteklenen The Athena Doctrine (Athena Doktrini) dişil değerlerin yükselişte olduğunu ve dünyanın her yerinde kişilere ve organizasyonlara nasıl başarı getirdiğini gösteriyor.

The Athena Doctrine (Athena Doktrini) adlı kitap üzerine Huffington Post Gazetesi‘nde yayınlanmış bir makale için tıklayın:

”But before you think this is an ‘End of Men’ manifesto, we met incredible men along the way, who are employing flexibility, nurturing and collaboration to solve real complicated and intractable problems in politics, society and business. I gave a TEDxWomen talk on the book, which underscores how feminine values are a new form of competitive advantage – and inside us all.” [John Gerzema, co-author] http://www.huffingtonpost.com/john-gerzema/the-athena-doctrine-the-r_b_3132416.html