KÜSMEK

Kedi Pazar uykusunda, ben kanepede, bir fincan filtre kahvenin kokusu burnumda, ev hali… Mavi gök mavi deniz karşımda, birazdan yoga…

Ama önce kendini anlatacak bir söz var nicedir gezinir kavuşmaz yazı olmaz, vakti geldi, anlatacağım.

Kolay küserim. Daha doğrusu herkes kolayca küstüğümü zanneder. Aaaa? Bir bakmışsın selamı sabahı kesmişim, aforoz etmiş, ilişkiyi sürgüne göndermişim. Dedim ya, dışardan bakınca kolayca küsüyorum çekip gidiyorum sanırlar. Oysa bilseler benim için en zorudur uzaklaşmak. Her defasında kendimi yaralarım. Çok sabırsızsın demişti biri. Söylememiştim ama içimden senin zamanınla benimki bir mi deyivermek gelmişti. Herkesin zamanı kendi için başka akar. Birininki yavaş, birininki diğerine göre çok daha hızlı.

Geçtiğimiz haftalarda bir ara sevgilim, hani bilmem kim vardı, görüşüyor musunuz diye sordu. Hayır dedim, bir yılı biraz geçti, görüşmüyoruz.

Üç arkadaş kahvaltı sofrası muhabbetindeyiz bir Pazar, sordular, derdimi anlattım. Sonra baktım insan ilişkilerinde sağlıklı sınır koyabilmekle ilgiliydi sorun.

Sonra haberleşiverdik arkadaşımla, belki eskiliğin verdiği hukuktan, birbirimizin sınırlarını biraz daha iyi tanımaktan, belki de en çok aslolanın birbirine kıymet vermek olduğunu idrak etmekten dolayı daha dikkat ederiz, ederim diye umuyorum. Ne dersler çıkardığın, nasıl yoğrulduğunla her saniye varolup varettiklerini unufak etmek arasında bir yol çiziyorsun kendine.

Dışarıdan Viyana Kalesi modunda görünmeme rağmen içten içe duvarlarımda yıkım başlamıştır, tuğla tuğla sökülür, harç harç dökülürüm. Kuyruğu fena halde dik tutmam gerekir. 😉 Kendime şefkat göstermeye en fazla ihtiyaç duyduğum bitap düştüğüm andır, içimdeki harabeye gözatabilen buyur ettiğim birkaç has insan vardır, gerisi koç boynuzlarıyla dövmeye devam etsinler surlarımı. Bu acıklı kendine acıma hali bittikten sonra karar alma aşaması gelir. Bütün bunlar enerji ister, yani küsmem lazım size bir saniye lütfen! Gücümü toparlıyorum arka planda! 😉 Reklam arası, yemek molası, merkezime dönüş. Ne oldu ki şimdi? Benim hayattaki en büyük dersim benin bittiği ve başkalarının başladığı yer ve anlarla dans etmek. Samimi bir dans olsun istiyorum, tutkulu… Tango! Asla Salsa olamadım, af buyurun, çocuksu küslüğümü ego, kibir ya da başka bir şeyle karıştırmayın lütfen. Ben her daim çocuğum. Kimse büyütmek istemese de 😉 sorun değil, halimden memnunum. Çok yetişkin yetişkin çok derli toplu çok yogi çok üstad çok bilmem ne iseniz küsmeyiz olsa olsa hiç görüşmeyiz. Kan can toprak güneş yağmurunuzla gelecekseniz gelin, samimiyet bazen delik bir çorap akmış rimel de olabilir, sonra gider giyinir kuşanır süsleniriz. 🙂 Açarız telefonu birbirimize kaldığımız yerden devam etme güzelliğini gösteririz. Önceleri ayaklarımızın ucuna basa basa, sonra gerekirse nasırımız sızlar arada hatırlarız ama artık tanıdık bildiktir. Sen ben biz oluverir, senin zamanın hızlanır benimki yavaşlar sarılır öpüşür barışırız. Yüreğim yüreğinle buluşursa her şehir elbet düşeceği günü bekler. 🙂

Küstüğümde gitmiş gibiyim ama üstadın dediği gibi yokluğumda buradayım yanındayım bir yandan, seni seviyorum diyordur yüreğim, sessizliğim sana beni anlatmaya çalışıyordur… Bil ki hükümranlığın ve buyurganlığına, her şeyi ben bilirimciliğine karşı sağlıklı bir direncim olacak, sürüngen beynim, dan tien’deki ejderim öyle buyuruyor, varoluşumun şarkısı kulaklarımda uğulduyor. Savaşıyor gibi görünüyoruz, şiddetsizliğe giden yollar çok çeşitli, bazen kasabalar, şehirler, binlerce km mesafe, yakını ırak etmeler gerekli ise, velhasıl-ı kelam, eğer hala konuşmuyorsak kimilerinizle bu belki bir gün değişir, belki hiç değişmez. Ama mutlaka denemem olmuştur buzları kırmak için. Sessizliğim, sessizliğiniz çok uzuyorsa hafif bir ümitsizlik başgösterebilir, ya da belki bir rahatlama. Der ki aranızdan bazılarınız, ohhh beeee, iyi ki görüşmüyoruz artık. Derim ki eyvallah, bence de! 🙂

15.02.2014

E.’ye… Çok sevindim tekrar görüştüğümüze…

Not: Biz zaten sevdiğimize küseriz ancak küsmeyi karşı tarafı cezalandıran, kendini ondan mahrum eden ve sürekli kendini doldurarak kin ve öfkeyi arttıran bir duygu ve davranışa doğru götürmek yakın ilişkiler için oldukça sakıncalı bir durum. Bu yazının konusu ”deve kini gütmek” üzerine değil. Kendi merkezine çekilip iletişim sorunu hakkında düşünüp taşındıktan sonra yeniden iletişim kurup bizi üzenin ne olduğunu cesaretle ifade etmek gerek: “Bana yüksek sesle bağırmandan ürküyorum” ya da ”kendimi değersiz hissediyorum” gibi. Açık iletişim kırılgan ve dürüst olabilme cesaretini gerektirir.

Hayat kısa, değer mi bilinmez ama sevdiğine gönül koymak anlaşılır bir davranış. Gönül almayı bilmek de öyle. Çaba gösterdik, hala bir arpa boyu yol katedemedik, o zaman sormak lazım, niye hala bir aradayız? 

KÜSMEK nedir bilir misin ,.?
Küsmek DÜRÜST’ LÜKTÜR ,…
Çocukçadır ve ondan dolayı SAF’ TIR ,…
YALANSIZ’ DIR ,…
Küsmek ; SENİ SEVİYORUM’ dur ,…
Vaz geçememektir.
Beni anlatır KÜSMEK ,..
KIZDIM ama hala buradayımdır , gitmiyorumdur , gidemiyorumdur ,…
KÜSMEK ; nazlanmaktır , yakın bulmaktır , benim için değerlisindir ,…
KÜSMEK ; sevdiğini SÖYLE demektir ,… Hadi ANLA demektir ,…
KÜSMEK ; umuttur , acabaları bitirmektir , emin olmaktır ,…

Yani, diyeceğim o ki :
BEN SANA KÜSTÜM ,…!!!

(Nazım Hikmet)