Şefkat (karuna) kendi gerçeğini kendine ve başkalarına söyleyebilmektir. Acıtsa da, üzse de, kendin olmaktır, eğrisi ve doğrusuyla. Dolayısıyla kendine ihanet etmemek, kişiler, olaylar ve mekan değişse de. Hayat arada yüzüne gözüne bulaşsa da Çinliler’in dediği gibi, sekiz kez düştüysen dokuzuncuda yerden kalkmayı bilmek ve devam etmektir. Kendine yaşamayı borçlusundur ve belki de azar azar ödemeye baktığın tek borcun bu olsa gerek! Her nefesin hakkını vermek! 🙂 Buradaydım demek! Ne türden bir iz bırakacağın tümüyle senin sorumluluğun ve seçimin. Ne istersen onu olabilirsin: Hitler, Çam Ağacı, Einstein, Marilyn Monroe, Kelebek… Ne istersen! 😉

Şarkını söyledikçe kendine duyduğun ve dolayısıyla başkalarının yaşamına duyduğun şefkat de dönüşecek değişecek seni değiştirecek. Maddenin dünyasından geçerken ayak izlerin uzuyor kumsalın boyunca. Gün batıyor içeriye akşamı davet ederken… Bir süredir aklıma takılan sorunun cevabını bilmenin huzuru içimde büyüyor. Şefkat dediğin kendi gerçeğini yaşayabilmekten ibaret…

Ne zaman kendi gerçeğini kendine ve başkasına şiddet uygulamadan ifade edebildin? Suçluluk duygusu, öfke ya da haklılık iddiasında bulunmayan, yüreğinin derinliklerinden kendiliğinden doğan her hareket şefkatinden beslenir bilgeliğine gebedir her yeni gün…