samurai-sword-fight1

Şefkat güçlü olanın hissedebileceği zayıfların hayalini dahi kuramadığı yürekteki ılık meltem esintisi, bir tatlı sevgi seli insanı kendinden geçiren. Alan ve isteyen, açlık dünyasında debelenmelerden, veren ve sunan, refahın cennetine giden köprüyü geçmek isteyen için yol meşakkatli. Bir sürü tuzak var… Kendini önemli hissetmekle önemsiz hissetmenin ibresi şaştıkça ikisi birbirine karıştıkça yer ayaklarının altından çekilir gibi oldukça pusulası kırılyor insanın. Belki böylesi daha iyi. Herkesin şöyle bir başına kendi karanlık ormanından geçmesi hasta yatağından kendiliğinden kalkıp ölürken dirilmesi lazım. Sen kendi Kızıldenizi’ni ikiye ayırmadan nasıl imana geleceksin? Başkalarından mucize bekleyenin kendininkini yarattığı nerede görülmüş? Öyle bir güç ki şefkat, gerekirse kılıç, gerekirse ipek, nasılsa her ikisi de keskin, iz bırakır tende sen istesen de istemesen de…

Sen gökyüzüsün. Gerisi sadece hava şartları.” ― Pema Chödrön

You are the sky. Everything else – it’s just the weather.”  ― Pema Chödrön

25 Şubat 2014

Yazma özgürlüğümü elimden alamayanlara, her cümlenin arasından bencil anlamlar çıkarmaya çalışanlara, kendi küçük dünyalarımızın kırılgan saçmalığında kaybolmaktan bir türlü bıkmayışımıza, önemsizliğe, geçiciliğe, uçuculuğa, kuşun kanadındaki hafifliğe ve kuzey rüzgarına, yaklaşan bahara, martı çığlığına, özgürlüğe ithafen… ve dile gelmeyen yağmalamayan hırpalamayan kendinden çok veren aşka… 🙂

Yazının birinci bölümü için tıklayın… Şefkat?