9781409343479L_004

Uzun zamandır ”yoga nedir?” sorusu meşgul ediyor gündemi. Herkes kendine göre tanımlamaya çalışsa da egoların pençesinden sıyrılmasını bilir yoga. 😉 Sadece tarihini okumak dahi bunu anlayabilmek için yeterli. Ocak ayında ilk yarısına katıldığım Yoga Center Bodrum‘daki Aspects of Yoga eğitiminin de bir parçasıydı. Katılımcıların birbirinden güzel sunumları vardı ve özellikle yoga tarihi ile ilgili olan hayli ilginçti. Arkeoloji ve tarihten nasibimi almış olarak diyebilirim ki aslında insan ve zaman varoldukça herhalde yoga da varolmuş. Biz bulabildiğimiz, görüp dokunup işitebildiğimiz kadarını bilebiliyoruz. Ancak insan varolduğu müddetçe onun ihtiyaçları etrafta dinazorlar olsa da, çelik ve betondan kuleler gökdelenler dikilse de temelde aynı. Yoganın bıraktığı izlerin peşinden gitmek hem ilginç hem de karmaşık. Dini akımlar, hükümetler, gurular, onlar bunlar, bazen bir milletin ta kendisi (bir ara Hindistan yogayı tescillemeye kalkıştı) dahi yogayı sahiplenmeye ona sınırlar çizmeye tanımlar getirmeye kalkışsa da yakasını sıyırmayı başarır o! Yel kadar özgürdür kimseyi dinlemez. Belki de zamanın sınavını her defasında bu kadar başarıyla vermesinin ana nedeni de bu olabilir. Anonimliği, bir ağacın dalları gibi gelişmesi onu cazip kılıyor. Sonra eğer istenirse insana dair ne varsa kendiliğinden usul usul öğretmesi, adeta anne şefkati göstermesi, yeri geldiğinde elinden tutması, yeri geldiğinde haddini bildirmesi, aaaa bakın şu işe iyice karışmaya başladı, değil mi? Yoga ne şimdi? Anne mi, baba mı? Din mi, spor mu? Ne? 😉

Yoga, bir insanbilim. Yoga, bir doğabilim. 

Yoga, hayatı yaşama sanatı ve felsefesi.

Bu bilimin öznesi de nesnesi de sen, ben, biz: Hepimiz.

Kabına sığmaz taşar. İstediğin kadar beton dök yüreğine, doğa daima kazanır ve geri alır. 🙂 Yoga doğanın dilini konuşur. Ateşin, suyun, havanın ve renklerin ve seslerin. Kuantum fiziğidir, istersen geometri ve matematik. Kimisi için nefesle bir randevu, kimisi içinse bir dans. Baskıyla ve dışardan gelen tanımlamalarla giydiğin sosyo-kültürel, sosyo-psikolojik tüm kıyafetleri çıkarmanı dahi söylemez sana, yalnızca gösterir. O rolleri devam ettirip ettirmeyeceğine sen karar verirsin, kendi yaşamının direksiyonunda oturan sensin ve kararlar sana ait. Arabayı nereye sürersen yol oraya doğru kıvrılacak. Büyük sorumluluk değil mi? Özgürlük istersen özgürlük, daha çok esaret istersen esaret! Sen neyi seçiyorsan şimdi burada o senin gerçeğin. Kader var mı bilmiyorum. Bazısı kader, bazısı karma der… Başka bir yazının ve tartışmanın konusu.

Peki neden yoga?

Çünkü basittir ve bedenden başlar her şey. Gerisi kişisel ve özel bir hikayedir, parmak izidir.

Ne yazık ki modern hayat doğal halimiz olan sağlığımızı sekteye uğratır çünkü artık bedenlerimize yabancı hatta kimi zaman düşmanızdır. Onun ne dediğini anlamak dinlemek yerine birkaç ağrı kesici ile ağrıları halı altına süpürür sesini keseriz. Pekçok rahatsızlığın, hastalığın başlangıç aşamalarını geçiştirip dikkatimizi vermediğimiz için yıllar yıllar sonra bunun bedelini öyle veya böyle öderiz de.

inadina hayatBizim gerçek doğamızda hareketlilik, canlılık ve bedenin rahatlığı, esnekliği ve gücü barınır, bize küstüğü için giderek zayıflar. Bu nedenle onu saklandığı yerden çıkarmak gerisin geri davet etmek gerekir. Yoga duruşları (asanaları) vücuttaki her sistemi tek tek çalıştırır ve bedene bütüncül (holistik) yaklaşır. Yaşamın her ne aşamasında neresindeysek hangi bedende olursak olalım o bedenin ve olma halinin bir yogası vardır. Her yaşam ve beden bir potansiyel demektir. Bu potansiyelle işe koyulmak gerekir. Hatha Yoga zayıflıkların üzerine temkinli ve güvenli bir kararlılıkla gitmemizi sağlayan bilimsel bir sistemdir. Uyguladıkça beden hastalıklardan uzak kalır, doğal sağlığına kavuşur. Bedenin en basit ve en karmaşık sistemleri tümden tıkır tıkır çalışır.

Biliyoruz ki yaşamda en önemli hazinemiz sağlığımız. Aşağıda kısa kısa sadece beden üzerinden hareketle düzenli uygulandığında beden sağlığı açısından Hatha Yoga’nın bazı faydalı sonuçlarını paylaşıyorum. Yoga budur işte! Yaşamak! Ama nasıl? 😉

1) Kan hücrelerinde çoğalma ve kapilarite (sıvıların kılcal damarlara nüfuz etmesi). Böylelikle salgı bezlerinde, sinir sistemini ve içorganları besleyen daha iyi kan dolaşımı, metabolizmanın verimliliğinin artması, daha iyi çalışması.

2) Formunda bir endokrin ve sinir sistemi sayesinde çeşitli bedensel sistemlerin daha verimli geribildirim vermesi. Bedenin fiziksel ve zihinsel ahengi bu döngünün iyi çalışmasına, dolayısıyla kan dolaşımının da iyi çalışmasına bağlıdır.

3) Yoga duruşları lenf sistemi üzerinde masaj etkisi yaratır, bu da vücuttan ölü hücrelerin, toksinlerin atılmasına, hücreler arası dolaşıma ve beden tarafından besinlerin daha iyi emilimine katkıda bulunur.

4) Yoga duruşları sindirim sistemi üzerinde de masaj etkisi yarattığından sindirim hızlanır, besin emilimi iyileşir, posaların vücuttan, bağırsaklardan atılması hızlanır, böylelikle sindirim yolu hastalıklarının önüne geçilir.

5) Yine yoga duruşları sayesinde zinde, esnek ve hareket kapasitesi yüksek bir iskelet ve kas sistemi yaşam kalitesinin daha ilerleyen yaşlarda korunmasını sağlar. Her duruş (asana) fiziki bir anahtardır da. Dikkatli, farkındalıklı uygulamalar zihni meditatif bir hale getirir, yani konsantrasyonu uzun süreler sürdürmeyi sağlar. Bu da milyarlarca korteks sinapsının (yani iki sinir hücresi, nöronun çıkıntılarının birbirine temas ettiği yerler) daha etkin sinir ağları meydana getirerek hafıza, konsantrasyon, rahatlama ve derin dinlenme, hatta algı derinliğinin artması gibi sayısız fayda sağlar.

Peki uyguladığımız yoganın işe yarayıp yaramadığını nereden anlayacağız?

Beden, zihin ve ruh halimiz bize bunu söyler.

Dışarıdan gelen bir onaylama değil, kendi varlığımızın iç sesi bize bunu açıkça söyler.

Bu işe yarıyor, şu işe yaramıyor!

Önemli olan o içsesi dinleyip dinlememek ve kendine dürüst olmak, kendini kandırmamak.

Kimi yaşamsal sorunlar hafifliyor mu, ağırlaşıyor mu, yerinde mi sayıyor?

Bazı gündelik hayat meseleleri ile daha rahat başa çıkabiliyor muyuz? Stresi ve duygu dünyamızı yönetmek kolaylaşıyor mu?

Uyku kalitemizde, yaşam kalitemizde herhangi bir iyileşme var mı?

O halde devam.

Bu saydıklarım buzdağının görünen ucu… Başka bir şey söylemeye gerek var mı? Haydi yogaya! 🙂

Kaynakça:

Hatha Yoga: The Essential Dynamics. Carl Abbott, Santa Cruz, California, 2013.

http://www.centertao.org/

B.K.S. Iyengar Yoga: The Path to Holistic Health. Dorling Kindersley (DK), London. 2009.  

http://www.amazon.com/B-K-S-Iyengar-Yoga-Holistic-Health/dp/0756633621