ekapadarajakapotasana DRAWING
Çizim/Drawing: Garden of Yoga

Sesim soluğum çıkmıyor.

Oldum olası geçiş dönemlerini atlatmakta iyi değilim, ama bu sefer farklı.

Her şey harika mı gidiyor? HAYIR.

Yaşamak güzel şey mi? EVEEEET!

Her sabah evimin ön cephesini şenlendiren bitkilerim ve çiçeklerimin şarkısına katılmamak mümkün mü? Doğanın küçücük bir parçasından alçakgönüllü mucizeler seyrediyorum, evimden televizyonu kovalı çok oldu. Martılar, komşunun terasındaki açıkgöz ve biraz da tehlikeli kargalar, derken herkese haddini bildiren martılar, cesur olduğu iddiasındaki kedim, bitkisel hayatın ortasında göğe açılan bir salon ve balkonun kıyısından içeriyi ve dışarıyı gözlemliyoruz.

Her şey yoluna girecek mi? HAYIR.

Bazı şeyler yoluna girecek, bazı şeyler girmeyecek ve olumlu sonuçlanmayanlar için beklentisiz ve serbest olmak lazım. Hem yolunda olanlarla olmayanlar zaman zaman yer değiştirirler, sağ gösterirken sol vururlar, kıvrak olmak lazım, hem bir boksör dans eder! Hatırla hatırla, kahkaha at ve sonra unut taaaa ki…… 😀

Zorlanıyor muyum? EVET!

Bazı asanalar öyle zor ki? Yaşamda bazı şeyler bazen öyle zor geliyor ki? Tanıdık geldi mi? 🙂

Ya da ben mi onlara ayyy bu çok zoooor diye yaklaşıyorum acaba?

Zihnimde zor olan bedenimde dilimde yüreğimde de zorlaşıp kemikleşiyor mu? Olabilir mi?

Bazen kendimi yalnız hissediyor muyum? EVET.

Yalnızlık bir hediye. Kimisine zor ve almak istemediği bir hediye kimisi içinse hazine!

Hani içiçe paketlenmiş dıştaki kutuyu açtıkça içinden bir kutu ve bir kutu daha çıkan ve kutuların giderek küçüldüğü acı bir şaka?!

Eğer meditasyon yalnız kalacağım korkusu yaratıyorsa o küçülen kutuların merkezinde oturan esas hazinenin farkına varmadan yaşamın en büyük armağanını ıskalamak işten bile değil!

Ama bunlar zihnin oyunları değil mi? Yok yok bu da aslında kandırmaca? 😉

Ne yapıyorum?

Basit.

Bitkiler, çiçekler, böcekler, ağaçlar ne yaparsa onu!

NEFES AL! NEFES VER!

Böyle iyi.

Bu seferki geçiş geçmiştekilere göre daha farklı.

Kendime kızmalarım, cezalandırmalarıma veda etmişim.

Kendimi daha az ciddiye alıyorum. 😉 Hayat bazen ve biraz da olduğu kadar.

YANG bir dünyada YİN olmanın dilini hiç konuşmamışım, dilbilgisi hatalarıyla tarzanca iyi kötü idare ediyorum. 🙂

Geçişler, taşınmalar, yaşam değişimlerine olan direncimi kademe kademe düşürüyor, sıkılı yumruklarımı gevşetiyorum, parmaklarım çözülüyor, el bileklerim gevşiyor.

Her zamankinden çok daha fazla nefesimle tek başınayım. Aaaa? Bir bakmışım aslında hiç de yalnız değilim!

Meditasyon pratiğim hiç olmadığı kadar disiplin kazanmış, hayret! Ben disiplinliyimdir dağılmaktan korktuğum için. Şekilsel disiplinim içsel disipline dönüşüyor yavaş yavaş. Yapmalıyım, olmalı, meli malılar kendiliğinden olana bırakıyor yerini.

Bazı günler sadece beş dakika, bazı günler çooook daha uzun. Hergün ama hergün. Aksatmadan zorlamadan ağlatmadan. 🙂

Sükunet geliyor sonra yayılıyor sereserpe ve midemin ortası büzüşüp de korku hissedecek gibi olsam nefesime geri dönüyorum sıkıştığı yerden çekip çıkarıyorum onu. Niye sıkışsın ki? Niye tutulsun ki? Gerginlik, yorgunluk, kötü huylu stres anlarının herbirinde farkında olmadan hep nefes tutmak var! Aaaa?

Durduğum yerde içim gevşiyor dinleniyor rahatlıyor.

Zihnim pençelerini gevşetiyor.

Nefesim akıyor kendi müziğini çalıp söylüyor.

Kimileri görsellemelerle meditatif hale daha kolay ulaşıyor, benim anahtarım basit bir nefes alıştırmasından ibaret.

Kendi nefesimi keşfettikçe yoga pratiğim de dönüşüyor değişiyor canlanıyor hafifliyor neşe geliyor.

Hiç mevsimlerden şikayet eden bir ağaç görmedim. Şikayet ediyorsa zaten şimdi muhtemelen artık burada değil. 😉

Dolayısıyla geçmiş geçiyor geçti geçecek!

Derken geçti geçecek dediğim ne varsa kıyafetlerinden kurtulmuş gerçek doğasıyla olduğu gibi karşımda ve belki de artık önemsiz. 🙂