sacramentoearthday_dana gray

O kadar güzel okuyor ki sabah ezanını… Ruhuma, yüreğimin en derin deryasındaki perilerime ve canavarlarıma sesleniyor, sesiyle varlığıma dokunuyor çağrısını duymamam mümkün değil! Sabah ezanı Sabâ makamında inceden bir hüzünle İstanbul semalarında yankılanıyor. Babamın babası, dedemin en sevdiği makamdı(r), gönlü güzel ve savaşçı ruhların sadası ve bıçak yarasıdır, kırılganlığın asaleti. Çocukluğuma ve onun İstanbul’una alır götürür beni. Yalnızlığın tüllerini aralamayı ve eşi dostu görüp hal hatır sormayı öğütler gibi derken diğer camilerin minarelerinden de şehrin dört bir yanında birbirinin çağrısını aynalayan ezan sesleri kaplar her yanı. Her sabah İstanbul herkes çekilmişken, şehir sessizliğinden uyanırken bir başka.

Bu aralar sabah 5’te uyanıyorum. Erkenciyim, sabah pratiğimi yapmak, hem yoga hem de reiki çalışmak için. Sabah ezanını dinliyorum, derken minareler arası diyaloğu… Benim çocukluğumun ezanları saftı. Ramazanlar da öyle. Sene 2014. WWF sayesinde kaplan evlat edinmek veya Greenpeace aracılığıyla protest olmak, TEMA sağolsun ağaç diktiğini, bağış yaptığını yedi düvele duyurmak (ahhh keşke bunlara devam etsek en faydalı egoist şeyler bunlar lakin dünyayı bu hale getirmek sorusunu geçelim çünkü ne cevabını ne de hesabını verebiliyoruz), facebook ve sosyal medyada selfie paylaşmak, şekil için kılıktan kılığa girmek, ister din ister yoga ister bilmem ne için olsun bunca modayken sanırım tek başınalığım giderek koyu sade kahve halini alıyor ve telve telve çökeliyorum içime. Şikayetçi değilim. Muhtemelen seçici olabilirim ve gururlanmıyorum. Aşağılayıcı ve elitist bir seçicilikten ziyade egosu tavan ya da taban yapmış uçucu ve sürüngen mahlukat ile irtibatı en aza indirmekte huzur buluyorum. Hepsi bu! Oysan busun buysan şusuncu her türden yaftalamadan paçamı sıyırmayı kendime bir borç bilirim. Fikrime, zikrime, yüreğime her türlü iktidar için mühür basmaya kalkışana da hoooop noooluyoooo derim!

Yoga yolunda yürürken yoganın siyaseti ve iktidarı, ülkedeki din ve dinsizlik ya da ırkçı ya da kadın-erkek cinsiyetçi kimlikler üzerinden yürütülen iktidar söylemlerini izlerken ağzımdan çıkanı kulağım duyuyor derin bir susuştayım. Suskunluğum direncim aynı zamanda. Sakin ve kararlı. Yüreğim ve zihnimle varoluşun gizemi ve özgürlüklerin arasına girmeye yeltenen herkese ve her şeye cevabım net ve basit! Sen kendi işine bak! Kimin haddine birbirine akıl öğretmek? Olsa olsa paylaşırız, alan alacağını alır, veren vereceğini verir, geçer gideriz.

Mümkünse beni ikna etme bir şeylere, bırak ne düşünecek ne hissedeceksem edeyim!

Yürekten bir sohbet olacaksa eğer bizimkisi her daim gözlerimin içi güler, öyleyse başım üstüne, buyur gel! 🙂 Selfie’yi kapıda bırak yalnız, belki yoga stüdyosuna girerken ve ders başlayacakken cep telefonunu da çantanda soyunma odasındaki dolaplarda güvenle kilitleyip bırakabilirsin, ne dersin? 😉

Not: 22 Nisan Dünya Günü idi… Benim için her gün Toprak Ana Günü! Tabii yeni BB binasının MKA’nın kurduğu çiftlik arazisinin tepesine dikilmesine cevabı doğa kendisi verecek nasılsa! Doğa her zaman kazanır ve insan bunu hep unutur. 🙂