10363756_10152101664483240_7657323363041075094_nBaktım en son 10 gün civarı olmuş yazalı. Tam dün oturdum başına baktım SOMA!

Dindar kadındı vesselam, başını sıkmaz, başörtüsünü çenesinin altından iliştirir bağlayıverirdi, bir şeyler ters gidip de birileri fena cinsten kötülük etse, haksızlığa hiç tahammülü yoktu, Çerkez kızıydı, dayanamazdı babaannem, amiyane tabiriyle lafı yapıştırıverirdi!

”Bu kötülüğü edenler vakti gelince mezarında tepesi üstü dursun inşallah!”

Nerden bilecekti benim ilerde yogayla uğraşıp tepesi üstü falan ters duruşlarla uğraşacağımı, amuda kalkacağımı?! Kendince hele hele mezarında tepesi üstü durmak ahirette de tüm sonraki ve önceki yaşamlarında da her ne yaptı ettiyse hakettiğini bulması üzerine söylenmiş naif bir laftı. Yogilerin diliyle karma yasası… Duygularını kendince çok güzel ifade ediyordu.

Kolum kanadım kalemim kırık artık. Çünkü düşünen yazan çizen hareket eden her kim ne varsa ya hapiste ya da mahkemede davası var. Sizce de bu işte bir gariplik yok mu? Sürekli tek bir insan ya da kurum hep haklı olabilir mi? Ebeveynine itiraz etmeye çalışan boğazı düğümlenen akneli heyecanlı sesi titrek çatlak kendine güvensiz gençler gibiyiz ya da bizden istenen bu! Sussss, ben bilirim sen bilmezsin! Büyükler konuşurken küçükler susar! Doğru çocuklar pek bir severler pot  kırmayı, hatta çocuktan alırsın genelde haberi, uygunsuz ne varsa hooop bir bakmışsın mahallenin dilinde! Ama bu çocuğu biraz terbiye etme sınırını aştı da cehennemi yeryüzüne kurdular, 205 tane Kömür Madeni İşçisini karanlıkta ölüme terk ettiler. (Biraz önce baktığımda 201 olmuştu 205)… 😦 Peki, Berkin, Ethem diyelim ki geçtik… Liste kabarıyor zannımca… Üstelik tepesi üstü kim duracak, bunların hesabını kim verecek sizce? İnancımız ne olursa olsun, sadece dünyaya, toprak anaya bakmak yeterli, NE EKERSEK ONU BİÇERİZ! Yaşamın kanunu bu! İster kabul eder ister tepesi üstü dururuz… Alın yazısı dediğimiz şeyin bir kısmı kendi elimizde, gerisi hani tevekkül dediğimiz şey bir yerde. Ama oturup da o kendi elimizdeki kısım için doğru, dürüst ve çalışkan, herkesin iyiliğini düşünen, şefkatli birer birey olmadıktan sonra gerisi boş!

Severek izlenen Muhteşem Yüzyıl dizisi hatırlatıp duruyor ya, Sultan Süleyman’a bile kalmadı bu dünya! Ayakkabı kutularının içeriği henüz diğer diyar-ı alemde geçerli değilmiş. Yoksa bizim bilmeyip de onların bildiği bir şey mi var? Derin şüphelere gark oldum şimdi! Hmmmmm…

Bu karanlık zamanda başüstü ters durmanın felsefesi, psikolojisi, aşıladığı korkunun üzerine gidebilme cesareti adına rahmetli babaanneme bir selam çakıp yakınlarını kaybedenlere de Allah’tan rahmet diliyorum. Hızımı alamadım bir cümle daha yazayım lütfen, din onlara, kimseye kalmadı. Ben bir dini, felsefeyi, işte yogayı onu şunu bunu senden daha iyi bilirim sen sus diyen birileri varsa yaşamınızda DİKKAT! Sadece bir geri çekilip düşünün… Bu ego savaşının neresinde yer almak istiyorsunuz! Ben şahsen hiç dikkate almam, yaaa öyle mi peki aferim der geçerim. Kendim de çok bildiğim iddiasında değilim, haddimi bilmeye bile çalışmakla geçiyor günlerim.

YASTAYIM!

Hürriyet Haberi: 14 Mayıs 2014 – Soma’da Facia

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26414025.asp

24398173