atha3

Az anlaşıldığını düşündüğüm bir sözcük, bazen az anladığım ıskaladığım… Sözcüğün de ötesidir ”şimdi”… Ayakların dibinde bir uçurum beliriverir ansızın, karar verme anı ve seçim yapma zorunluluğu olarak karşılaşılır, e haliyle sevimsizdir. Eğer ”şimdi” ile neşeli bir bahar günü rastlaşırsak tesadüfler ve evrenle birlikte dans etme hissinden baş döndürücü birkaç saati ışığa koşan deli bir pervanenin umarsızlığında son damlasına kadar içmek de olası. ”Şimdi” gücünü boşluğundan ve hoşluğundan alır zannımca. Onu kandırmak ne mümkün! Üzgünsen üzgün, sevinçliysen sevinçlisin, ”şimdi” gözlerinin bebeğinden ışıyan ruhunun gizli dilini konuşurken boşuna saklanmaya uğraşma! Bir kitap kadar açık ve geniş ”şimdi”…

Hakkını vermek lazım arada! Derken hep farkındalık hep farkındalık, periskop gözlerle kendini içten ve dıştan gözlemlemenin usandırıcı ukala yorgunluğu, hele hele başkalarının hayatlarına burun sokup kendi söküğünü dikmeye çaba göstermeksizin başkalarının ”şimdisine” derin müdahaleler… Mümkün. Çok çocuksu, çok ürkek, çok çok çok… Ne kadar kolay başkaları hakkında sözcükler türetmek, sıfatlardan kolye yapmak! Kimse birbirinin hayatını ödünç alıp da yaşayamadığına göre bu ne cüret diyesi geliyor insanın!

İzin vermek, izin almak meselesi. Hücre zarı geçirgenliği! Doğa bir canavar aslında ve izinsiz parmaklarını her yana uzatır burnunu da her şeye sokar! 😉 Uçurumun orda sınırda hayatla dans mı hergünü yaşanılır kılan? Tercihler seçimler ne yönde? Kırılganlıklar? Alınganlıklar? Küflü odalarda sandık içi sarısı hayalet anılar… Güneş görmesi lazımgelir arada birikmiş ”şimdilerin”. Ruhun çarşafları yasemin kokacak bahar temizliği şart!

Aksi halde ertelenen tüm bahar temizlikleri eninde sonunda inci tanesi bütün ”şimdilerin” tadını kaçırıyor, içimizin hırçın denizi kendinde o hakkı görüp bugünün kumsalına ne var ne yoksa ansızın yığıveriyor, içime attıklarını iade ediyorum sana, kabul etmeye mecbur muyum? Al hadi hepsini zehirli atıklarını nereye gömeceksin ”şimdi”? Kendinden kaçışın ne yöne olacak, pusulan kuzeyi mi güneyi mi gösterecek? Bütün çöpler gerçekten de denize gitmiyor mu? Kendimize de aynı biçimde davranıyoruz! Bütün duygusal çöpleri beden denizinin derinliklerine gömmeye, kurtul”muş” gibi yapmaya çok ama çok, daha dünden hazırız! Hoooop diye kişisel gelişiveriyoruz, hergün istisnasız düne göre daha bir ”bilgeyiz”.

Peki…

”Şimdi” bedeni ihmal edip dinlediğin zihninin sesi, ”şimdi” zihninin fısıltısına aldırmayıp bedeninin çağrısı ve buyurganlığı, ”şimdi” zihninle bedenini bertaraf edip yüreğinin sana İkarus kanatları taktığı, hatırladığında ürperdiğin o anı hatırla… Sonra boğazın serin derin mavi sularına bırak hepsini. Biriktirdiğin ve saçları çözülmemiş düğüm düğüm ”şimdileri” çözüp onlara gerçek gücünü geri verme zamanı. Bütün ”şimdilerin” özgür olsa ve vicdani hesaplaşmalar, küfüre dönüşen zorunluluklar görevler ihmalkarlıklar anılar endişeli yarınlar zincirin bir kırılsa?

Bütün bu duyguların, arzuların, fikirlerin, kendi varoluşunun doğasından gelen dört mevsimden firar etmeden kalmanın gücü ”şimdide” yatar. Yoga içimizde uyuyan aslanı usulca uyandırmaya niyet eder… ve devrimler içten başlar! İçeriyi ihmal edip, dışarıyı değiştirmeye yakıt ve vakit harcamanın eninde sonunda bir faturası çıkar!

”Atha Yoganushasanam.” (Patanjali, Yoga Sutra, 1.1)

”Şimdi, yoga.” (Patanjali, Yoga Sutra, 1.1)