Nefes tutmak…

Hiç düşünmeksizin nefes alır veririz. Ancak zorlandığımız bir yoga asanasında (duruşunda) bu kendiliğinden nefes alıp verme işi bazen sekteye uğrar! Kaslara gereken oksijen yardımı da gitmiyor demektir bu yüzden kasları ateşlemeyince onların da vücut ağırlığını taşıması aynı zamanda da esnemesi uzak bir ihtimal. Onun yerine hani eli ayağı boşalmak, ya da dizlerim tutmuyor tarzı bir halsizlik hali… Ya da denge duruşları çalışıyorsak denge sıfır! Üstelik ciddi nefes alıp vermek lazım, soğuk nefesin boğazın arka duvarına yapıştığını ve karnın havayla genişlediğini hissetmek iyi… Sonra yavaşça nefesi tekrar boşaltmak…

Kendini aşırı zorlamak…

Yogada askeri kamp modunda hadi hadi hadi pek çalışmaz, ama kendine dürüst olmak ve kendini o anda olduğun halinle kabul etmek çok iyi çalışır. 🙂 Bazı spor dallarında kaslarınızın çığlık atmasını istersiniz ama yogada değil. Tam tersine adamakıllı abarttığınızda kas çekmeleri ve sakatlanmalara hızlı davetiye demektir. Yoga asla acıtmaz. Eğer acıtıyorsa duruşta gidilen noktadan geri çekilmek gerekir. Yoga farkındalıktır, bedenin dilini konuşmak onu dinlemek ve ona göre cevap vermek.

Kendini başkaları ile kıyaslamak…

İlla ki her sınıfta ultra esnek bir insan bulunur! Yaptığı her harekette son derece rahat ve zorlanmaksızın duruşlardan duruşlara geçer de geçer. İşte tam bu noktada kişi kendini ne kıyaslamalı ne de bak yapamıyorsun işte diye dövmeli. Hem sakatlıklar ufukta görünür hırs yapınca, hem de işin keyfi kaçar. Hatta yoga bana göre değil bile dedirtir. Tam tersine, yoga herkes içindir. Kişisel yoga pratiğimiz de sadece bize ait. Her beden birbirinden farklı ve kişinin kendi bedeniyle kurduğu ilişki, ona nasıl davrandığı asıl mesele.

Yoga sınıflarında yanlış yeri seçmek…

Matınızı yerleştirirken bilgeliğinizi konuşturun! Peki nereye yerleştirmeli? Mümkünse sınıfın arka taraflarında bir yere. Genelde insanlar önde olmaları gerektiğini düşünürler, ancak eğitmen genelde sınıfta gezineceği ve hareketli ve düzeltmeler için yardımcı olacağından sınıfın önündeysek, duruşlara da çok hakim değilsek kaçırabiliriz. En arkanın bir ön sırası iyi bir seçim olabilir. Böylece bazı duruşlarda sınıfın yönü arkaya döndüğünde bile önünüzde birisi olur, akışı takip edebilir, sağa sola bakmaktan kurtulursunuz.

Tıka basa dolu mideyle yogaya gelmek…

Belki de yoga stüdyolarında bir duyuru asmak lazım. Neden mi? Tıka basa dolu bir mideyle uygulanan yoga duruşları son derece rahatsızlık verici olabilir, üstelik kan akışı sindirim için çoğunlukla mideye doğru yöneleceğinden kasların ihtiyacı olan enerji sağlanamayacak demektir. Kan dolaşımı oksijeni bedende dağıtıp gerekli yerlere ulaştırmak değil mi? Bu nedenle dersin başlamasından bir buçuk saat öncesinde yemek yemeye bir son vermek gerekli. Hem düzgün sindirim gerçekleşeceğinden besinlerden alınan yararlı maddeler kan dolaşımıyla tüm kaslara da dağılacak. Bir muz yemek, yanında belki biraz fındık ve ceviz iyi bir enerji çözümü olabilir, kan şekerinin tam ders ortasında düşmesini de engeller.

Zihni sinir bir zihin…

Vızır vızır düşünceler geliyor gidiyor! Akşam yemekte ne yesem? Evde deterjan bitti almayı unutmayayım. Ayyyy bu çalan şarkıya bayılıyorum! Eğer sizin de zihniniz bu şekilde çalışıyorsa yoganın zihin ve beden üzerindeki olumlu etkilerinden tam anlamıyla faydalanamıyorsunuz anlamına gelir. Bu dikkat dağıtıcılar odaklanmayı zorlaştırır neredeyse imkansız hale getirir. Aslında beynimiz aynı anda ahtapot kollu bir modda tüm işleri yapmaya tasarlanmamıştır. Odaklanılan bir çalışmanın bütüncül faydası bedende, zihinde ve duygusal dengede son derece güçlü ve olumlu etkiler olarak görülebilir. Çok şey kaçırıyorsunuz! O nedenle yoga uygularken bedene ve nefese odaklanmak bu işin anahtarı!

Basit duruşları geçip zor asanalara girişmek…

Kim kafa duruşunda (sirsasana) takılmak istemez ki? 😉 Ancak o kadar çok insan daha temel yoga duruşlarını uygulamadan veya bu duruşları oturtmadan gözalıcı daha zor asanaları denemeye girişiyor ki! Bu büyük bir hata! Yoganın bütün asanaları (duruşları) tümleşiktir, yani uygulama dinamikleri birbirine dayanır. Temel duruşları rahatlık ve güvenle tamamlayabilmek uygulayıcıya gerekli gücü, dengeyi ve esnekliği sağlar ki buradan hareketle daha ileri seviye duruşlarla uğraşılabilsin. Birdenbire ileri seviye asanaları uygulamaya kalkışmak, o duruşu uygun hizalanma olmaksızın çok zor tutmak ve dolayısıyla doğru kasları kullanmamak anlamına geldiğinden sakatlanma riski taşır. Ayrıca temel asanalar müthiş derecede kuvvetlendirir ve bunu da avantaja çevirmek hoştur.

Sessiz ve soluksuz…

Bir yoga dersine katılmanın ve bir eğitmenle çalışmanın en önemli tarafı güvenli bir uygulama alanında bilgilerin soruların takas edilebilmesidir. Eğer eğitmene herhangi bir soru sormuyor ya da kendinizi ifade etmiyorsanız eğitmenin ihtiyaçlarınızı anlaması da bir ölçüde daha uzun sürecektir. Bu nedenle derslerin başlangıcında yoga eğitmeniniz daha önceden herhangi bir sakatlığınız olup olmadığını sorduğunda bunu mutlaka paylaşın. Amaç tüm sınıfın içinde hedef haline gelmeniz ya da sizi utandırmaktan çok nasıl daha iyi rehberlik alabileceğinizi anlatmak. Eğer sakatlıklar, katı ve esnek olmayan kaslar, hamilelik gibi sağlığınızı birebir etkileyecek konulardan söz etmezseniz eğitmen sizi yanlışlıkla ve hiç bilmeden yarardan çok zarar getirecek duruşlara yönlendirebilir.

Hangi sınıf olursa olsun yoga olsun da…

Elbette ki hepimizin takvimi bir hayli yoğun ve bu iş ve yaşam ajandasında bir boşluk açıp ona uygun bir yoga sınıfı bulmak da mesele olabiliyor. Tam da bu yüzden yoga olsun da ne tip sınıf ya da ders olursa olsun yoga yapmış olayım gibi bir mantık hem dersten alınan tatmini düşürebilir hem de sakatlanmalara yol açabilir. Bir iki kere yoga denemiş olsanız bile disiplinli ara vermeksizin altı aylık bir yoga pratiğiniz hiç oluşmamışsa başlangıç seviyesindeki derslerle yetinin. Bundan sonra, güçlenip yoganın temelini oturtunca ne yöne nasıl bir sınıfa ilerlemek isteyip istemediğinizi eğitmenlerinizle görüşün. Değişik sınıflar, eğitmenler deneyin. Öncelikle derslerin içeriğini bilin, bilgi edinin. O kadar çeşitli yoga tarzları ve seviyeleri, tercihler var ki soru sormak iyidir. Eğer dinlendirici ve yatıştırıcı, esnetmelere ağırlık veren bir tarza ihtiyaç duyuyorsanız bir Ashtanga dersi pek de aradığınız yoga türü olmayabilir.

Derin dinlenmeden savasana gelmeden kaçmak…

Dersin bitmesine birkaç dakika kala bir bakmışız ki sınıfta yoga matını toparlamaya başlayanlar hemen kapıdan çıkıp gitmeler ajandadaki diğer yapılacak işe yetişmeler… Eğer dersin sonundaki derin dinlenme duruşu savasana ile aranız bozuksa ve siz de sıvışıp kaçanlardansanız yoganın önemli bir evresini es geçiyorsunuz: bedenin soğuması ve derin dinlenme. Esnetme ve derin dinlenme duruşlarına odaklanan bedenin soğutulması ders sonrasında kas tutulmalarının oluşmasını önlüyor, esnekliği pekiştiriyor ve yavaş yavaş nabız ve kan basıncını normale döndürüyor, böylelikle dersten sonra baş dönmesi, halsizlik gibi etkiler ortadan kalkıyor. Ayrıca pratiği bitirmenin eşsiz bir yolu çünkü merkezimize dönerek yenilenmiş kalkıyoruz. Dolayısıyla basit ve rahatlatıcı omurgayı çeviren bükülme pozları, otururken uygulanan pozlar ve en sonunda da bir savasana olmazsa olmazlardan.

[Kimberly Fowler, YAS Fitness Centers kurucusu]

Çeviri & Derleme: Çiğdem Toskay.