Bir arkadaşım sordu epey oldu benim de vaktim yoktu şimdi fırsat doğdu! Haklı öfke var mıdır? Yoga felsefesi buna nasıl yaklaşır? Bilmem?! Bir düşünmem okumam bakmam tartmam lazım demiştim. Sonra araya Bodrum’da TTC girdi, derken biraz hasret kaldığım yerleri dolaşmak, bu yaz böyle geçiyor. Yıllardır ilk kez dolu dizgin ancak aheste seyahat, araba yolculuğu, deniz, kum, güneş, eşe dosta uğramak, arada koyu tek başınalıklar sonra tekrar aile… Özlemişim dolaşmayı. Tek ciddi faturası az kitap okumak oldu. Ancak bir tanesi var ki epeyce ilgimi çekti, bitirmek üzereyim. Yukarıdaki soruya cevap vermek hayli zor, daha kırk fırın ekmek yemek lazımgelir.

The Yoga of the Nine Emotions, the Tantric Practice of Rasa Sadhana. Based on the Teachings of Sri Harish Johari. Peter Marchand, Destiny Books, Rochester, Vermont, 2006.

Unutmadan hatırlatayım. Kitaba oldukça açık fikirli yaklaşmak gerekiyor. Her şeyden önce Johari, Marchand’ın gurusu! Kitapta verilen bilgileri nesnel bir biçimde süzme becerimiz, görgümüz ve bilgeliğimiz var mı bilemiyorum. Bu sadece bir bakış açısı ve daha niceleri olabilir. Dolayısıyla kitabı ne tavsiye ediyorum, ne de etmiyorum!

Dokuz Duygu, yani Dokuz Rasa‘dan bahsediyor Marchand. Batının ve Doğunun duygulara yaklaşımından, Hint felsefesindeki yerinden…

1. Shringara (Sevgi / Aşk)

2. Hasya (Sevinç / Coşku)

3. Adbhuta (Wonder / Merak)

4. Shanta (Soğukkanlılık / Mantık)

5. Raudra (Öfke / Kızgınlık)

6. Veerya (Cesaret / Gözüpeklik)

7. Karuna (Hüzün / Merhamet)

8. Bhayanaka (Korku / Acziyet)

9. Vibhatsa (Tiksinme / İğrenme)

Dokuz duygunun birbirleriyle olan etkileşimleri, sürekli içinde kalmak istediğimiz ya da istemediğimiz duygular, onları yönetip yönetemeyeceğimiz, dıştan gelen duyumsal bilgilerin özümsenmesi ve analizi, yol açtığı duygular, içten içe kaynayan bir tencere bazen bütün bunlar, içerde kaynayan kamaşan duygular, gündelik rutinler oluşturulabilir mi, ayrıca duygusal açıdan acil durumlar nelerdir mesela? Bunlar duyguların, yani rasaların bireysel tarafı. Bir de toplumsal yönü var. Örneğin insanlığın duygusal evrimi nereye doğru gidiyor, Batı bilimi ve rasalar, sonra duygular, din, tinsellik ve yoga, sanatçıların duygulanımları, sosyal toplumsal işler ve siyaset, ruh hali pazarlaması ve rasaların (duyguların) terapideki yeri…

Bunlar son derece ilgi çekici ve merak uyandıran başlıklar bence. Siz ne dersiniz?

Duygularımızın dünyasını ne kadar yakından tanıyoruz? Hangi bakış açısı ile yaklaşıyoruz? Olmadıklarını varsaymak yerine onların dilinden anlamaya çalışmak nasıl olurdu?

Kısacası food for thought… Başka kitaplar, kaynaklar da vardır eminim, şimdilik benim karşıma bu kitap çıkıverdi, paylaşmak istedim. 🙂