Bilişim sektörünün dev firmalarının, mesela Google, ya da Twitter gibi, üst düzey yöneticileri, çalışanları iş, uyku, sosyal yaşam, beden için spor vb. gereklilikler arasında nasıl bir denge tutturuyorlar merak ediyorum, izliyorum. Harvard Business Review‘nun internet sayfasında ”sleep” (uyku) kelimesini girip ararsanız birbirinden değişik blog yazıları ve makalelerle karşılaşıyorsunuz. Thomas Edison‘un artık güzelim ampülleri nasıl pazarlasam motivasyonuyla gaza gelip de ettiği ”uyku gereksiz bi şey” lafını alıp Donald Trump gibi ”uyku dediğin muhallebi çocukları içindir” tipi laflarla gaza gelmekten tutun da üniversite yıllarında projeler, sonra master, doktora meselelerinde sabahı sabah etmeler, iş yerinde gecelemeler, iş teslimleri……..

Son araştırmalar, askeri alanda ve NASA tarafından yürütülen deneylerde uykusuzluğun ciddi fizyolojik ve psikolojik sorunlar, hastalıklar doğurduğu saptandı. Özellikle uyku apneasındaki artış şaşırtıcı boyutlarda. Bu maço tarzda uyku da neymiş çalışmak lazım diyerek yaşayan şahıslardan bir adet kendi ailemde de var ve bu sene son derece ciddi bir uyku apneası sorununa dair doktorlar teşhis koydu. Dahası yıllardır uykusuzluktan muzdarip olduğu için kalbinde de hafife alınmayacak bir ritm bozukluğu var. Uykuyu cidde almıyor ve düzensiz yaşıyorsanız ibretlik bir durum olduğu için umarım satırlarım iz bırakır, sağlıklı yaşam için ürkütse de bir motivasyon olur.

Kendim için de konuşursam, yaş ilerlemiş, onu farkediyorum. Eskiden bu tür yazıların yanından bile geçmez hatta aşağılardım. Bohem yıllar geride kalmış galiba! 😉 Hani sabah erken kalkmak gerekse bile 2’lere 3’lere kadar dışarılarda gezmeler tozmalar, yemeler içmeler, konserden konsere, caz mekanları arasında mekik dokumalara bir veda yazısıdır bu. Aman tanrım ne sıkıcı insanlar bunlar dediğim, eleştirdiğim, burun kıvırdığım tipler, özür dilerim. Saat gibi sekmeyen disiplininize hayranım. Bohemden disiplin ötesi durumlara geçiş sanıldığı kadar kolay olmuyor. Adeta kabuk değiştiriyorum.

Yaşamımda ciddi değişiklikler oluyor ve uzun bir süredir yazmayışımın bir nedeni de biraz kendimi gözlemleyeyim bakalım duyguda, düşüncede ve bedende neler oldu, iz bıraksın diyeydi.  Sabahları uyanmaktan uzun yıllar nefret ettim. Canım neyi ne zaman isterse o zaman yapmayı en doğru şey gibi gördüm. Bunun nasıl disiplinsizliğe yol açacak ve kemikleşecek bir huy olabileceğini farketmedim. Sonradan hep kaçtığım kaçındığım büyük organizasyonların parçası olmaya başlayınca düzen ve disiplinle verimliliğin, dikkatli çalışmanın nasıl birbirini hem iyi hem de bazen kötü yönde etkileyebildiğini görünce… Büyük organizasyonlardan ödü patlayan, onların tüüüh kaka olduğunu söyleyenlere bir sözüm var. Önce gelin dahil olun, bu büyüklüğün yapının içinde kendi rolünüzün sorumluluk ve etkilerinin bir farkına varın, bu rolün hakkını verin, ondan sonra konuşalım iyisini kötüsünü haklılık ve haksızlıkları… Çünkü bence bizler işe giderken köle zihniyeti ve ruh haliyle gidiyorsak esas sorun orada başlıyor. Seçimlere sahibiz. Nasıl organizasyonlar bizi seçerek alıyorlarsa bizler de seçerek dahil olmalıyız. Maaş çekinin üstündeki rakamın ötesinde bir ilişki bu ve iyi yönetilmeli. Biz kendimize dürüst değilsek nasıl olacak?!

Konumuza geri dönelim. İş ortamında verimliliğin olmazsa olmazı iyi uyumak. Uyku etkin dinlenmenin, tazelenmenin ilacı. Onsuz olamaz! Gece insanıyım diyorsanız ona yapacak bir şey yok. Ben yıllarca kendimi gece insanı sandım. Son bir aydır sabah insanına dönüşmek üzere amansız bir geçiş yaşadım. Artık iki haftadır her sabah olmasa bile haftanın beş ya da altı günü beş, bilemediniz beş buçukta kalkıyorum. Ashtanga kişisel pratiğim ve meditasyon disiplinim daha da yerleşecek hissediyorum. En ilginci zihnimde, bedenimdeki değişimler. Dinçleştiğimi farkediyorum. Güne başlamak benim için eskiden psikolojik olarak zorken şimdilerde göğüslemek daha kolay. Fazlaca zihnimde değilim, stres seviyem daha kontrol edilebilir seviyelerde. Çünkü telaşla bir gözüm açık daha öteki kapalıyken uykulu uykulu hazırlanmıyorum. Kahvaltı etme alışkanlığımdaki sıkıntım devam etmesine rağmen yine de bir sabah rutini oturuyor. Sanırım tembellik denen şeyin altında bazen günün getireceklerinden çekinme ve korku da yatıyor. Bir meydan okumayla kalkmak değil, dengeli ve sakin uyanmak, korkusuz ve endişesiz ama kararlı bir ton tutturmak gün boyu olayların, insanların, konuların üstünde bir kartal gibi süzülmeyi sağlıyor. Bedenin biyo ritminde de bir iyileşme hissettim. Yoga ve Ayurveda vücudun dışkılama / sindirim sisteminden sağlık taraması, okuması yapacak yetkinlikte disiplinlerdir. Bu açıdan da bir iyileşme gördüm kendimde. Tüm doğanın aksine hareket etmek yerine gün batımını takip eden birkaç saat sonunda uyumak ve gün doğumuyla uyanmanın inanılmaz faydalı olduğunu gözlerimle görüp neden daha önce bu disiplini reddettim diye hayıflanıyorum! 😉

Geceleri erken yatmakla günü kaçırdığımı, hayatı kaçırdığımı düşünürdüm. Eğlence sektörünün bunu izlemez, seyretmez ve yapmaz, yemez içmezsen yeterince cool ve seçkin değilsin martavalına tamamen kulaklarım tıkalı, enerjim ve maddi gücüm varsa kendi seçtiğim şeylerle dolu efendisi olduğum bir yaşam şimdilerde beni daha çok tatmin ediyor. Reklamlara doymuşum. 🙂

Kısacası bu dönemde hayatımın odağında iş, kendimle başbaşa kalmalar, kişisel yazılar, uzaklara mektup yazmak, kitap, müzik, filmler, sessizlik, yoga ve meditasyon pratiği var. Aaaa, haklısınız, bilinçli bir karar ve seçimle çocuksuzum. 😉

Doğada uzun yürüyüşlere de vakit ayırıyorum. Şu aralar en büyük şikayetim uzun süre iş yerinde ayakta kalmak ya da sandalyeden sarkan zavallı bacaklarım! O yüzden asla ödün vermediğim bir yoga duruşu var, her akşam eve gelir gelmez en az on beş bazen yirmi dakika uyguluyorum. Sevdiğim müzikler arka fonda, gözlerim kapalı, Viparita Karani uygulayarak bu restoratif (derin dinlenme sağlayan) pozda kısa süreliğine bir tatile çıkıyorum. 🙂

Viparita Karani, bacaklarda varis oluşumlarının önüne geçmesi, lenf drenajı, gün boyu ayakta kalmaktan ötürü ayaklara hücum eden kanın akış yönünün değiştirilmesi, derin dinlenme sağlaması, stresi yatıştırması bakımından son derece keyifli bir duruş. Uygulama sırasında duruşta daha fazla zaman geçtikçe ayak parmaklarında ya da ayaklarda uyuşma olursa dizleri kırarak göğsünüze yaklaştırın. Eğer kalçaları sıfırlayarak duvara yaklaştırmakta zorluk olursa dizleri hafifçe kırın. Duruşun içinde gevşeme ve derin dinlenmeyi arttırmak için dizlerin hemen yukarısından bir yoga kemeriyle bacakları hafif aralık kalacak şekilde bağlayın. Eğer bacakları iki yana genişçe ayırarak uygulamak isterseniz yine bir yoga kemeriyle kasıklarınızı zorlamayacak şekilde kemer açıklığını geniş tutarak ayak bileklerinizin etrafına geçirin. Rahatsızlık vermiyor, omuz başlarında herhangi bir ağrıya neden olmuyorsa kolları geriye doğru yerden uzatın, dirsekleri yakalayın, böylece göğüs kafesinde bir genişleme hissi yaratın. Dil damaktan ayrı, gözler göz çukurları içinde derin, bacakların üst kemikleri (femur başları) kalçaların içinde yine derin, yerçekimine kendinizi bırakın. Gözler kapalıyken lavantalı bir göz yastığı da dinlenme rutininize keyif katabilir.

Tıpkı doğada diğer canlıların yaptığı gibi, koşmamız gerektiğinde koşar, dinlenmemiz gerektiğinde dinlenir ve uyuruz. 🙂

Not: Yüksek tansiyon, kalp hastaları, daha önce boyun bölgesinde ciddi rahatsızlığı olanlar, glaukom ve retina bozuklukları, dejenerasyonu olan kişiler, menstrüasyon dönemindeki, hamile kadınlar kendi başlarına Viparita Karani uygulamamalıdır.

Yoga_LegsUpTheWall_01_300x350

Harvard Business Review: ”Real Men Go To Sleep…”