Bu yaz sonundan beri yoga uygulamam değişti. Yavaş, derin, gözlemci, odaklı bir hal aldı. Geçenlerde Slow Ashtanga (Yavaş Ashtanga) adında bir blog ve video ile de karşılaşınca anladım ki bu gidişat aslında bir arayış. Stüdyolardan, klasik Hatha Yoga’dan, işte bildiğiniz popüler yoga derslerinden keyif almamaya da başlayınca, bir sorun mu var, yoooo, böyle de devam edebilir elbette. Hani yogaya keyif almak için gittiğimden değil, keyiften çok kendimle karşılaşmalarım tanışıklığım zihinsel vıdı vıdılarımdı uzunca bir süre, sonra onlar da çekti gitti, geriye sırf nefes ve yoga kaldı çoğu zaman. Derken çoğunluğun şekilci yani dış görünüme odaklı yoganın peşinde olması ister istemez stüdyo derslerini de etkilediğinden, benim tercihlerimin ya da merakımın farklı bir yöne kaymasındandır, ev pratiğim dışında toplu yoga pratiklerine adım atmaz oldum. Ev pratiğimde de farklılaşmalar olmaya başladı. Qi-gong pratiğim işin içine karışıyor parazit yapıyor! 😉 Iııı-ıııııhhhh, belli ki bir şeylerin peşindeyim, ama nedir bilmiyorum! Daha da derin bir felsefeye daha da derin bir bedensel pratiğe ihtiyacım var! İyi de o zaman sor kendine! Bugünlerde sana neler oluyor? Neler olmuyor ki?! Etrafımdaki her şey ama her şey her an her saniye sürekli değişiyor, planlar bozuluyor, bazen eğlenceli, komik şeyler, bazen korkunç hani insanı depresyona sokacak denli egosunu yerle bir eden şartlar oluşuyor. Sürekli 7 şiddetinde bir deprem, en az F5 haşmetinde bir kasırga hali! Hayatımın son dönemdeki özeti! Peki başa çıkabiliyor muyum? Bazen evet, bazen kocaman bir hayır!

Geleneksel Çin tarihinde kadim bir kitap var, ona I Ching yani Değişimin Kitabı diyorlar. Milattan Önce 11. yüzyıla kadar geriye gittiği tahmin ediliyor. I Ching‘in ana figürleri bir hexagram (üst üste istiflenmiş yatay altı çizgi) ve sekiz trigram’dan (Ba guà) oluşuyor. Altmış dört çeşit olası trigram çifti, yani hexagram var.

— — — — Ba guà — — — —
 
Kûn: Toprak / Gén: Dağ / Kan: Su / Xùn: Rüzgar / Zhèn: Gök Gürültüsü / Lì: Ateş / Duì: Göl / Qiàn: Gök

Böylelikle I Ching‘in derin felsefesinin değişime, yukarda bahsedilen trigram ve hexagram figürleri ile sembolize edilen çeşitli olasılıklar, kombinasyonlar ve bunların incelenmesinin de ötesinde değişimin dinamiği, öğeleri, karakteristiğinin kavranması, beden, yaşam, ruh, zihin üzerindeki etkileri üzerinden incelemesi olduğunu söyleyebiliriz. Yaşam birbirine ölümüne zıt asal Yin ve Yang‘ın, yani dişil (yin) Kaplan enerjinin yükselerek alçalan eril (yang) Ejderha enerjisiyle buluşmasından ve bu buluşmanın sonsuza dek değişen ve değişecek olan sonuçlarından ibaret. Yin ve Yang‘ın dansı yaşam, değişim ve doğum. Ba Guà‘nın özü bu.

Gündelik yaşamda değişimi kabullenebilmek, onunla rahatça dansedebilmek için ihtiyaç duyduğum pratiğin yolu gözüktü. Yogada son zamanlarda beni tatmin etmeyen bir şeyler var. Cevabını bu akşam kendi kendime verebildim. Matın içine çekilme ve dış dünyayı silme, içe dönme halinin bana yetersiz geldiğini, hem içe dönerken hem de dışta olanı biteni algılamaya devam ederek konsantrasyonumu korumak istediğimi farketmek… İçle dış arasındaki dengeyi özlemek ve o dengenin ne kadar dinamik, değişken, su gibi akışkan olduğunu bir anda kavrayıvermek. Çemberin ve onun merkeziyle çeperinin arasındaki ilişkiymiş beni düşündüren, bir konuya ölümüne konsantre olurken dışarıyı çevreyi de algılama ihtiyacım artar ve kendimi bu yönde eğitmeye çalışırken yolumuz boşuna kesişmemiş. Meğer sonbaharı Krishnamacharya‘nın Savaşçılar Serilemesi ile flört halinde geçirmem boşuna değilmiş! Şimdi, daha fazlasına ihtiyacım var! Dört bir yandan üzerime gelen olaylar, kişiler, enerjilerle daha yetkin bir biçimde başa çıkabilmek için pratiğimin de dönüşmeye değişmeye ihtiacı var! Qi-gong, Taoist Yoga gelenekleriyle harmanlanacak sırada son derece çocuksu derecede basit bir Ba guà pratiği var! Zorluğu basitliğinde gizli!

Bu Gong fu disipliniyle yaklaşık dört yıl önce karşılaşmış ve onu anlamamıştım, tıpkı başlangıçta Qi-gong için de aman ne sıkıcı diye düşündüğüm gibi. Ta ki en sevdiğim yönetmenlerden Wong Kar Wai‘nin The Grand Master (2013) yapımı filmini izleyene kadar. Wai hem Gong fu‘nun tarihine şapka çıkartacak cinsten bir görsel ve fotografik şölenle selam çakıyor, hem de Çin’in Japonlar tarafından işgaline dek ve sonrasındaki dönemine, Batı’nın sömürgeci güçlerine karşı yolsuzluk, çetelerin kol gezdiği sokaklarda halkın kendini koruma ve güvenlik ihtiyacına bir tepki olarak dövüş sanatlarının sosyal ve kişisel tarihine göz atıyor. Bruce Lee‘nin üstadının biyografisini de izleme şansına sahip oluyoruz. Elbette ki Wong Kar Wai‘nin anlatımı her zamanki gibi şiirsel! Pekçok sahnesini nefesimi tutarak izledim. Sanırsınız ki aksiyondan, hayır! Daha ziyade ışığın, romantizmin, acıtan gerçeklerin, duyguların su, ateş, toprak, rüzgara dönüştüğü olağanüstü bir şölen ve zerafetle karşı karşıya kaldığım için…

Günümüzde iş yerinde ve şehir hayatında bambaşka dövüş sanatları gerekebiliyor. Değişimle olan dansta ustalaşmaya hiç bu denli ihtiyacımız olmuş muydu acaba? Dört bir yanda patlak veren savaşlar, evlerinden olan insanlar, giderek kısıtlı hale gelen ve gelecek olan sağkalım için elzem hava, su, gıda ile ilgili küresel sorunlar… Bazen sormak istiyorum kendime, bizi ve sağkalımımızı bu kadar önemli kılan acaba ne?!

Ba guà‘nın büyük üstadlarından Liu Xing-Han‘ın sözleriyle kapatalım:

”Özveri ve disiplinle, sebatkar olun, çalışın ve böylece bir anda şimşekler çakacak, anlamaya başlayacaksınız. Pratiğiniz derinleşecek, o kadar ki çok daha yüzeysel pratik yapanların önüne geçeceksiniz. Pratiğin bilmecesiyle oynayın: Öne atılın ve çekilin; zihni bedenle buluşturun; daimî değişimin yöntemine çalışın. Her zaman hatırlayın, bir dong / bir jing (bir hareket / bir hareketsizlik). Her hareket için bir hücum ve bir de geri çekilme vardır ve her değişim hareketten hareketsizliğe geçiştir. Açık ve net olun, şaşkınlığa kapılmayın, sürekli pratik edin. Eninde sonunda pratik gündelik yaşamınıza nüfuz eder. Yin ile Yang‘ı, Kaplan ile Ejder‘i tümletin. Her zaman hatırlayın, bir ”hareket”, bir ”hareketsizlik.”